Kemal Kılıçdaroğlu yeniden CHP Genel Başkanı seçildi

0
36
Kemal Kılıçdaroğlu

CHP 37. Olağan Kurultayı’nda genel başkanlık için tek aday gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu, 1251 delegenin oyunu alarak 6. kez CHP Genel Başkanı seçildi. Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, “En geç 2023’te Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız” dedi.

Bilim Kurulu tavsiyeleri doğrultusunda Covid-19 salgınına karşı önlemler alındı. Kurultay alanı girişinde delegelerin ateşi ölçüldü, maske ve dezenfektanlar verildi. Sosyal mesafenin korunması için yerlere “Sağlığınız için 1.5 metre sosyal mesafeyi koruyun” yazılı sticker yapıştırıldı. Oy verme işlemlerinde, yığılmaları önlemek amacıyla 44 sandık ve 132 kabin kuruldu.

Kurultayın yapıldığı alana “İş, emek, ezilen, kadın, çocuk, genç, doğa, demokrasi, barış, özgürlük, umut, halk için iktidar” yazılı ayrı ayrı pankartlar asıldı. Kurultay konuşmalarının yapılacağı kürsü kırmızı beyaz renklerle hazırlandı. Amfide herkesin oturacağı koltuğun üzerine isimleri yazıldı ve iki kişilik sosyal mesafe boşluğu bırakıldı.

Adaylığını açıklayan eski Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Parti Meclisi Üyesi İlhan Cihaner ve Profesör Doktor Tolga Yarman için yan yana koltuklarda yer ayrıldı. Kurultay öncesi, oda orkestrası mini bir konser vererek, İzmir Marşı’nı çaldı.

Kurultay için özel olarak söz ve müziği Ali Altay’a ait olan “İktidarın Yolu Kılıçdaroğlu” şarkısı hazırlandı. Kurultay sloganı ise “hedef iktidar” oldu. “Hedef iktidar” sloganı pankartları Odeon’un çeşitli yerlerine asıldı.

KILIÇDAROĞLU TEK ADAY GÖSTERİLDİ

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa tek aday olarak gösterildi.

Çalışma ve hesap raporlarının yapıldığı kurultayda, genel başkan adaylığı için saat 15.00’e kadar verilen süre sona erdi.

Divan Başkanı Özlem Çerçioğlu, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun tek aday olduğunu açıkladı.

Kılıçdaroğlu’nun tüm il başkanları tarafından aday gösterildiğini bildiren Çerçioğlu, adaylık için yeterli sayıya başka kimsenin ulaşamadığını belirtti.

Böylece İzmir Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden ve tek aday oldu. Kurultayda, eski Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, PM üyesi İlhan Cihaner ve Prof. Dr. Tolga Yarman aday adaylığını açıklamıştı.

Divan Başkanı Çerçioğlu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu adaylık başvurularının saat 17.00 ile 19.00’da alınacağını, kurultayın yarın saat 08.00-10.00 saatlerinde devam edeceğini aktardı.

1356 delegenin oy kullanacağı CHP’de, genel başkan adayı olmak için yüzde 5 delegenin imzası gerekiyordu. Bu nedenle genel başkan adayı olmak isteyenlerin 68 delegenin imzasıyla divana başvurması gerekiyordu.

OY VERME İŞLEMİ SONA ERDİ, SAYIM BAŞLADI

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda genel başkanlık için oy verme işlemine geçildi.

Konuşmaların ardından Divan Başkanı Özlem Çerçioğlu, genel başkanlık seçimi için görevi ilçe seçim kuruluna devrettiklerini açıkladı.

Kurulun görevi devralmasının ardından 17.15’te oy verme işlemine geçildi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek aday olduğu kurultayda 1356 delege 44 sandıkta oy kullanacak.

Covid-19 nedeniyle yığılmaların önüne geçmek amacıyla 132 kabin oluşturuldu.

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda genel başkan seçimi için oy kullanma süresi sona erdi, sayım işlemi başladı.

KILIÇDAROĞLU YENİDEN GENEL BAŞKANI

Genel başkanlık seçimi için tek aday gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu, bin 356 delegeden bin 251’nin oyunu alarak yeniden genel başkanlığa seçildi.

KILIÇDAROĞLU: CUMHURİYETİ DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRACAĞIZ

Yeniden CHP Genel Başkanı seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, kürsüye gelerek açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu açıklamasında, “En geç 2023’te Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“En geç 2023’te Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız. Büyük bir umutla yola çıktık, birlikte mücadele edeceğiz. 83 milyon insanı kucaklayarak onlara demokrasiyi, huzuru anlatarak yola çıkacağız. Bütün Ortadoğu’yu bir savaş alanı olmaktan, kavga alanı olmaktan çıkarıp, bir barış havzası olması için söz verdik.

Yeri gelir 24 saat çalışırım. Bu ülkeyi huzura kavuşturmak için, hiç kimseyi ötekileştirmeden 24 saat çalışacağım.

Bu vaatlerimizi dostlarımızla birlikte yerine getireceğiz. Demokrasiden yana olan, işsiz olan herkese iş bulacağız diye vaatte bulunan, her ailede huzurun olduğu bir Türkiye’yi inşa etmek için yola çıkan herkesle birlikte yapacağız.

Kavga zamanı değil, ayrışma zamanı değil, birlikte olma zamanıdır.

Birlikte olma zamanıdır. Ayrıştırmak isteyenler kendi koltuklarını korumak isteyenlerdir. Biz bunlardan olmayacağız. Bizim siyaset anlayışımız asla böyle olmayacak. Bana verdiğiniz oyun sorumluluğunun farkındayım. Çalışacağım, mücadele edeceğim.

