Ülkenin kaderi Amerika’ye teslim

0
74
Biden Erdoğan

Amerika Başkanı Joe Biden ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarının ömrünü uzatmak adına her türlü tavizi vermeye hazır bulunduğunu bir kere daha açıkladı. Görüşmeyi değerlendiren siyasetbilimciler, Ankara için krizi aşacak bir sonucun çıkmadığını, bağımlılık ilişkilerinin daha da derinleşeceğini vurguluyor.

Ankara’dan devamlı güvence isteyecekler

“Erdoğan ve Biden arasındaki müzakere, Türkiye’nin NATO ittifakına bağlılığının teyit edilmiş olduğu bir buluşmanın ötesine geçemedi” diyen BirGün Yazarı ve akademisyen Emniyet Gürkan Öztan: “İktidar, Amerika yönetiminin Batı ittifakında safları sıkılaştırma politikasına dahil olacağının sinyalini vererek kendi için ‘uzatma süresi’ istek etti. Muhacir kartı yine masaya kondu, Kabil Havaalanı’na ait tavsiye iletildi ve Batı’nın sınır bekçiliğine devam edileceği ima edildi” değerlendirmesi yapmış oldu. Simgesel düzeyde duracak olsa da Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde dilek etmiş olduğu fotoğrafı vermesinin kısmen sağlandığına dikkat çeken Öztan “Ekonomik ve siyasal krizi aşmak için zirveden finans merkezlerini ve seçmeni ikna edecek bir netice elde etmeye çalışan iktidar, doruk süresince mayınlı tarlada gezinmek yerine emperyalist merkezlere ‘ahenkli’ görünmeyi yeğledi” ifadelerini kullandı.

Öztan, laflarını şu şekilde sürdürdü: “1915 krizinin üzerinin kapatılması bunun bir göstergesiydi. Her ne kadar Erdoğan, Amerika ile ilişkilerin iyileşeceği mesajını hem iç bununla beraber internasyonal kamuoyuna iletme kaygısıyla hareket etse de böylesi bir ‘iyileşmenin’ somut koşullarının oluştuğuna dair şimdilik herhangi bir işaret yok. Biden yönetimi, Erdoğan ile beraber çalışmanın karşılığında Saray’ın Amerika yörüngesinden çıkmaması için devamlı yeni teminatlar isteyecek benzer biçimde görünüyor. Bu da bir taraftan bağımlılık ilişkilerinin derinleşmesine, bir taraftan yeni krizlerin doğmasına yol açacak.” Siyaset Servisi

***

Sorunların çözümü yok

Dış Siyaset Uzmanı Semih İdiz: Temel konuların hiçbirinde bir ilerleme yok. Ama buna karşılık iki önder arasındaki buzların eridiğini söyleyebiliriz. Bir diyalog kanalı açıldı. Evvelde 5 ay bekleniyordu, telefonlar açılmıyordu. Ama anlaşılıyor ki Biden ve Erdoğan birbirlerine ulaşabilecekler. Fakat bunlar sorunların çözümlerini getirmiyor. Ne Amerika YPG’den vazgeçmeye hazır ne Türkiye S-400’lerden. Arka planda S-400’lerden meydana gelen yaptırımlar var. Bunların kalkması olası değil. Türkiye Rusya eksenine kaymayı denedi fakat başarı göstermiş olamadı. S-400’ler alındı fakat Rusya ile tam istenen sonuçlar alınamadı ne Suriye’de ne Libya’da ne de Şark Akdeniz’de. Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde muazzam beklentilere girmesi aslına bakarsanız olası değildi. Şimdi yeniden özüne dönme çabası var Türkiye’nin. Türkiye yeniden Avrupa’ya dönüyor fakat bu Avrupai değerlere de dönmek anlamına geliyor. Bu iyi mi olacak belli değil. S-400 ve YPG benzer biçimde mevzularda Türkiye’nin fazla ödün verme marjı yok şundan dolayı iç halkoyu bunu kabul etmez.

***

Mücadeleye çağırıyoruz

Erdoğan ile Biden görüşmesinin arkasından izahat yayımlayan SOL Parti Saray’ın Amerika ve NATO’nun taşeronluğuna hazır bulunduğunu altını çizdi. “Erdoğan ve Saray cephesinin aylardır heyecanla beklediği Biden görüşmesi gerçekleşti” denilen açıklamada, “Beyaz Saray koridorlarından geçerek iktidara gelen AKP, bugün de Amerika’den güç alarak iktidarını sürdürmenin yollarını arıyor. Bunun için her dün ödünü vermeye, ülkemizi Amerika’nin taşeronluğunda felaketten felakete sürüklemeye hazır bulunduğunu ortaya koyuyor” denildi.

Emperyalistlere karşı savaşım çağrısı icra eden SOL Parti, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ‘Ey ABD nidalarını’ bir kenara bırakıp Bahçeli ile beraber ‘hamdolsun’ moduna geçen Saray cephesi; Amerika ve NATO’ya bağlılıklarını bütün tarihlerinde olduğu benzer biçimde bir kere daha teyit ediyor! Karadeniz’den Ortadoğu’ya yeni atak planları içerisinde olan; Çin’i ekonomik ve askeri çevreleme siyasetiyle yeni bir soğuk cenk sürecini başlatma hazırlıklarını icra eden Amerika ve NATO ise Türkiye’yi yeni politikalarının da taşeronu yapmaktan saadet duyuyor.

Türkiye Afganistan’da işgal güçlerinin bekçiliğine talip oluyor. Bu işi “Pakistan ve Macaristan” ile beraber üstlenmeyi öneriyor. Anlaşılan dünyaya “Erdoğan-Orban-İmran Han” otoriter liderler üçlüsü olarak bildiri vermek istiyor. Öte taraftan Amerika ve Biden’ın Saray’a ‘insan hakları ve demokrasi’ dersi vereceğini uman düzenlilik muhalefeti ise ülkemizi yeni riskler içerisine atacak Amerikancılık hikayesinde tek bir kritik dahi gündeme getirmiyor.

Türkiye’nin bugün siyasi İslamcı karanlıkla beraber her tür mafya, çete ve tarikat kirliliği içerisinde boğuluyor olması; halkın açlık ve yoksulluğa mahkum edilmesi emperyalizme bağımlılıktan ayrı ele alınamaz. NATO ve G-7 zirvelerinde küresel emperyalist güçlerin yeni cenk ve sömürü haricinde bir politikalarının olamayacağı ortaya konuyor. Bugün ülkemizi bölgemizi ve dünyamızı bu açgözlü ve kanlı saldırganlıktan korumanın yolu emperyalistlere karşı ikirciksiz bir mücadeleden geçeceği de ortadadır. Bunu da sadece zamanı emperyalizme karşı savaşım zamanı olan SOL yapabilir, hepimiz yapabiliriz!

Türkiye’yi Amerika’nin taşeronu, NATO’nun sınır kalkanı yaparak kendi pis iktidarlarını sürdürmek isteyen işbirlikçilere karşı Tam Bağımsız Türkiye mücadelesini beraber yükseltmeye çağırıyoruz. Amerika ve NATO üstlerinin kapatılmış olduğu; emperyalist tekellerin ülkemiz üstündeki bütün sömürüsüne ve işbirlikçi sağın hegemonyasına son verdiğimiz bir ülkeyi yaratmak için savaşım edelim.”