Sözcü’den Canan Kaftancıoğlu açıklaması: Gazetecilik dersine ihtiyacımız yok

0
18
Canan Kaftancıoğlu

Sözcü gazetesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun eleştirilerine verdiği yanıtta, “Kaftancıoğlu yaptığı açıklamada, yazarımızın yazısına dil uzatma ve Sözcü’ye gazetecilik dersi verme cürretini kendinde buldu. Bugün Türkiye’nin en çok satan ve en güvenilen gazetesi Sözcü’nün, siyasetçilerin vereceği gazetecilik dersine ihtiyacı yoktur” dedi.

Sözcü gazetesi, Serpil Yılmaz’ın yazısına tepki gösteren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı hakkında açıklama yaptı.

Sözcü Gazetesi yazarı Serpil Yılmaz köşe yazısında, internet ortamında yapılan Taksim Toplantıları’nın onur konuğu olan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Atatürk’e atfen üç kez “Gazi Mustafa Kemal” ifadesini kullandığını yazdı.

Eski TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan’ın, Kaftancıoğlu’na “Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?” diye sorması üzerine Kaftancıoğlu’nun da, “Kişilerin isimlerinden söz ederken, belirli alışkanlıklarla bunların özel atıflarla kategorize edilmesine karşıyım. Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum” yanıtını verdiğini aktardı.

Kaftancıoğlu, sosyal medya hesabından konuyla ilgili açıklamada bulundu. Sözcü’nün haberine tepki gösteren Kaftancıoğlu, “Söz konusu yazının yayımlanmasıyla birlikte bugün sosyal medya üzerinden hakaret, küfür ve tehditlerle şahsıma saldıranlar, bu haberin yazılmasındaki asıl dert ve niyetin ne olduğunu açıkça ortaya koymuştur” dedi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Sözcü gazetesi, “CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 9 Eylül akşamı Taksim Toplantıları’nda konuştu. Konuşmasında Atatürk’ten, 2 kez “Gazi Mustafa Kemal” diye sözetmesi dikkat çekti. Duayen siyasetçi Uluç Gürkan, Canan Hanım’ın neden Atatürk ismini kullanmadığını sordu. Yazarımız Serpil Yılmaz da köşesinde, o toplantıda yaşananları tüm çıplaklığıyla anlattı. Önce Kaftancıoğlu’nun sözlerini olduğu gibi verdi. Sonra da ‘Haber kutsal, yorum hürdür’ düstürundan yola çıkarak bu sözler üzerine, her köşe yazarının yaptığı gibi geniş bir analiz yaptı” ifadelerini kullandı.

“SÖZCÜ’YE GAZETECİLİK DERSİ VERME CÜRRETİNİ KENDİNDE BULDU”

“Bu yorum, basın özgürlüğünün savunucusu CHP’nin bir neferi olan Canan Hanım’ı rahatsız etmiş ki Atatürk düşmanı çevrelerin yaptığı gibi Sözcü’ye saldırdı” denilen açılamada, şunlar kaydedildi:

“Demokrasiden ve fikir özgürlüğünden bahseden Kaftancıoğlu yaptığı açıklamada, yazarımızın yazısına dil uzatma ve Sözcü’ye gazetecilik dersi verme cürretini kendinde buldu. Bugün Türkiye’nin en çok satan ve en güvenilen gazetesi Sözcü’nün, siyasetçilerin vereceği gazetecilik dersine ihtiyacı yoktur.”

“Sözcü ve yazarları kimsenin önünde eğilmez, kalemlerini kırmaz, Sözcü, Türkiye’de özgür gazeteciliğin kalesidir” ifadeleri kullanılan açıklama, şöyle devam etti:

“Yazarlarının köşelerine müdahale etmez, sansürlemez, kaldı ki Sözcü yazarları da yandaş medyada olduğu gibi talimatla yazı kaleme almaz. Anlaşılan Canan Hanım, Sözcü’yü yeterince tanıyamamış. Yazarımızın yazısıyla ilgili bir sıkıntısı varsa, direkt onu arayıp rahatsızlığını bildirebilir, yanlış olduğunu düşündüğünü görüşün, düzeltilmesini rica edebilirdi. Öyle yapmadı. Toptancı bir zihniyetle Sözcü gazetesinin tamamını karalama yolunu seçti.

“SÖZCÜ SAYESİNDE DOĞRU YOLU BULMUŞSA NE MUTLU BİZE”

Canan Hanım açıklamasında ‘Kişilerin, kavramların kategorize edilerek, ayrışmanın bir unsuru yapılmasını doğru bulmuyorum’ dedi. Yani Atatürk’ün bu toplum için bir ayrışma unsuru olabileceğini ima etti. Bu yanlış Canan Hanım. Atatürk bu ülkenin ve sizin siyaset yaptığınız CHP’nin kurucusu, Türk milletinin önderidir.”

Sözcü’nün açıklaması şu ifadelerle son buldu: “Taksim konuşmasında Atatürk ismini ağzına almayan ve bu yüzden partisinde bile eleştirilen Canan Hanım, Sözcü’ye yönelik açıklamasında tam 5 kez Atatürk’ün ismini kullandı. Bu da demek oluyor ki Serpil Yılmaz’ın yazısı, en azından amacına ulaşmış, Canan Hanım’ı Atatürk demeye alıştırmış!.. Sözcü sayesinde doğru yolu bulmuşsa ne mutlu bize.”