Sancar: İktidar çözüm için bir ‘hamle’ yaparsa karşı çıkmayız; bunun haricinde AKP ile uzlaşma anlamına gelecek bir girişimde olmayız

0
31
Mithat Sancar

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP’li Erol Katırcıoğlu’nun “AKP ile uzlaşı” yönündeki mesajı üstüne açıklamalarda bulunmuş oldu. İktidarın çözüm hikayesinde samimi adım atmasının olanaksız bulunduğunu söyleyen Sancar, “Buna karşın bir ‘hamle’ yaparsa, buna karşı çıkmayız” dedi, “Bunun haricinde AKP’yle uzlaşma anlamına gelecek herhangi bir yaklaşımın yahut girişimin içerisinde yer almayız” ifadelerini kullandı.

HDP’nin kapatılmasına yönelik ikinci iddianamenin Anayasa Mahkemesi tarafınca kabul edilmiş olduğu, HDP’li önceki devre Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ve onlarca siyasetçinin Kobanî Davası’nda yargılandığı, İzmir HDP İl Binası saldırısında Deniz Poyraz isimli HDP’li çalışanın yaşamını kaybetmiş olduğu bir dönemde, Katırcıoğlu’nun lafları hem HDP tabanında, aynı zamanda öteki siyasal çevrelerde münakaşa mevzusu oldu.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Katırcıoğlu’nun bu açıklaması ondan sonra yaşanmış olan tartışmalara dair bianet’ten Ruken Tuncel’in sorularını yanıtladı.

“Mevcut iktidarın ideolojik harcı, siyasi zihniyeti ve pratikleri dikkate alındığında bu yönde ‘samimi’ bir adım atmasının olanaksız bulunduğunu kolayca görebiliriz. Buna karşın bir ‘hamle’ yaparsa, buna karşı çıkmayız” diyen Sancar, sözlerinin devamında ise “Bunun haricinde ‘AKP’yle uzlaşma’ anlamına gelecek herhangi bir yaklaşımın yahut girişimin içerisinde yer almayız” ifadelerini kullandı.

Sancar’ın mevzu ile alakalı yorumu şöyleki:

“Erol Hocanın açıklamalarının, söyleşinin bütünü, sözlerin hususi bağlamı ve kendisinin genel niyeti hesaba katılmadan tartışıldığını, içerik yerine spotlar üstünden yorumlandığını düşünüyorum. Kendisi de bu çerçevede toplumsal medya hesabından uzun bir paylaşım yapmış oldu aslına bakarsan.

Parti olarak bu konudaki yaklaşımımızı muhtelif vesilelerle onlarca defa açıkladık. Bu vesileyle bir kere daha özetleyeyim: Kürt problemininin demokratik çözümünün görüşme ve diyalog haricinde bir yolunun olmadığını ısrarla belirtiyoruz.

Geçmişte bu yönde yaşanmış olan deneyimlerin başarıyla sonuçlanmamış olmasını, görüşme ve diyalog modelinin doğru olmadığına delil işaret etmek oldukca ciddi yanılgılara ve yanlışlara neden olur.

Kürt problemininin diyalog ve müzakereyle çözümü için yolları açacak adımlar esas itibariyle iktidarlar tarafınca atılır. Mevcut iktidarın ideolojik harcı, siyasi zihniyeti ve pratikleri dikkate alındığında bu yönde “samimi” bir adım atmasının olanaksız bulunduğunu kolayca görebiliriz.

Buna karşın bir “hamle” yaparsa, buna karşı çıkmayız, fakat bunun HDP ile AKP içinde kapalı dönem bir ilişki içerisinde yürütülmesini de kabul etmeyiz.

Geçek niyet Kürt sorununa demokratik çözüm hikayesinde yol almaksa, meseleyi seçim hesapları için araçsallaştımak en elverişsiz, hatta son aşama tehlikeli bir yaklaşım olur.

Bizim önerimiz ve tercihimiz, muhalefetin tümünü kapsayacak, geniş bir sosyal temele dayanacak, parlamentonun faal bir şekilde rol üstleneceği, yasal çerçeveye bağlanmış ve saydam bir sürecin işletilmesidir. Bu şekilde bir yol açılırsa, ikimiz de üzerimize düşen sorumluluğu ve görevleri normal olarak yerine getiririz.

Bunun haricinde “AKP’yle uzlaşma” anlamına gelecek herhangi bir yaklaşımın yahut girişimin içerisinde yer almayız. Açıkçası karşıcılık partilerinden ve demokrasi güçlerinden de Kürt problemininin çözümü bakımından, ana hatlarını belirttiğim “diyalog – görüşme – demokratik bürokrasi – sosyal meşruiyet” modeli hikayesinde aleni ve yürekli davranmalarını bekliyoruz.

Şunu bir kere daha hatırlatmak isterim: Son kongremizde aldığımız en mühim karar “demokratik cumhuriyete ve serbest geleceğe en geniş demokrasi ittifakıyla yetişme” politikası ve hedefidir.

Bu karara bağlı olduğumuzu her fırsatta tekrarlıyoruz. Bu ay hayata geçireceğimiz üç aylık yeni savaşım programımızın temelini de, belirttiğim karar ve hedefi her alanda somutlaştırarak geliştirmek içeriyor.

Nefret ve harp politikalarından beslenen, talanı ve soygunu her alanda yerleştiren, bu tekçi ve despotik düzeni değiştirmenin sadece bu yolla olası olacağını savunuyoruz.

Parti olarak bu mevzularda üzerimize düşen vazife ve sorumlukların bilincindeyiz. Sosyal ve siyasi muhalefetin de bu farkındalık ve sorumlulukla hareket etmesi icap ettiğini bir kere daha vurgulamak isterim.”