Dünyanın en güzel ülkesi Türkiye. Pandemi bize ağaca, suya muhtaç olduğumuzu öğretti. Gelecek çocuklarımıza güzel bir coğrafyayı sunmak zorundayız. Hep birlikte çalışacağız. Konuşmamda söylemiştim; bu kurultay, sadece Türkiye’deki vatandaşlarımızı değil Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’ya, Amerika’ya kadar herkesin büyük bir dikkatle izleyeceğini. Bizim görevimiz bu. Demokrasiyi güçlendireceğiz.

Bana verdiğiniz görev için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bütün delege arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

DİVAN BAŞKANLIĞINI ÇERÇİOĞLU ÜSTLENDİ

CHP’li Özlem Çerçioğlu, CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda divan başkanlığı görevini üstlendi.

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda CHP’li Çerçioğlu’nun açıklamaları şu şekilde:

Yüzyılı aşkın bir süredir, örgütü ve seçmeniyle güçlenerek varolan demokrasinin kalesi olan CHP’nin 37. Olağan Kurultayına hoş geldiniz.

Bu görev için bana güven duyan kurultayımıza çok teşekkür ediyorum. Ayrıca özel olarak bir teşekkürüm de bir kadın olarak bugün siyasette eşit haklara sahip olabilmemi sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnet duygularımı ifade ediyorum. Cumhuriyetin tüm kadınları adına önünde saygıyla eğiliyorum.

İstanbul Sözleşmesi’nin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Partimizin bir neferi olmaktan ve bugün görev yapmaktan onur duyuyorum. CHP, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin felsefesidir.

CHP, Türkiye’nin güvencesidir. Ne mutlu ki bizler bu partinin evlatlarıyız. Ve bugün bu kurultayda hep birlikteyiz. Bugün burada bir demokrasi şölenini yine birlikte hep beraber yaşayacağız.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran başkomutanımız Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarımız başta olmak üzerine tüm şehitlerimizi buradan bir kez daha minnetle anıyorum. CHP kuruluşunun ilk gününde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının yılmaz bekçisidir. Burada gururla söylüyorum ki, bu çatı altında olmak hepimiz için büyük bir onurdur. Hiç kimse korkmasın, kimse endişelenmesin. Emanetiniz, emanetimizdir diyoruz. Genel Başkanımızın da söylediği gibi devleti tekrar devlet ana yapacağız.

Biz mücadelesini Kuvayı Milliye’den, azmini Türkan Saylanlardan, gücünü Deniz Gezmişlerden, vicdanını Erdal Erenlerden, özgürlüğünü Bülent Ecevit’in güvercinlerinden, iradesini Mustafa Kemal Atatürk’ten almış bir neslin evlatlarıyız. Bu yüzden biz sözümüzü tutarız.

KILIÇDAROĞLU: FİRAVUNLARIN İKTİDARINI YIKACAĞIZ, HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“Gençlerimiz, kadınlarımız, işçilerimiz, esnafımız, çiftçilerimiz, şehit yakınlarımız, gazilerimiz, engellilerimiz, emeklilerimiz, apartman görevlilerimiz, kuryelerimiz, güvenlik güçlerimiz, tüm sağlık çalışanları 800 haftadır evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri, 37. Kurultayımızından hepinize en içten selamlarımı gönderiyorum. Hepsinin sorunlarına çözüm üreteceğimizi buradan dünyaya ilan ediyorum.

Bu kurultay TBMM’nin 100. yılında yaptığımız bir kurultaydır, tarihi bir kurultaydır. Bu kurultay bizi 2023’e taşıyacak kurultaydır, cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırma kararlılığımızı gösterecek olan kurultaydır.

Yürekten inanıyorum, on binlerin, yüz binlerin, milyonların gözü kulağı, aklı ve yüreği bu kurultaydadır. Bu kurultay Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Afrika’ya, Amerika’ya tüm dünyanın gözünün kulağının olduğu bir kurultaydır. 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk bütün mazlum ülkelere örnek olduysa bizim de böyle bir süreci hayata geçirerek dünyaya örnek olması gerekiyor.

Bu kurultay alçak gönüllü bir uygarlığın inşasına çağrı kurultayıdır. tarihin bize yüklediği sorumluluk budur. Bu kurultay adaletsizliği, liyakatsizliği, kayırmacılığı, umutsuzluğu nasıl ortadan kaldıracağımızı açıklayan bir kurultaydır.

Türkiye, cumhuriyet tarihinin en ağır buhranını yaşıyor. Bu buhran yönetim, demokrasi, ekonomi buhranıdır. Bu buhran toplumsal ve kişisel sağlığımızı derinden dinamitleyen bir buhrandır. Hiçbir vatanseverin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur.

SARAY NE DİYORSA YARGI ONU YAPIYOR

Biz birlikte, inanç, kararlılık ve azimle Türkiye’yi bu buhrandan çekip çıkaracağız. Adalet Yürüyüşü’nü kimse unutmasın. Adalet Yürüyüşü’nün son gününde bu bir son değil, yeni başlangıçtır demiştim. Duvarı yıkacağız demiştim. 31 Mart yerel seçimlerinde duvarın arkasına geçtik. O duvarı şimdi dostlarımızla birlikte parça parça yıkacağız.

2. yüzyıla hazırlanmak zorundayız. Millet olarak hazırlanmak zorundayız. 2. yüzyıla çağrı beyannamesi adı verdiğimiz çözüm önerilerimizi sunmadan önce Türkiye’nin 5 temel sorunundan söz edeceğim. Neden çözüm beyannamesi? Neden buhran? Neden 2. yüzyıla hazırlık? Birinci sorunumuz demokrasi sorunu. 21. yüzyılın Türkiye’sinde yasama yargı ve medya bir kişinin vesayeti altındadır. Öyle bir noktadayız ki Saray ne diyorsa yargı onu yapıyor. Egemen güçler ne diyorsa Saray aynısını yapıyor.

