Kılıçdaroğlu: Belediye başkanlarımıza söyledim, provokasyonlara hazır olun

0
22
Kemal Kılıçdaroğlu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin öbek toplantısında HDP’ye kapatma davasına reaksiyon gösterdi, Tarım Bankası’na almış olduğu krediyi ödemeyen Demirören grubuna yüklendi. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık bir ulusal emniyet sorunudur,” dedi.

Kılıçdaroğlu, laflarına “Amasya Tamimi’nin 102. yılındayız. Önemi, kullandığı şu cümlede yatıyor. ‘Milletin istikbalini yeniden milletin azim ve kararlığı kurtaracaktır’ Tek bir ferdin değil, milletin azim ve kararlılığı Türkiye’nin geleceğini koruyacaktır diyor. Bu bununla beraber aslen demokrasiye yapılma oldukça kuvvetli bir vurgudur. Bir ferdin iradesini Osmanlı Devleti’ni nereye getirdiğini ve milletin iradesini de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iyi mi kurulduğunu bizlere gösteriyor. Bugün yeniden Türkiye’nin bir ferdin iradesine teslim edilmesinin faturasını hep beraber ödüyoruz,” diyerek başladı.

“Hafta sonu üç günümüz Gaziantep’te geçti. Gaziantep’in bizim tarihimizde muazzam bir yeri var. Ulusal Reha Savaşı destanının yazıldığı yerlerden birisi. Gaziantepliler kendi kentlerinin zamanı ile ne kadar övünseler iyidir,” diyen Kılıçdaroğlu şu şekilde devam etti:

“Bizler tarihimize saygılıyız, hepimiz bu topraklar için canını veren her insana saygılıyız. Tüm gazilerimize saygılıyız. Gaziantep’in önemini o nedenle biliyoruz. Gaziantep bununla beraber yabancı ana para almadan, kendi iç dinamikleri ile büyüyen bir şehir. Dolayısıyla Gaziantep’i bununla beraber bir kurtulma kenti, kültür kenti, ziraat kenti olarak görüyoruz. Ziyaret ettiğim Gaziantep’in mühim insanları önümüzü göremiyoruz dediler. Kaygı taşıyoruz Türkiye’nin geleceği açısında, bu tarz şeyleri giderin diye bizlere söylüyorlar.

Belediye başkanlarımız tüm ilçeleri gezdiler. İl merkezini de gezdiler, ben de gezdim. En oldukça duyduğumuz, “Gelin ve bizi kurtarın” oldu. Şunu söyledim, “Sizin iradeniz ile geleceğiz, Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız” dedim.

HDP’YE KAPATMA DAVASI

Siyasal partileri kapatmak, onları değişik şekillerde topluma tanıtmak yahut terör örgütleriyle onları bağlantılaştırmak hiç doğru değil. Var ise bu tarz bir olay devletin savcısı, hakimi devreye girer fakat bu iş bir siyasal direktifle yapılırsa o doğru değil. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın, kimin için olursa olsun haksızlığa karşı çıkmak insan olarak bizim görevimizdir. Demokrasilerde en büyük yargıcı halktır, millettir. Oy veriyorsa problem yok vermiyorsa esasen tarihin çöp sepetine atılırsınız. Bu mevzuda hepimizin kırılgan olması lazım, demokrasi hikayesinde. Yalnız kendimiz için değil bizim şeklinde düşünmeyenler için de demokrasi istemeliyiz.

Belediye başkanlarımıza söyledim, provokasyonlara hazır olun. İzmir benzeri provokasyonlar her yerde olabilir, sizden en büyük isteğim halkı sukunete çağrı etmenizdir.

İzmir’de cinayeti işleyen birey silahlı hücum yapıyor. Bir ferdin tabanca ruhsatı alabilmesi için tam sağlam tutanağı alması lazım. Bu birey 2016 yılından beri psikiyatride tedavi görüyor. Peki buna sağlam raporunu kim verdi?

Güvenlik Sen Genel Başkanı sayın Faruk Sezer bir izahat yapıyor polis intiharları hikayesinde. 2021 senesinde 40 civarı polis intihar etmiş. Yalnız son 25 günde 15 polisin intihar etmiş olduğu söyleniyor. Niçin? Bir devlet memuru normalde 160 saat çalışıyor. Polis memuru minimum 240 saat çalışıyor, yeri vardığında 400 saat personelleri var. Kim bunun bilincinde?

Laf vermişti birileri 3600 ek gösterge diye onu da unuttular. Haksızlık nereden gelirse gelsin karşı çıkacağız. Bu ülkede her insanın refah içinde yaşamasını istiyoruz. Yargının bağımsız ve yansız olması lazım. Siyasal otorite direktifle iş yaptırmamalı.

EKONOMİK KRİZ

Bizler ne dersek diyelim, bayağı vatandaşın derdi mutfak, iktisat. Fiyatların iyi mi yükseldiğini bire bir görüyor. Tava kaynamıyor. Binlerce çocuğun yatağa aç girmiş olduğu bir Türkiye’den bahsediyorum. 10 milyonun üstünde işsizin olduğu bir Türkiye’den laf ediyorum. 19 senedir Türkiye’yi bu noktaya getirdiler.

