Perinçek: Eşcinsel tanrılar Doğu Akdeniz sularında

0
24
Doğu Perinçek

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugünkü yazısında bazı güncel siyasi başlıkları eşcinsellik ve ‘eşcinsel tanrılar’ üzerinden değerlendirdi.

‘Atina Roma ve Washington’un eşcinsel tanrıları Doğu Akdeniz sularında’ başlıklı yazısında Perinçek, Doğu Akdeniz’deki siyasi durumla eşcinsellik arasında bağlantı kurarak şu ifadelere yer verdi:

“Doğu Akdeniz’den ABD-İsrail-Fransa-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin namlularının dayattığı toplum modeli de, Washington tanrılarının programıdır.”

Benzer bir ilişkiyi İstanbul Sözleşmesi üzerinden de kuran perinçek, “Eşcinsel Tanrıların gökten indirdikleri sözleşmeleri de var: İstanbul Sözleşmesi! Atina, Roma ve Washington’un eşcinsel tanrıları, kadına aşık olmuyorlar. Ama kadını doğurma aracı olarak kullanıyorlar ve bu suretle peydahladıkları hayırsız evlâtlarına ‘İstanbul’ adını veriyorlar” dedi.

Perinçek’in konuyla ilgili yazısı şu şekilde:

“Atina ve Roma’nın köle sahipleri, Tanrılarını niçin eşcinsel yapmışlar, hiç araştırdınız mı? Bu soru şöyle de dile getirilebilir: Eşcinsel tanrıları kimler yarattı ve gökyüzüne çıkarttı?

Belki şöyle yanıtlayacaksınız bu soruyu, “Atina ve Roma’nın efendiler sınıfı mı Tanrıları eşcinsel yaptı, yoksa Tanrılar mı Atina ve Roma aristokrasisini eşcinsel yaptı?”

Gökten mi indirildi, yoksa göğe mi çıkarıldı?

Tavuk mu yumurtadan çıktı, yoksa yumurta mı tavuktan gibi bir tarih sorusu!

Bu soruya Anadolu’nun Millet ve Efes felsefe okullarının Demokrit gibi filozofları ile Yunan filozofları farklı yanıtlar vereceklerdir. Platon (Eflatun), Anadolu filozoflarını şöyle eleştirir:

“Bu adamlar tanrıların doğal olmadıklarını, biraz yapay ve talimat ürünü olduklarını ve tanrıların değişik yerlerde çeşitli türden olduklarını, her yerde ve her halka göre yasa koyucular tarafından saptandıklarını iddia ediyorlar.”

Demokritler’in görüşünü dikkate alırsanız, Atina tanrıları yasa koyucu efendilerin, başka deyişle köle sahiplerinin talimatıyla eşcinsel yapılmış oluyor. Anadolu’nun yükselen tüccar sınıfının bakış açısı bu.

Platon türünden köle sahiplerinin filozoflarına kalırsa, Atinalı efendiler tanrıların talimatıyla eşcinsel olmuş.

Olayın kökenine inerseniz, önce köle sahipleri eşcinselliğe yönelmiş ve tanrılarını da eşcinsel yapmışlar. Atina ve Roma Tanrıları da köle sahiplerinin talimatına hizmette kusur etmemişler. Göğe çıkarılan eşcinsellik, gökten aşağı köle sahiplerinin cinsel aşkını ve ahlâkını belirliyor.

Teori dergisine bilimsel katkı

Teori dergisinin bu sayısını okumanızı hararetle öneririm. Atina, Roma ve Washington tanrılarının niçin eşcinsel oldukları sorusunu ortaya atıyor ve yanıtlıyor.

Bildiğimiz kadarıyla bugüne kadar bilim alanında bu soru böyle yalın biçimde ortaya atılıp yanıtlanmamış. İbn Haldun’un deyişiyle “Bilimlerin anası olan” tarih, Yunan ve Roma tanrılarının eşcinselliğini bütün ayrıntılarıyla ortaya koymuş, ancak niçin sorusuyla pek ilgilenmemiş.

Bilimin bugüne kadar ihmal ettiği başka sorular da var. Örneğin:

Bir: Atina, Roma ve bugünkü Washington ve Paris’in tanrıları eşcinsel de, örneğin Türklerin Tengri’si ve Cermenlerin Odin’i niçin eşcinsel değil?

İki: Eski Atina, Roma ve günümüzde Washington merkezli toplumların ortak yönleri nedir? Eşcinsel tanrılar hangi sınıfsal ilişkilerin ürünüdür?

Washinton tanrıları

Washington tanrılarının ne ilgisi var Atina ve Roma tanrılarıyla diye sorabilirsiniz.

İlgisi var! İlgi, köleci toplumların aşırı sınıfsal sömürü ve baskı sistemleri ile emperyalist-kapitalist toplumların çürüme dönemindeki küresel ve ulusal sömürü sistemleri arasındaki benzerlikte.

Daha önemlisi, aşırı sınıfsal eşitsizliklerin cinsel eşitsizliklere yansıması. Eşcinselliğin gökten yere indirilmesinin hikâyesi burada başlıyor.

Bilimin safsata ile savaşı

Konu, eşcinselliğin doğal olduğu safsatası ile ideolojik olduğu gerçekliği arasındaki tartışmaya kadar uzanıyor.

Doğu Akdeniz’de sular ısınırken, bu soruların ne önemi var?

Önemi var. Çünkü Doğu Akdeniz’den ABD-İsrail-Fransa-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin namlularının dayattığı toplum modeli de, Washington tanrılarının programıdır.

Türkiye’ye yalnız milletçe boyun eğme değil, kadını kafeslere tıkmaya hizmet eden bir toplum modeli dayatılıyor. Eşcinsellikten kadının payına düşen, kafeslerde sevişmek oluyor!

Yalnız Türkiye mi bu dayatmayla karşı karşıya?

Hayır, bütün yeryüzü!

Istanbul not Constantinopel

Dayatmanın merkezleri Washington, Paris, Londra, Berlin, Amsterdam…

Cilası da var: Özgürlük! Cinsel tercih özgürlüğü! Toplumsal cinsiyet!

Eşcinsel Tanrıların gökten indirdikleri sözleşmeleri de var: İstanbul Sözleşmesi!

Atina, Roma ve Washington’un eşcinsel tanrıları, kadına aşık olmuyorlar. Ama kadını doğurma aracı olarak kullanıyorlar ve bu suretle peydahladıkları hayırsız evlâtlarına “İstanbul” adını veriyorlar.

1950’lerde bir şarkı vardı: İstanbul not Constantinopel!

Uzatmayalım. En iyisi Teori’nin Eylül sayısını inceleyiniz ve lütfen görüşlerinizi yazınız. Evet tartışalım. Ve tartışmayı Rota köşesinden açıyoruz.”