Saray talimat veriyor, Osman Kavala içeride kalacak diye, Selahattin Demirtaş içeride kalacak diye, yargı gereğini yapıyor. Cezaevlerinde onlarca gazeteci var. Buradan cezaevinde olup kalemini satmayan gazetecilere selamlarımızı gönderiyoruz. Trump Saray’a talimat verdi, rahip Brunson’ı derhal serbest bıraktılar. Saray talimat veriyor, özgür medya susturuluyor. 20 Temmuz sivil darbe sürecinde TBMM’nin yetkileri kısıtlanmıştır. Denge ve denetleme mekanizmaları felç edilmiştir. Böyle bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değildir.

“18 YILDA HARCANAN PARA 2 TRİLYON 400 MİLYAR LİRA”

İkinci sorunumuz ekonomi. Mutfağımızda yangın var. Çocuklarınız işsizse 18 yıldır ülkeyi bu noktaya getirenleri sorgulamak zorundasınız. Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik bağımsızlığı tehlike altındadır. Türkiye Cumhuriyeti savaş meydanlarında kuruldu. Hiç kimsenin önünde diz çökmedik. Cumhuriyeti kuranlar tam 79 yılda 57 hükümet kuruldu. 714 milyar dolarlık bir kaynak kullanıldı. Demir çelik fabrikaları yapıldı, şeker fabrikaları yapıldı. Osmanlı’nın borcu son kuruşuna kadar ödendi. 2003-2020 18 yıl… 18 yılda harcanan para 2 trilyon 400 milyar dolar!

BU SEFALET, BU İŞSİZLİK NE?

Havaalanı, şehir hastaneleri dahil değil bunlara. Onların bedelini torunlar ödeyecek. 79 yılda bizim yaptıklarımızı sattılar, fabrikaları sattılar. Parayı ne yaptıklarını kimse bilmiyor. Vatan toprağını sattılar. 250 bin dolara istediğiniz yerden istediğiniz daireyi alabiliyorsunuz. 18 yılda bu kadar para harcanacak, bu paranın nereye gittiğini TBMM’de kimse bilmeyecek, ondan sonra kalkacaksanız bana ekonomiden söz edeceksiniz. 2 trilyon 400 milyar dolar para harcadın da bu sefalet ne, bu işsizlik ne?

DOSTLARIMIZLA İKTİDAR OLACAĞIZ

Sorunu iyi analiz etmeden geleceği inşa edemeyiz. Biz bu sorunları kimlerle ve nasıl çözeceğiz? Bu sorunları sizlerle, yol arkadaşlarımızla çözeceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz. Millet İttifakı’nı oluşturan dostlarımızla çözeceğiz. Özgürlük isteyen gençlerimizle çözeceğiz. Her gün şiddete uğrayan, ama pes etmeyen kadınlarla çözececeğiz. Kalemini satmayan gazetecilerle aydınlarla, bilim insanlarıyla, zeki çevik ve ahlaklı sporcularla, çiftçilerle, emekçilerle çözeceğiz. İşsizlerle, siftahsız kepengini kapayan esnafımızla çözeceğiz. İş insanlarıyla çözeceğiz. Hakkını ve hukukunu her yerde savunduğumuz emeklilerle çözeceğiz.

Önümüzdeki ilk seçimlerde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız.

Firavunların iktidarını yıkıp, halkın iktidarını kuracağız. Her firavunun bir Musa’sı vardır. Hiçbir zaman hiçbir yerde hiç kimseye kibir ve öfkeyle bakmayacağız. Herkesi kucaklayacağız. Hangi partiye oy verdin değil hangi derdin var sorusunu soracağız. Yeni bir siyaset anlayışı, ahlaklı, adaletli bir siyaset anlayışını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin topraklarına indireceğiz.

İKİNCİ YÜZYILA ÇAĞRI BEYANNAMESİ

Akılla, bilgiyle, birikimle, deneyimle, istişare ile çözeceğiz. Adalet duygusuyla çözeceğiz. İkinci yüzyıla çağrı beyannamesini hazırladık. 2023’te ikinci yüzyıla geçeceğiz.

►Birinci hedefimiz, yeni bir anayasa ile güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçilecektir. Bunun için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak, darbe hukukundan arınmış, gücünü milletten alan yeni bir anayasa yapılacaktır. Bu ülkeye bugüne kadar anayasalar vesayetçi kurumların baskısıyla geldi.

Bu anayasada cumhurbaşkanının tarafsız olması sağlanacak. Partili cumhurbaşkanı uygulamasına son verilecektir. Cumhurbaşkanı dürüst olacak, aldatılmayacak, kandırılmayacak, bu toprakların evladı olacak. Kuvvetler ayrılığı esas olacak. Yargı bağımsızlığı kesin olarak sağlanacak.

Yasa tasarı ve teklifleri TBMM Komisyonları’nda görüşülürken ilgili meslek kuruluşları, STK görüşleri zorunlu olarak alınacak. Baro ile kanun çıkarıyorsan baroları çağıracaksın. Sendikalarla ilgili kanun çıkarıyorsan uzmanları çağıracaksın.

Düşünceyi ifade, örgütlenme, basın özgürlüğü koşulsuz güven altına alınacaktır. Medya özgürlüğü evrensel ölçülerde güvence altına alınacaktır. Bir devlet hukukun üstünlüğünden ve adaletten vazgeçerse o devlet bir süre sonra organize suç örgütü haline dönüşebilir. Dönüşmemesinin temel nedeni zaten anayasalardır. Bir kişinin baskısıyla devlet yönetilemez.