Antep’te Suriyelilerden bir sürü yakınma var, bir bölümü memnun. Parasız işçi çalıştırıyorlar… Bir bölümü da şikayetçi. Asgari ücretle çalışıyorum ev kiraları Suriyeliler yüzünden oldukça terfi etti diyor. Bizler iyi mi geçineceğiz diyor. Birtakım sayılara nazaran 500 bin, birtakım sayılara nazaran 700 bin Suriyeli var Gaziantep’te. Allahın izni, milletin izni ile iktidar olduğumuz vakit ilk yapacağımız iş Suriyelileri, Suriye’ye kardeşçe göndermek olacaktır. Irkçılık yapmıyorum, onların evlerini, köprülerini, yollarını, hastanelerini hepsini yapacağız. Avrupa Donanması finanse edecek. Davulla zurnayla ülkelerine gönderip, tüm Orta Şark’da barışı sağlayacağız. Hepimiz bir yere not yazsın, görecekler bunu.

Fiyatlar niçin bu kadar artıyor? Esnaf, ziraatçi, yapımcı mı suçlu? Suçlu devleti yönetenler, sarayda oturanlar ve onların beslemeleri.

Bunların olma sebebi, devletin hazinesine çökmeleridir. Devletin paralarını yağmaladılar, hak etmeyen insanlara milyar liraları aktardılar. 128 milyar dolar nerede diye sorarken, aslen kimler çöktü diye soruyoruz. Milletten yana değil mafyadan yana tavır takınıyorlar. Mafyanın hakkını, hukukunu arıyorlar.

Vatandaşa yüklenen maliyeti sizlere sunacağım. Döviz üstünden borçlanmanın vatandaşa getirmiş olduğu yük 2019’da artan borç stoğu 261 milyar lira bunun 197 milyar lirası yine borçlanma. Kur artışından 67 milyar lira yük geldi milletin sırtına. 2020 senesinde bu sayı 205 milyar liraya çıkıyor. 2021’in ilk üç ayında 24 milyar lira, yeni borçlanma yapıyorlar. Bu ülkede türk lirası yok mu? Kendi vatandaşından yeniden döviz üstünden borçlanıyorsun?

“ERDOĞAN TAYFASI CUMHURİYET’TEN İNTİKAM ALMAK İSTİYOR”

Her şeyi satarak bugüne dek yönetim ettiler. Şimdi satacak oldukça azca şey kaldı. MKE ‘yi satmaya kalkacaklar. Tank-Palet’i hatırlıyorsunuz değil mi? Bir amme kuruluşuydu, bir düzen ile burayı birilerine peşkeş çektiler. Katar Ordusu’na peşkeş çektiler. Şimdi MKE’yi de anonim şirkete dönüştürelim, yeri tarihi ulaşınca bunu da birilerine marketing arayışı içerisindeler. Anadolu’nun ortasında kurulan ilk entegre tabanca sanayidir burası. Fazlaca sayıda yapınak var. Bana bir adet haklı gerekçe söylesinler. Kırıkkale’de bu yapınak kurulurken 12 hanelik bir köydü. Sonrasında burası kasaba, ilçe sonrasında da il oldu. Bu Erdoğan tayfası Cumhuriyet’ten öc almak istiyor. Tabanca fabrikalarını pazarlamak istiyorlar.

MKE’nin Ankara’daki Genel Müdürlüğü’nü de Kırıkkale’ye taşıyacağız. Kırıkkaleliler bunu bir yere not etsinler. Kılıçdaroğlu yemin etti desinler.

DEMİRÖREN TEPKİSİ

Ocak-Nisan döneminde 195 bin 904 birey bankalara olan tüketici kredisini ödeyemedi. Bankalar bu tarz şeyleri icra dairelerine verdiler. 1 Ocak-11 Haziran içinde icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı 3 milyon 264 bin. Kredi kartı borcunu ödemedi diye şahin kesilip icraya veriyorlar, ziraatçi borcunu ödeyemedi diye traktörüne haciz koyuyorlar, esnafa borcunu niye ödemedin diye çöküyorlar. Peki kardeşim, devletin bankasından 700 milyon kredi çekeceksin yeri ulaşınca ödemeyeceksin, saraylarda ağırlanacaksın sadece icra memuru bile çevresinde gezemeyecek. Bu şekilde bir adaletsizlik dünyanın neresinde görülür? Aldı televizyonlar, gazeteleri tamamı başına bela oldu. Tamamı zarar ediyor. Ulusal Piyango’yu da ona verdiler.

Esnaf kardeşime soruyorum sen borcunu ödemedin diye icra memuru kapına, evine geliyor. Kredi alıp üniversiteyi bitiren gencecik çocuğun ailesine haciz gidiyor. 750 milyon dolar tokatlayan erkeğe hiç bir şey olmuyor.

