Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı, bir koltuğun korunmasına yönelik hazırlanan bir ittifak

0
41
Kemal Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu, KRT TV’de yayımlanan “Stüdyo Ankara” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların sorunları ve CHP’den beklentilerinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, il seyahatlerinde kadınların kendilerine ilettikleri sorunlardan örnekler verdi.

Kılıçdaroğlu, İstanbul Sözleşmesi’nin neden hedefte olduğu ve partilerinin bu konudaki tutumunun sorulması üzerine, sözleşmenin parlamentodan oy birliği ile geçtiğini ve hiç kimsenin itiraz etmediğini belirterek, “Bu konuda bütün siyasi partilerin genel başkanları oturdu, bir sürü tumturaklı laflar ettiler. ‘Çok güzel, Türkiye’nin başarısı, Türkiye’nin kadına verdiği değer, vesaire’ anlattılar, neden geriye dönüş, hangi mantıkla, hangi anlayışla geriye dönüş, ben anlamış değilim doğrusunu isterseniz.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, geçmişte siyasi parti liderlerinin mizah yoluyla eleştirmesinin artık asla kabul edilmediğini öne sürerek, gülmeyi unutan bir topluma dönüştürüldüğünü, karamsar ve dolayısıyla gerilime dayalı bir tablonun ortaya çıktığını ve bu tablodan çıkılması gerektiğini belirtti.

“Damat nerede kampanyasıyla hem Türkiye’nin sorunlarına değinip hem de insanların biraz yüzünü güldürme yoluna gidiyor sanki CHP, öyle mi?” şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, “Yapmaya çalıştık. Damat nerede? Doğru, toplum soruyordu bunu, espriyle yapmaya çalıştık, damat davalar açmaya başladı, ‘Nasıl espri yaparsınız, nasıl bana bu soruyu sorarsınız?’ diye. Espriden anlamayan bir kişinin devleti yönetmesi veya belli bir yeri yönetme şansı yoktur zaten.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’nda düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin açıklamalarda bulunduğu ancak kendi avukatlarının müdahil olduğu birçok dava ile fezleke bulunduğu belirtilerek görüşü sorulan Kılıçdaroğlu, İnsan Hakları Eylem Planı’nın, Avrupa Birliği’nin istediği bir çalışma olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın da bu çalışmayı okuduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“İçeriğine baktığınız zaman Erdoğan, okuduğu metnin içeriğine katılıyor mu? Hayır, katılmıyor. Neden? Çünkü uygulamaları var. Twitter’dan yapılan veya işte sosyal medyadan yapılan bir açıklamada ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ diye alınıp insanların tutuklanması, hapse atılması, cezalandırılması, ev hapsine alınması ve pek çok uygulama var, artı tazminat davaları açılması. Yani insan hakları diyorsunuz, insanların düşünce özgürlüğünü sınırlıyorsunuz. İnsan hakları diyorsunuz, medya üzerinde her türlü baskıyı yapıyorsunuz. İnsan hakları diyorsunuz, bugün çok sayıda gazeteci iş bulamıyor ve işsiz durumda. İnsan hakları diyorsunuz, kadın cinayetleri var, bununla ilgili hükümetin aldığı herhangi bir önlem yok.”

‘Cumhurbaşkanına hakaret diye açılan davaların tamamından vazgeçilmesi lazım’

