MKE’nin özelleştirilmesi sermayenin yararına, yurttaşın zararına olacak

0
30
MKE

Özelleştirmelere karşı savaşım etmeliyiz. Memleketi kalkındırmanın yolu, halktan alarak bir avuç zengini daha da varlıklı etmek değil aksine emekçi halkın yararına ve onun denetiminde istimlak yapmaktır.

Özelleştirme dönemi hep aynı

AKP hükümeti daha ilkin de amme kaynaklarını hususi ana paraya peşkeş çekerken ‘anonim firma’ etiketi dibine sığınıp, bunun özelleştirme olmadığına dair muhtelif açıklamalarda bulunmuştu. MKE’nin şirketleştirilmesi sürecinde de öncekilere benzer gerekçeleri dinledik. Ulusal Müdafaa Komisyonu’nda AKP, MKE’nin Amme İktisadi Teşebbüsü (KİT) olması nedeniyle ayağında prangaların bulunduğunu, tıpkı öteki amme sermayeli firmalar şeklinde hantallaştığını ve kurumu ayağa kaldırmak için KİT olmaktan çıkarılması icap ettiğini savundu.

Özelleştirme veya öncesinde şirketleştirme için sığınılan bahaneler de yine edildi: Kârlılık oranının düşmesi, çalışanların nitelikli düzeyinin yetersizleşmesi veya rekabet potansiyelinin karşılanamaması. Ama bu bahaneler öne sürülerek MKE’nin özelleştirilmek istenmesi, başta MKE’ ye ilişkin verilerle çelişmektedir. Bu sebeple kurumun 2020 Etkinlik Tutanağı’na bakılırsa, kâr payı azalmamış aksine artmıştır. Kârlılığın yükselişine karşın özelleştirme yolunun seneler içerisinde açılması ise, MKE’nin müdafaa endüstri sektörü içinde gittikçe daha azca bir paya zorunlu bırakılmasıyla olası olabilmiştir. Bu sebeple Türkiye’de müdafaa sanayinin ihracatı son beş yılda yüzde 30 oranında artmışken, 2015’te 92 milyon dolarlık ihracat yapmış olan MKE, 2020’ye gelindiğinde sadece 17 milyon dolarlık ihracat yapabilmiştir. Şu demek oluyor ki mevzu MKE’nin seneler içerisindeki kârlılığının büyümesi değil, sektörde kapladığı zeminin ana para düzeni tarafınca gittikçe küçültülmesidir. MKE Türkiye için muazzam ve stratejik bir amme kurumuyken, seneler içinde sektördeki yeri eritilmiş ve nihayetinde ana paraya bir A.Ş. olarak ödül edilmiştir.

Özelleştirmeler kararı çalışanlar da büyük karşılık ödemektedir. Bu düzen ile MKE mensubu amme güvencesinden ve görece hususi sektörden daha iyi olan emek verme koşullarından mahrum bırakılarak, sözleşmeye bağlı işçi durumuna getirilmiştir. Üstelik şimdi MKE A.Ş.’nin dayatacağı sözleşmenin, çalışanlar tarafınca kabul edilmemesi niteliğinde, işçileri sürgün yahut haklı fesih nihayetinde işsizlik beklemektedir.

Çözüm planlı istimlak

AKP’nin 19 senelik iktidarında piyasalaşma temel güzergâh oldu. Sayısız amme işletmesi, yapınak ve maden özelleştirildi veya özelleştirmelerin önü açıldı. Bunların hiçbiri emekçi halkın yararına olmadı. Özelleştirmeler devamlı amme kaynaklarının emekçi halktan çalınması anlamına geldi. Halka ilişkin olan varlıklar, amme yararına işleyen kurumlar bir öbek asalak takımına yağmalaması için peşkeş çekildi. Petrol Ofisi, Telekom bunun en çarpıcı örneklerindendir.
Özelleştirmelere ve özelleştirmelerin önünü açan şirketleştirmelere karşı savaşım etmek zorundayız. Bu sebeple iktidarın amme kaynaklarını ana paraya marketing hızına göre, çok da fazla uzak olmayan bir gelecekte haiz çıkabileceğimiz tek bir amme kurumumuz kalmayacaktır. Memleketi kalkındırmanın yolu, halktan alarak bir avuç zengini daha da varlıklı etmek değil aksine emekçi halkın yararına ve denetiminde kamulaştırmadır. Mevcut amme kurumlarına haiz çıkmakla beraber, başta sermayenin büyük kalemleri olmak suretiyle ülkedeki tüm hususi kurumların, fabrikaların, madenlerin merkezi bir planlamayla kamulaştırılmasıdır.