►İkinci ilkemiz, Türkiye’nin toplumsal barışı vehuzuru sağlanacaktır. Başta Kürt sorunu olmak üzere demokrasi temelinde, TBMM’nin öncülüğünde çözülecek. Kürt sorununu egemen güçlerin bir manivela olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası haline getirilecektir.

Tüm terör örgütleriyle mücadele ödün verilmeksizin sürdürülecektir. Yeraltı dünyasında hala suç örgütleri var. Bunlar güçlerini meclisteki bazı siyasi otoritelerden alıyorlar.

►Liyakat sistemi hakim kılınacaktır. Devlet hizmetlerinin partizanca yapılmasına engel olunacaktır. İşi ehline vermek bir devlet politikası olacaktır.

Güreşçiden banka yönetim kurulu üyesi olmayacak. Akademik hırsızdan rektör, rüşvetçiden büyükelçi olmayacak.

Seçim yasası değişecek. Milletin vekilini millet seçecek. Seçim barajı kaldırılacak. Milletin iradesinin meclise tam olarak yansıması sağlanacaktır.

►Seçim yasası değişikliği ile cinsiyet kotası getirilecek, kadınların parlamentoda temsili yasal güvence altına alınacaktır. CHP’li kadın milletvekilleri bu yasa teklifini hazırlayacak TBMM’ye verecektir. Parlamentoda kadınlar hak ettiği yeri alacaklardır.

Vatandaşla siyasi arasındaki güven yeniden oluşturulacaktır. Para ile iş takipçisinden, yolsuzluk yapandan milletvekili mi olur? Kendisi Hac’da iken sahte pusula gönderip ben Meclis’teyim diyenden milletvekili mi olur?

Kamu İhale Kanunu ivedikle değiştirilecek. Kamu ihalelerinin şeffaf bir şekilde yapılması sağlanacaktır. İsrafı nasıl itibar olarak kabul ediyoruz? Devlette itibar israfı önlediğiniz sürece olur. Her kuruşun hesabını vermek her namuslu siyasetin onurlu görevidir.

Halkın iktidarında bir hastane, bir havaalanı kaça yapıldıysa vatandaş bilecek. 83 milyon vatandaşıma sesleniyorum, bu kamu özel işbirliği ile sizin alın terinizi sömüren bütün yatırımları devletleştireceğiz. Bu bağlamda, Avrupa’nın en büyük entegre tesisi Tank Palet Fabrikası bir kuruş, bir dolar, bir avro ödenmeden Katar Ordusu’na peşkeş çekildi. Bizim subaylarımız şu anda Katar Ordusu’nun emri altında çalışıyor.

►Sayıştay gerçek işlevine kavuşturulacaktır. TBMM adına ödenen bütün vergilerin denetimini Sayıştay yapıyor, onların tüm raporları gizleniyor. Biz milletin önüne getireceğiz. Her kuruşun hesabını vereceğiz. Lütfedip devlete bağış yapıyorlar, o bağışı da vergiden düşüyorlar. Buna son vereceğiz.

TBMM’de kesin hesap komisyonu kuracağız. Kesin hesap komisyonunun başkanı iktidar partisinden değil muhalefet partisinden olacak. Kendisini denetletmekten korkmayan korkmayan bir iktidar olacağız. Hedefimiz budur.

► Güçlü bir stratejik planlama teşkilatı kurulacaktır. Üretim ve hakça paylaşım stratejik planlamanın ana hedefi olacaktır. Tarım stratejik sektör olarak görülecektir. Millet 50 yılını planlıyor, biz yarın ne olacağını bilmiyoruz. İşsizliği nasıl önleyeceğiz diye planlama örgütü çalışacak. Her toprağımızda fabrika olacak.

► Eğitim sistemi yeniden yapılandırılacak. Tüm paydaşlarıyla birlikte yeniden planlanacaktır. Üniversitelerimizde her türlü düşünce özgürce tartışılabilecek, darbecilerin getirdiği YÖK kaldırılacaktır. Tüm organize sanayi bölgelerinde iş garantili yatılı teknoloji liseleri kurulacaktır. Gençlerimizin de işsiz kalmalarının önüne geçilecektir.

► Gelecek nesiller için ekosistem hakkı korunacaktır. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya teslim etmek için üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Bu hak anayasal güvence altına alınacaktır. Bizim de kuş görme, orman görme, deniz görme, güneşi görme hakkımız var. Gelecek kuşaklara bu hakkı devretmek görevimizdir.

► Aile Destekleri Sigortası uygulamaya konacaktır. Bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir. Vatandaş devlet yardımlarını lütuf olarak değil hakkı olarak görecektir. Bu ülkede huzur istiyorsak hiçbir babanın çocuğuma pantolon alamadım diye intihar etmemesi lazım. 18 yıldır yapamadılar, Allah’ın izniyle 1 yılda yapacağız.

► Yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır. Devletin tüm kapasitesi en verimli şekilde kullanılacaktır. Hizmetin vatandaşa daha etkin bir şekilde ulaşılması sağlanacaktır. Kayyum uygulamalarına son verilecek, seçimle gelenlerin ancak seçimle gitmeleri garanti altına alınacaktır.

Bütün belediye başkanlarımız pandemi sürecinde bir tarih yazdılar. Hepinizin huzurunda onları yürekten kutluyorum. Kimin ihtiyacı varsa hangi partidensin diye sormadılar.

