Tahir Elçi davasında sanık polislerin tutuklanması talebi reddedildi

0
63
Tahir Elçi

28 Kasım 2015’te Sur ilçesinde Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayeti ile ilgili açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık polisler F.T., S.T. ve M.S. ‘bilinçli taksirle öldürmeye sebebiyet verme’ suçundan, firari sanık Uğur Yakışır ise ‘iki polis memurunu öldürme’, ‘bir polis memurunu öldürmeye teşebbüs etme’ ve ‘Elçi’yi olası kastla öldürme’ suçlarından yargılanıyor. Sanık polislerin SEGBİS ile katıldığı duruşmada Elçi’nin avukatları hazır bulundu. Duruşmaya; CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Alpay Antmen, HDP’li milletvekilleri Saliha Aydeniz, Semra Güzel, Mahmut Toğrul, Dersim Dağ, Hollanda Büyükelçiliğinden Sera Aleksandra Marshall ve birçok kentin baro temsilcileri katıldı.

Mahkeme heyeti, Kovid-19 tedbirleri gerekçesiyle duruşma salonuna sınırlı sayıda kişinin alınmasına karar verdi.

Türkan Elçi: Benim gibi bir mağduru dışarıya atmakla tehdit etmek, oldukça kolay bir davranıştır

Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Duruşmada müşteki sıfatıyla söz alan Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, ilk duruşmada mahkeme heyetinin tavrını eleştirerek, “132 gün önce gerçekleşen davada meramımızı anlatacaktık, fakat saygı duyduğumuz makam bizi dışarıya atmakla tehdit etti. Makamınıza birilerini salondan atma olanağı tanındığını bilebilecek durumdayız, fakat bir yetki vicdani ve empati gibi değerlerden uzaklaştığında, ortada iletişimi koparacak ve güveni sarsacak bir güç kalır. Oysa hukuk düzeni, güven duygusu içinde bir yaşamı vadeden bulunmaz bir nimettir. Benim gibi bir mağduru dışarıya atmakla tehdit etmek, oldukça kolay bir davranıştır. Çünkü arkanızda bir mülkün devasa gücü var. Bizim arkamızda ne devlet gücü ne devlerin gücü ne de sırtımızı yaslayacağımız duvarlarımız var. Bizimle sürekli beraber yürüyen ölülerin sesleri var, hepsi o kadar. Fakat bu da bilinmelidir ki bir mülk ancak ve ancak adaletle güçlenir, adaletle ayakta kalabilir” dedi.

‘Son sözlerini dile getirdiği anda katledildi’

Elçi konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün bizi bu salonda bir araya getiren cinayet dosyasında maktul olarak yer alan, koca bir şehrin baro başkanı, ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış Tahir Elçi, toplumun kaosa sürüklendiği, sokaklarda bombaların patlatıldığı, silahların gece gündüz susmak nedir bilmediği, masum insanların zarar gördüğü bir gidişata hiç kimsenin cesaret edip dur diyemediği bir anda, sadece kendi insani duygularının etkisiyle ve savaşa karşı durmak gerektiğine olan inancıyla son sözlerini dile getirdiği anda katledildi”.

‘Adaletin tecelli edeceği beklentisi toplumun umudu haline geldi’

“Adaletin tecelli edeceği beklentisinin toplumun umudu haline geldiğini de belirtmek isterim” diyen Türkan Elçi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sonu bir mabedin ayakları altında dramla biten bir senaryonun yazarlarının bulunup cezalandırılması, huzur ve güven içinde bir ülkede yaşamamız açısından elzemdir. O daracık sokakta başrolleriyle, figüranlarıyla oynanan oyunun senaristinin, yönetmeninin, kurşunu sıkanın bilinemeyeceği veya işlenen suçun taksiren olduğu inandırıcı değildir. Hukuk devleti ilkesi gereği, yaşadığımız mağduriyetin hukuksal çözümünü  yargı mekanizmasına bırakmayı gerektirir. Yetkililerin yaşanan mağduriyet karşısında sessiz kalması, olanakların adaletin tecellisi için kullanılmaması, hukuka ve makamlara olan güveni zedeler”.

‘Suçluların cezalandırılmaması, tarih boyunca hatırlanacak bir leke olarak yerini alacaktır’

Yargının yaraları onarmayla mükellef olduğunu dile getiren Türkan Elçi, “İşlenen cinayetle kanayan yaranın onarılma görevinin yargıya düştüğü, kamu düzeninde karşılaşılan her türlü haksızlığın yargı makamlarınca çözülebileceği, adaleti tesis edebilme rolüyle toplumsal barışın ve huzurun sağlanacağı unutulmamalıdır. Yargı toplumsal yaraları adaletle onarma işleviyle mükelleftir. Yargı makamlarının adalet dağıtıcısı olarak tanrısallaştırılmış işlevini yerine getirmemesi, suçluların cezalandırılmaması neticesinde yargı hanesinde tarih boyunca hatırlanacak bir leke olarak yerini alacaktır” şeklinde konuştu.

Davaya katılma talepleri

Türkan Elçi, davaya katılmaya yönelik karar verilmesini talep etti. Tahir Elçi Vakfı, Antep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı, Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, Urfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Ankara Barosu temsilcisi, Şırnak Barosu Başkanı Nuşerivan Elçi, TİHV,  Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Eş Genel Başkanı Bünyamin Şeker ve Çağdaş Hukukçular Derneği, davaya katılma talebinde bulundu. Katılma talebine karşı iddia makamı, Türkan Elçi, Ömer ve Mehmet Elçi ile Diyarbakır Barosu’nun suçtan zarar görme ihtimallerine binaen katılma taleplerinin kabul edilmesini, diğer kurumların ise katılma taleplerinin reddedilmesini istedi. Mahkeme, Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, ağabeyleri Mehmet Elçi ve Ömer Elçi ile Diyarbakır Barosu’nun davaya katılma talebini kabul etti, diğer talepleri ise reddetti.

Sanıkların tutuklanması talebi reddedildi

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, verdiği ara kararda firari sanık Uğur Yakışır’ın yakalanmasının beklenmesine, iki gizli tanığın sesleri ve görüntüleri değiştirilerek duruşmada dinlenmesine, olay hakkında bilgisi olan beş tanığın duruşmaya çağrılmasına karar verdi. Sanık avukatlarının olay yerinde keşif yapılması talebinin sonra değerlendirilmesine hükmeden mahkeme, sanıkların tutuklanması talebini ise reddederken, yurt dışına çıkış yasağı tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 14 Temmuz 2021 tarihine ertelendi.