Kılıçdaroğlu, eylem planına ilişkin hangi adımların atılmasının “samimiyet adımı” olarak görülebileceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“Mesela Cumhurbaşkanına hakaret diye açılan davaların tamamından vazgeçilmesi lazım. İki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının derhal uygulamaya konması lazım, Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala’nın derhal bırakılması lazım. AHİM ve Anayasa Mahkemesi kararları var. Üç, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan yargıçların derhal görevlerinden alınması lazım. Bunlar yargıç değildir, bunlar siyasi otoritenin talimatını yerine getirdiler. Erdoğan samimi ise o talimatı o yargıca veren ve Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan o yargıçların yargının tamamen dışına çıkarılması lazım. Birkaç böyle güzel davranışlar yaparsa biz de deriz ki ya bu konuda samimi olarak bazı adımlar atılıyor ve biz de inanmış oluruz.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesine ilişkin açıklamaları hatırlatılarak, “Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ortaklık içinde Erdoğan harekete geçebilir mi?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “Hayır. Bahçeli, Erdoğan’ı bir anlamda teslim almış vaziyette. Erdoğan, kendi koltuğundan korkuyor ama koltuğunu korumak için de tek dayandığı kişi Sayın Bahçeli. Bahçeli’nin ‘Anayasa Mahkemesi kapatılsın’ demesi ve Erdoğan’ın da bu konuda hiçbir yorum yapmaması ilginç. Neden Anayasa Mahkemesi kapatılsın? Erdoğan’ın demesi gerekir ki ‘Hayır, Anayasa Mahkemesinin kapatılması asla söz konusu olamaz.’ Haydi Erdoğan söylemedi diyelim, en azından partinin sözcüleri var, grup başkanvekilleri var, onlar böyle bir açıklama yapabilirler, bu açıklama da gelmedi. Ben duymadım en azından.” diye konuştu.

Bahçeli’nin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş ile ilgili “Bunlar kesinlikle içeride kalmalı.” diye çok sert söylemlerinin olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla Cumhur İttifakı aslında bir düşünce ittifakı değil, bir koltuğun korunmasına yönelik olarak hazırlanan ya da bir araya gelen bir ittifak. Erdoğan’ın koltuğu korunmalı ve Erdoğan burada kalmalı. Hatta Erdoğan burada kalırken Erdoğan bugün için şikayet ettiği nelerden şikayet etti, onu da bilmiyorum, onların da verilmesini istiyor. Aslında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin daha da güçlendirilmesini istiyor Bahçeli ama mesela Erdoğan, anayasa değişikliğinde Bahçeli’nin istediği talepleri dillendiremiyor ama Bahçeli rahatlıkla dillendirebiliyor, orada da kendi aralarında bir çelişki var. Yani söylemlerde farklılıklar olmakla beraber olay bir koltuğun korunmasına yönelik bir olay, öyle değerlendiriyorum.”

‘İktidar kendisine oy vermeyen bütün Kürtleri cezalandırmak istiyor’

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, HDP’nin kapatılması konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının inceleme başlatmasına ilişkin olarak da “HDP kaç oy aldı? 6-6,5 milyon civarında oy aldı. Eğer siz HDP’yi kapatarak 6-6,5 milyon kişiyi cezalandıracaksanız bunun adı demokrasi değil.” dedi.

HDP’nin üzerinde olağanüstü baskı uygulandığını öne süren Kılıçdaroğlu, “Gördüğüm tablo şu aslında, iktidar, kendisine oy vermeyen bütün Kürtleri cezalandırmak istiyor. ‘Siz nasıl bana oy vermezsiniz, nasıl başka bir partiye oy verirsiniz?’ şeklinde cezalandırmak istiyor.” diye konuştu.

Muhafazakar Kürtlerin de buna karşı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Samimi inancım şu, Bahçeli, kesinlikle HDP’nin kapatılmasını istiyor ama gördüğüm, anladığım ve duyduğum kadarıyla ve gelen bilgiler, AK Parti’nin bu kadar sert bir çıkışın doğru olmadığı yönünde çalışmaları değil de düşüncesi var yani bu, grup başkanvekillerinde de parti sözcülerinde de bir şekliyle ifade ediliyor. Biz, parti kapatarak ne elde ettik bugüne kadar? Hiçbir şey elde edemedik. Parti kapatarak Türkiye’yi daha modern, daha güçlü bir demokrasiyi mi getirdik? Hayır yani olmadı. İnsanlar düşüncelerini ifade ederler. Partiler zaten oy alamıyorsa o parti zaten kendiliğinden yok olup gidiyor. Bizim siyasi partiler tarihine baktığınız zaman belki yüzlerce siyasi parti kurulmuş, yüzlercesi belli bir zaman dilimi içinde yok olup gitmiştir.

HDP de eğer görevini yapmazsa, başarılı olmazsa o da bir süre sonra yok olacaktır. Millet kapatır yani.”