► Ortadoğu barış ve işbirliği teşkilatı kurulacaktır. Uluslararası hukuka önem veren bir dış politika izlenecektir. Atatürk buna “Yurtta barış dünyada barış” diyordu. Altındaki petrol üstte yaşayan vatandaşların kaderini değiştirdi, bedeli kanlar ödüyorlar. Silahları da egemen güçler veriyor. Komşuda yangın varsa sizde huzur olmaz. Biz orta doğuya huzuru, barışı getireceğiz. Orta doğuyu bir savaş alanı değil bir barış alanına dönüştüreceğiz.

BEYANNAME OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ

İkinci yüzyıla çağrının 13 maddesi. Her bir delegemiz 13 maddeyi ezberleyecek. Her sorunun çözümü var. 5 temel sorunun çözümü var. Huzurlu bir toplum var. Ayrıştırma bölme kin öfke yok herkesi kucaklama var. TBMM’nin açılışının 100. yılına tanıklık eden CHP’nin delegeleri olarak önümüzdeki en önemli görevi olarak cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak olduğunun bilincindeyiz. Yukarıda saydığımız vaatleri gerçekleştireceğimize milletimizin önünde söz veriyoruz. Bildirgemiz budur.”

İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi, Kılıçdaroğlu tarafından oylamaya sunuldu. Beyanname oy birliği ile kabul edildi.

SABRİ ERGÜL: PARTİ İÇİ DEMOKRASİYİ ÇOĞALTMAK DURUMUNDAYIZ

CHP Kurultayı’nda konuşan eski İzmir Milletvekili Sabri Ergül, “Parti içi demokrasiyi çoğaltmak durumundayız. Bastırılmış toplumda bir tek CHP kaldı. CHP’yi de susturmayalım” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından sonra kürsüye çıkan eski CHP İzmir Milletvekili Sabri Ergül, söz talebinde bulundu. Ergül, konuşma süresinin kısıtlı olmasını eleştirdi. Ergül, “Mevcut yönetimi beğenmeyebiliriz. Parti içi demokrasiyi çoğaltmak durumundayız. Bastırılmış toplumda bir tek CHP kaldı. CHP’yi de susturmayalım. Kurultaya giderken ‘genel başkan herkes konuşsun’ diyor. Çalışma arkadaşları bu sözü dikkate almalıdır. Ah genel başkanım ah, bil bilseniz dışarıda söylenenleri. Özgüveniniz lütfen yüksek olsun. Bu kurultayda arkadaşların her şeyi konuşmasına izin vermezsek doğru olmayacaktır. 30’a yakın kurultayda bulunmuş arkadaşınız olarak söylüyorum. Buradaki konuşmaları Genel Merkez’e yakın olanların konuşması şeklinde yaparsanız endişe duyarım” diye konuştu.

İLHAN CİHANER: ÇIKIŞIMIZ SOLDADIR

CHP Parti Meclisi üyesi ve Genel Başkan aday adayı İlhan Cihaner açıklamalarda bulundu. Cihaner’in açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:

“Şuradaki ciddiyetsizlik bile her şeyi gösteriyor. Genel Başkan gitmeseydi parti yöneticileri gitmeseydi bu salondan hiç kimse gitmezdi. Buradan selfie çekerek gittiler. Sözde tüzüğümüze göre demokrasimizin geleceği tartışılacaktı. Buradan bir karar çıkacaktı biz de geleceğimizi kuracaktık. Neredeler? Bu ciddiyetsizlikle nasıl iktidara gideceğiz. Bu bir tiyatro! En küçük ilçede bile divan başkanlığı üyesi için en güçsüz adaya bilgi verirdi.

Genellikle ben bağırarak konuşmam. Ben anlaşmadan yanayım. Burayı böyle görünce sinirlendim kusura bakmayın.

Ben birkaç marjinal şey anlatayım. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak bir siyasal islamcıyı Ekmelettin İhsanoğlu’nu aday göstermek mi marjinallik yoksa bu adaylığa karşı çıkmak mı marjinallik?

Biz karşı çıktık! İmza vermeyen 20 milletvekilden birisiyim. Dokunulmazlık meselesi. Rejim değişiminde en önemli kavşaktı. Bizim vekillerimizi de vuracağı ortadaydı. Sizler karşıydınız, millet karşıydı, parti meclisi karşıydı robot 14 milletvekili dokunulmazlığa evet diyerek rejim değişikliğinin müsebbibi oldular. Genel Başkan’a sorarsak Ekmeleddin İhsanoğlu ile ilgili kararında da dokunulmazlık kararında da pişman olmadığını söylüyor.

İl kongrelerinde tek aday dayatılmadı mı! Nasıl demokrasi oldu bu. Hiç mi utanmadılar? İstanbul Kongresi, İzmir Kongresi sizi utandırmadı mı? Böyle oluşan delege ile demokrasiyi mi kuracağız?

Savaş tezkerelerine evet dedik. Hiçbir savaş tezkeresine evet demedim ben. Sahte bir yerlilik ve millilik anlayışıyla Ortadoğu halklarının gözyaşlarına boğulmasına şimdi bu salonu terk edenler evet dediler. Kürt halkı bize ittifakta nasıl oy verecek?

“EN BÜYÜK DERDİMİZ SAHTE SOL”

Milli olacağız ya! En büyük derdimiz sahte sol arkadaşlar. Burada sahneye çıkan herkes Atatürk diyor Deniz Gezmiş diyor. Dün Atatürk’e lanet okundu

Genel başkanın saydığı maddeler içerisindeki, ekonomiyi ‘Yeni oluşacak demokrasi ittifakıyla düzelteceğiz’ dedi. Şu andaki ekonomiyi batıran Ali Babacan ile mi yapacağız bunu arkadaşlar? Bir başlık da dış politikaydı. Stratejik derinliğin sorumlusu kim? Davutoğlu, yeni ittifak ortağımız. Babacan, yeni ittifak ortağımız.