Gariban esnafın ensesinde, bankaya bir taksidini ödemedi diye icra gelecek, 750 milyon dolar tokatlayan erkek el üzerinde tutulacak…

YANDAŞ MEDYAYA SERT ELEŞTİRİLER

Havuz medyasının temel özelliği iktidar ne yaparsa yapsın yalnız alkışlamak. Gazete baskıya girmeden ilkin saraya masraf. Denetim edildikten sonrasında direktif verilir ve basılır. Bu gazeteler satılmaz fakat her birisi 300 bin, 200 bin satıyor diye Basın İlan Kurumu soyulur. Bu şekilde bir satış asla yok. Televizyonları da izlenmiyor esasen. Zarar ediyorlar, bunu da Basın İlan Kurumu’ndan sağlıyorlar.

Havuz medyası, Erdoğan’ın gezilerine de çağrı edilir. Bunlara evvel sual verilir. Beyefendinin dilek etmiş olduğu sorular sorulacak, verdiği cevaplar yazılacak. Son olarak yurtdışına gitti, bekledim gelsin diye. 13 gazeteci var uçağında. 13 gazeteciden sadece birey, bu camianın merak etmiş olduğu suali soramıyor, sormuyor.

1915 vakaları ile alakalı gidince bunu soracağım diyordu, sual sorulmadı. Masasının üstünde bir kitap var. Türkiye’nin terörle mücadelesini konu alıyor. Kardeşim sen bu suali sormaya kararlıysan Amerika’li profesörün bu vakalarla alakalı kitabı var onu koyacaktın, Biden da görecekti. Suali soramadı, soramaz esasen. Sorma gücü artık yoktur. Erdoğan hâkim güçlere teslim olmuştur. O nedenle Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık bir ulusal emniyet sorunudur.

“İçişleri Bakanı’nı çağırıp 10 bin dolar alan kişiyi sordunuz” mu diye bir gazeteci bu suali soramıyor. Niye soramıyorsun, hazır Erdoğan da orada. Kalemini, düşüncesini satan adamdan gazeteci olmaz. Bakın yeniden, aynı suali sorabilirlerdi. 24 Nisan’ı soracağım dediniz niçin sormadınız diye. Şimdi ben soruyorum. Çık erkek şeklinde yanıt ver. Erkek şeklinde yanıt vermezsen erkek değilsin. Biliyorum feministler kızacaklar fakat ne yapayım. Bulunmuş olduğu pozisyon itibariyle Türkiye’nin çıkarlarını gözetmesi lazım.

Türkiye’nin geldiği hale bakın. Mafya ile siyasal ilişkileri götürmüş olan bir tv yorumcusu bir izahat yapıyor. Okurken acaba doğru mu dedim. ‘İçişleri Bakanı Süleyman Asil’ya masum olduğuna inandığım binlerce ferdin dosyasını götürdüm. Bu insanoğlu masum çıkmazsa hesabını benden problem dedim. Tamamı görevlerine iade edildi’ diyor. Savcı mısın, hakim misin sen? FETÖ borsası dediğimiz işte budur dostlar. Paranı alırsın, adamını bulursun, dosyayı götürürsün seni hapisten çıkarır.

Binlerce dosyayı aldım, Süleyman Asil’ya götürdüm diyor. Parasız mı yapmış oldu? Bizler sizin ne kadar aç olduğunuzu bilmiyor muyuz? Yargının bu kadar kirlendiğini, bu kadar dönem dışı bırakıldığını asla görmemiştim. Birde OHAL İnceleme Komisyonu var, niye kurdunuz ki? Bu adamı getirin başına hepsini esasen özgür bırakacak. Gariban olan parası olmayan insanların tamamı hapiste. Cenk Okulu öğrencilerinin ne günahı var? Paraları yok.

Erdoğan müzikten rahatsızlık duymuş. Çifter çifter maaş alan beslemelerinden rahatsız olmuyorsun da müzikten rahatsız oluyorsun. Devleti soyanlardan rahatsız olmuyorsun, müzikten rahatsız oluyorsun. Her ay 10 bin dolar rüşvet olan siyasetçiden rahatsız olmuyorsun, müzikten rahatsız oluyorsun.

Bahçeli’ye genellikle yanıt vermeyi doğru bulmam. Bugün bir şey söylemiş. ‘Kılıçdaroğlu elini vicdanına koyup söylesin, kimin yanındadır? Bölücülüğü mü destekliyor yoksa Türkiye’nin yanında mı yer ediniyor’ diye sormuş. Mühim bir sual. Ben ve dostlarım ve tüm dostlarımız Türkiye’nin birliğinden ve bütünlüğünden yanayız. Tank-Palet Fabrikasını Katar Ordusuna peşkeş çekilirken itiraz eden kişileriz, sen ise alkışlayan kişiydin. Şimdi söyle, vatanın donanması ve bütünlüğünden kim yana? Şanlı ordumuzdan kim yana? Bizler, kendi vatan topraklarını ve o topraklarda yatan Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıranlardan, toprağı düşmana teslim edenlerden yana değiliz.

Tanrı’ın taktiri ile iktidar olduğumuz vakit yedi gün içerisinde o türbeyi de bayrağı da vatan toprağına götüreceğiz. Peki sen ne yaptın? Kaçanları alkışladın, onların yanında yer aldın. Söyle bakalım kim milliyetçi, kim ülkücü? ”