Genel başkan 13 madde saydı. Peki biz bunu nasıl gerçekleştireceğiz? AYM’ye giderek, tweet atarak, Meclis’te kapak yaparak. Hangi politikasına engel olabildik AKP’nin?

“AYASOFYA’DA LAİKLİĞİN CENAZE NAMAZI KILINDI”

Dün Ayasofya’da yaşanan Cumhuriyet hukukunun ve laikliğin cenaze namazıydı. Hepimiz arazi olduk. Cumhuriyet hukukunu bile savunamadık.

Beni asıl öfkelendiren şu oldu. Ben sızlanmam, yakınmam, ben mücadele ederim. Tek başına kalsam bile mücadele ederim. Bu imza toplamasında beni en çok rahatsız eden, sizlerin üzerinizdeki baskı. Siz imzayı kime verdiniz? Ekmeleddin’e verdiniz, dokunulmazlıklara verdiniz, savaş tezkeresine verdik. Bu politikaların sorunlarında sizin de payınız var.

Burada vereceğiniz kararla bu gidişatın daha derinleşmesine mi karar vereceksiniz, yoksa sahiden potansiyelimizi kullanarak iktidara mı karar vereceksiniz?

Hepinizden imza alındı. 100’ün üzerinde imzayla son iki güne girdik. Ve birçok arkadaşımız bizim ofise gelirken yoldan çevrildi. Belediye başkanlarının, o arkadaşlarımızı aşıyla işiyle tehdit edildiğini gördük.

O genel başkan yardımcılarını da biliyorum. Hepsinden hesap soracağız. Bir yoldaşını nasıl işiyle, aşıyla tehdit edersin sen? Bu alçaklıktır.

Şu an genel başkan 80 imzayla önerilecek. Sizin imzalarınız ne oldu arkadaşlar? Türkiye tarihinde ilk kez bir il kurultayda temsilsiz kalıyor. Niye Mardin’e temsilci yapılmadı?

“TEK BİR ŞEYE İHTİYACIMIZ VAR; CESARET”

Özet olarak tek bir şeye ihtiyacımız var; cesaret, cesaret, cesaret. Burada da azıcık cesaret gösterirseniz gerçekten iktidarı elde edecek bir dinamizmi yakalayabiliriz. Aksi takdirde AYM kapılarında olmuş bitmiş işlerin mücadelesini veren merkez sağa oturmuş bir yapıya dönecektir. Bir köşe yazarı dedi ki, ‘CHP PM’sine belirlenecek üyeler Ali Babacan ile uyumlu çalışmaya göre belirlenecek’. Onun için orada da çok çok dikkatli olun lütfen. Partiyi yağmacı bir çizgiye getirilmek isteniyor. Çıkışımız soldadır, sosyal demokrasidedir.”

TOLGA YARMAN: REJİMİN DEĞİŞMESİNE ÇANAK TUTTUK

CHP Kurultay Onur Üyesi ve CHP Genel Başkan aday adayı Prof. Dr. Tolga Yarman, CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda yaptığı konuşmada partisini eleştirdi.

Yarman, Kurultay’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Sevgili Genel Başkanımız doğruları söyledi ama bütün doğruları söylemedi. Sadece doğruları da söylemedi. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tehditten kurtulmak istiyorsak çaresi çok kolaydır. Sarayda oturan, diploması var mıdır? Sarayda oturmaya hak sahibi midir? Partimizde arkadaşlarımız hepsi birbirinden güzel çalışma yapıyorlar. Orta sahada top çevirmeye gerek yok.

Diplomasız olduğunun üstüne gitmediniz. Neden gitmediniz? Anasayal bir suç işlenmiştir. Buna geçit verdiniz. Ciddi olarak baskı altındasınız. ‘Sizin söylediğiniz gibi değil’ deyin. 2017’de rejim sahte oylarla değişti. Rejimin değişmesine çanak tuttuk. YSK kararının hukuksuz olduğunu ortaya koymadınız. AİHM’e neden götürmediniz?

CHP yönetimi, siz de baskı altındasınız. Biz CHP olarak dışardan baskı altındayız. Bunu ya kırarsın ya kırmazsın.”

AYTUĞ ATICI: ATATÜRK’LE SORUNU OLANIN ADAY GÖSTERİLMESİ BASİT BİR HATA DEĞİL

CHP Mersin Milletvekili ve Genel Başkan aday adayı Aytuğ Atıcı, CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda konuştu.

Aytuğ’un açıklamaları şöyle:

“Atatürk’le ve laiklikle sorunu olan, AKP adına en üst makamlarda görev yapan kimselerin cumhurbaşkanı adayı gösterilmesine yeşil ışık yakmak basit bir hata değildir. Az önce genel başkan bu ülkeyi nasıl düzelteceğimizi anlatmaya çalıştı. Yani şu anki yöneticiyi aşağıya indirip onun kopyasını oraya koyarak mı bunu yapacağız? Seçmenimiz bunu asla istemiyor.

Bir başka ideolojik savrulma, hiçbir genel başkanımız bizim ideolojimize aykırı olan bir ideolojinin el işaretini yapamaz, yapmamalıdır. Bunlar basit hatalar değildir, ideolojik savrulmadır. ”

SOYER’DEN ‘SOSYAL DEMOKRASİ’ VURGUSU

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP kurultayında yaptığı konuşmada “sosyal demokrasi” vurgusu yaptı.

Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar sosyal demokrasiye ihtiyaç olduğunu belirten Soyer, “Gelir düzeyi en düşük yüzde 10’u ile en yüksek 10’u arasındaki farkın 13 kat olduğu bu nedenle gelir dağılımındaki adaleksizlikte dünya beşincisi olan ülkeyiz. Sosyal demokrasi, bunu en aza indirgeyecek en çağdaş yaklaşımdır. Bugün için sosyal demokrasi en kesin çözüm olduğu ve sosyal demokrasinin erdemlerini anlatmak biz yerel yöneticilerin sorumluluğudur” dedi. İktidara giden yolun yerelden geçtiğini söyleyen Soyer, “Bu yüzden hayalini kurduğumuz ülkeyi kendi kendimizde kurmaya gayret etmeliyiz. İzmir ekonomisi için tercih ettiğimiz sermaya kamu kaynakları değildir” dedi.

KURULTAY’IN 13 MADDELİK SONUÇ BİLDİRGESİ KABUL EDİLDİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” olarak duyurduğu ve Bildirge Komisyonu tarafından aynen benimsenen kurultayın sonuç bildirgesi, CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu tarafından okundu. Bildirge şöyle:

1. Yeni bir Anayasa ile Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme geçilecektir. Güçlü Demokratik Parlamenter Sistem için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak, her türlü vesayetten uzak, darbe hukukundan arınmış, gücünü milletten alan yeni bir Anayasa yapılacaktır. Bu Anayasada öncelikle; Cumhurbaşkanının tarafsız olması sağlanacak, Partili ve yanlı Cumhurbaşkanı uygulamasına son verilecektir.

Kuvvetler ayrılığı esas alınacak, gerekli denge ve denetim mekanizmaları kurulacaktır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı kesin olarak sağlanacak; Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, yüksek yargı organları ve mahkemeler üzerinde yasama ve yürütmenin doğrudan ya da dolaylı vesayetine son verilecektir. Yasa tasarı ve teklifleri TBMM komisyonlarında görüşülürken, uzmanların, ilgili meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri mutlaka alınacaktır.

Düşünceyi ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü koşulsuz güvence altına alınacaktır. Meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları üzerindeki her türlü baskıya son verilecek, medya özgürlüğü evrensel ölçülerde güvence altına alınacaktır.

2. Türkiye’nin toplumsal barışı ve huzuru sağlanacaktır.

2.1. Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye’nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir.

2.2. Kadın – Erkek fırsat eşitliği sağlanacak, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, öncelikli bir devlet politikası haline getirilecektir.

2.3. Toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için tüm terör örgütleri ve yeraltı suç örgütleri ile mücadele, ödün vermeksizin sürdürülecektir.

3. Devlet yönetiminde ve toplumsal düzende liyakat sistemi hâkim kılınacaktır. Kamusal alandaki bütün atama ve işlemlerde liyakat esas alınacak, devlet hizmetlerinin partizanca, çıkar amaçlı yapılmasına engel olunacaktır. Hizmet yandaşa değil, vatandaşa verilecektir.

4. “Seçim Yasası” değişecek, milletin vekilini millet seçecektir.

4.1 Demokrasilerde asıl olan milletin iradesinin olduğu gibi parlamentoya yansımasıdır. 12 Eylül darbecilerinin eseri olan seçim barajı kaldırılacak, milletin iradesinin Meclis’e tam olarak yansıması sağlanacaktır. Milletin vekilini genel başkanlar değil, millet seçecektir.

4.2 Seçim Yasası değişikliği ile cinsiyet kotası getirilecek, kadınların Parlamento’da temsili güvence altına alınacaktır.

5. “Siyasi Ahlak Yasası” çıkarılacaktır. Siyasi Ahlak Yasası ile siyaset kirlilikten arındırılacak, vatandaşla siyasetçi arasındaki güven yeniden inşa edilecektir. Böylece milletin seçtiği vekillere ve Gazi Meclisimize itibarı geri verilecektir.

6. Kamu İhale Kanunu, rekabet ve şeffaflığı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenecektir. Kamuda israf ve kayırmacılığı önlemek amacıyla Kamu İhale Kanunu ivedilikle değiştirilecek, tüm kamu ihalelerinin şeffaf, kamuya açık, kayırmacılıktan uzak bir anlayışla yapılması sağlanacaktır.

7. “Sayıştay” gerçek işlevine kavuşturulacak, “Ulusal Vergi Konseyi” ve TBMM’de “Kesin Hesap Komisyonu” kurulacaktır.

7.1 TBMM adına denetim yapan Sayıştay’ın denetim alanı uluslararası normlara uygun olarak genişletilecektir.

7.2 Adaletli bir vergi politikası uygulamak amacıyla “Ulusal Vergi Konseyi” kurulacak ve Konseyin her yıl düzenleyeceği raporlar Resmi Gazete’de yayınlanacaktır.

7.3 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir “Kesin Hesap Komisyonu” kurulacak ve bu Komisyonun Başkanlığı muhalefet partisine (iktidar ortağı olmayan en büyük partiye) verilecektir. Böylece harcanan her kuruş verginin hesabı millete verilecektir.

8. Güçlü bir “Stratejik Planlama Teşkilatı” kurulacaktır. Ekonomide, ihracat odaklı ve katma değeri yüksek üretime öncelik veren bir Planlama ve Teşvik Politikası yaşama geçirilecek, bunun için güçlü bir “Stratejik Planlama Teşkilatı” kurulacaktır. Üretim ve hakça paylaşım stratejik planlamanın ana felsefesi olacaktır.

9. Eğitim sistemi, tüm bileşenlerinin ortak çabasıyla yeniden yapılandırılacaktır.

9.1 Eğitim, Türkiye’nin kalkınma stratejisinin en önemli, en temel parçası olarak yeniden ve tüm paydaşlarıyla birlikte planlanacaktır.

9.2 Eğitim politikalarının tek hedefi “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetiştirmek olacaktır.

9.3 Üniversitelerimizde, her türlü düşünce özgürce tartışılabilecek, her türlü bilimsel çalışma özgürce yapılabilecek, darbecilerin getirdiği Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kaldırılacaktır.

9.4 Tüm Organize Sanayi Bölgelerinde iş garantili yatılı “Teknoloji Liseleri” kurulacak, sanayicinin ihtiyaç duyduğu eleman sorunu çözülecektir.

10. Gelecek nesiller için “Ekosistem Hakkı” korunacaktır. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya teslim etmek için üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Canlı ve cansız varlıklar olarak bir ekosistemin parçasıyız. Sağlıklı işleyen bir ekosisteme sahip dünyaya doğma hakkı, henüz doğmamış olan nesillerin hakkıdır. “Sürdürülebilir Yaşam” anlayışı ışığında bu hak Anayasal güvence altına alınacaktır.

11. Güçlü sosyal devletin ilk adımı olarak “Aile Destekleri Sigortası Kurumu” kurulacaktır. Vatandaşlarımıza asgari bir gelir düzeyi mutlaka sağlanacaktır. Bu bağlamda “Aile Destekleri Sigortası” uygulamaya konulacak, bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir. Vatandaş, devlet yardımlarını “lütuf” olarak değil , “hakkı” olarak alacaktır.

12. Yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır. Reformların başarısı için devletin tüm kapasitesi en verimli şekilde kullanılacak, yeni bir “merkez-yerel” dengesi oluşturulacaktır. Merkezi yönetimin kapasitesi ile yerel yönetimlerin halka doğrudan ulaşabilme kapasitesi birleştirilerek, hizmetin vatandaşa daha etkin ve verimli bir şekilde ulaşması sağlanacaktır. Bu bağlamda; yerel yönetimlerin gelirleri artırılacak, kayyum uygulamalarına son verilip, seçimle gelen belediye başkanlarının, ancak seçimle gidecekleri güvence altına alınacaktır.

13. “Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı” kurulacaktır. Akılcı, barışçıl ve gerçekçilikten sapmayan, uluslararası hukuka ve meşruiyete önem veren bir dış politika izlenecektir. Ayrıca, bölge merkezli dış politika yaklaşımından yola çıkarak, kurucu üyelerinin İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin olacağı ve bölgemizde huzur, barış ve istikrar oluşturmayı hedefleyen “Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı” (OBİT) kurulacaktır.

7 PARTİDEN KUTLAMA MESAJI

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’na AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Yeniden Türkiye Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek kutlama mesajı gönderdi.

İMAMOĞLU’NDAN KURULTAY DEĞERLENDİRMESİ

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “CHP şu anda sadece kendisine oy veren insanlar için bir umut kurultayı yapmıyor. Şu an muhalefeti temsil eden hangi ruh varsa onu temsil edecek bir kurultayı yapacak. Sorumluluk çok büyük” dedi.

İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

CHP sadece kendisine oy veren ya da partimize oy veren insanlar için bir umut kurultayı yapmıyor, bence şu an muhalefeti temsil eden hangi ruh varsa onu temsil edecek bir kurultay yapacak. Dolayısıyla sorumluluğunun çemberi çok büyük. Bugün bu salona giren ve oy kullanan bütün delegelerimizin bence bu anlayışla hareket etmesi lazım, bu anlayışla oyunu kullanması lazım. Bildiğimiz kurultaylardan çok farklı. Türkiye siyasetinin ya da bugünkü rejimin öngördüğü biçimle baktığımızda hiçbir parti için tek başına bir iktidar söz konusu olmadığına göre demek ki çok kapsayıcı, uzlaşmacı bir anlayışla kurultayı düşünmek ve ona göre kararlar almak lazım. Bu bizim ideolojik sapmamız anlamına asla gelmiyor, zaten CHP’nin ideolojisi hem evrensel değerlere çok kıymet verir hem de Türkiye’de kapsamayacağı hiçbir değer yoktur. Bu ittifak büyük bir ittifak olmalı.”

Kurultayda genel başkanlık yarışının yaşanıp yaşanmayacağına yönelik bir soruyu da yanıtlayan İmamoğlu, “Bizim Genel Başkanımızın çok tarihi bir misyon üstlendi. Özellikle son yerel seçimler, dolayısıyla. Bizim Genel Başkanımızla ilgili zerre kadar sorgulayacağımız bir şey yok. Sadece etrafını iyi bir yönetimle toparlamamız gerekiyor.” diye konuştu.

İmamoğlu, onur üyelerinin kurultay salonundan farklı bir alana alınmasıyla ilgili itirazlarına yönelik soru üzerine, olağanüstü bir dönemden geçildiğine işaret etti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle her harekete önem verildiğini vurgulayan İmamoğlu, “Böyle bir ortamda, bu döneme farklı bakmak lazım. Her tarafında kusur bulabiliriz. Biz istemez miyiz yüz binlerle bu iktidara yürüyüş kurultayını yapmayı. Ama başka bir dönem yaşıyoruz, anlayışla bakmamız lazım.” ifadesini kullandı.

İmamoğlu, CHP’nin kurultay için hazırladığı rap şarkısını nasıl bulduğunun sorulması üzerine, şarkıyı seslendiren Ali Altay’ı çok sevdiğini belirtti.

Rap şarkılarının ruhunun farklı olduğunu belirten İmamoğlu, “Rapin ruhu yeni kuşaklar için çok kıymetli. Ben iktidarın özellikle bazı özgürlükleri kısıtlayıcı tavırlarından önce o şarkıyı ve sözlerini dinlemelerini tavsiye ederim. Kim olursa olsun.” dedi.