Karamollaoğlu: Erdoğan bugün bambaşka bir türkü söylüyor

0
55
Temel Karamollaoğlu

Mutluluk Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Birçok mevzuda Sayın Cumhurbaşkanı’na iktidara gelmeden derhal ilkin ve iktidar sorumluluğunu üstlendikten daha sonra yaptığı konuşmaları bir kere daha bizzat kendisi dinleyerek, ne dediğini hatırlamasında yarar görüyoruz” dedi.

Karamollaoğlu, Erdoğan’ın iktidara gelmeden önceki konuşmalarını hatırlatarak “O gün dediği türkü başkaydı, bugün bambaşka bir türkü söylüyor ve bugün ülkemizin içerisine sürüklenmiş olduğu ekonomik sorun adeta geçmişi mumla aratıyor,” dedi.

Karamollaoğlu, özetle şunlar söylemiş oldu:

“İşsizlik Fonu, işi olmayan kalan insanlarımızın belli bir müddet derdine derman olmak için, tekrar çalışanların kendi ücretlerinden alınan paylarla ortaya konmuştur. Ve tamamen çalışanlara yönelik bir fon olarak değerlendirilmelidir. Fakat ne yazık ki bu fon son zamanlarda bu maksatla kullanılmamakta, şundan dolayı da erimektedir.

2020 yılı 1 Ocak zamanı itibariyle bu fonda 131,5 milyar lira para vardı. Fakat 9 Ağustos 2021 zamanı itibariyle bu miktar 86 milyar liraya geriledi. Peki bu eriyen miktar bir tek işçilerimiz için mi, işi olmayan kalan insanoğlu için mi kullanıldı? Bunun ne yazık ki bu şekilde olmadığını görüyoruz. 2021 yılının ilk üç ayından itibaren geçindiren düşüş şayet durdurulamaz, önlenemez ise bu fon iki yıla kalmadan tamamen eriyecektir. Çalışanların maaşından damga vergisi bile alınarak açılan, işçinin ücretinden doğranan paralarla meydana getiren bu fon, bundan dolayıdır ki gün geçtikçe erimektedir. Bu fonun bir tek müessese maksadına müsait bir halde değerlendirmesi icap ettiğini iktidara hatırlatıyor ve iktidardan bu politikayı bu biçimde takip etmesini bekliyoruz.

Sayın Erdoğan 2000’li yılların başlangıcında ‘Benim vatandaşım çöpten rızık topluyorsa, pazarlardan atık topluyorsa, meydanlarda ‘açız’ diye bağırıyorsa; ev kirasını, su ve elektrik faturasını ödeyemiyorsa bunun sorumlusu bugünkü hükümettir’ diyor. Birçok mevzuda Sayın Cumhurbaşkanı’na hepimiz bundan dolayıdır ki iktidara gelmeden derhal ilkin ve iktidar sorumluluğunu üstlendikten daha sonra yaptığı konuşmaları bir kere daha bizzat kendisi dinleyerek, ne dediğini hatırlamasında yarar görüyoruz. O gün dediği türkü başkaydı, bugün bambaşka bir türkü söylüyor ve bugün ülkemizin içerisine sürüklenmiş olduğu ekonomik sorun adeta geçmişi mumla aratıyor.

“ÇAY SİMİT HESABIYLA DA ALTINDAN KALKILAMAYACAK NOKTAYA GELDİ”

Yalnız elektrik faturalarına baktığımızda bile mevzunun ne kadar korkulu bulunduğunu görmek olası. Elektrik Mühendisleri Odası’nın hesaplarına nazaran 4 benlik bir ailenin elektrik faturasına ödediği meblağ, beş yılda 94 liradan 210 liraya artmış. Bu bir tek bir kalem. Şayet hepimiz tüm kalemleri göz önüne alırsak hakkaten bir ailenin geçimi artık eskiden Sayın Erdoğan’ın meydana getirdiği çay ve simit hesabıyla altından kalkılamayacak bir noktaya geldi ne yazık ki.

AFGANİSTAN

Son açıklamalar, Taliban’ın Türk askerini Afganistan’da istemediği beyanatıyla gündeme geldi. Taliban da bugün artık Taliban demek abartılı oluyor, değişik yorumlara sebep oluyor, Afganistan’da oluşan yeni idare de kendi ülkesinde başka asker istemiyor. Türk askeri dahil. Geçmişte Afgan ordusunun subaylarını Türkiye’de yetiştirme imkanı tanınmıştı. Bundan sonrasında da olabilir fakat asker olarak bizim orada bulunmamızı istek etmiyorlar. ‘Şayet yardımcı vermek istiyorsanız iş adamlarınızla nitelikli insanlarla gelin bizim kalkınmamıza yardımcı verin’ diyorlar. Mantıklı olan da budur.

Ben şahsen muhacir meselesini de bu çerçevede değerlendirmeyi doğru buluyorum. Şu anda tüm ülkeler Afganistan’dan göç etmek isteyenlere kısıtlı bir sayıda olmak suretiyle kapılarını açmış bulunuyor. Bu, ‘ben sadece Afganistan’dan nitelikli eleman alırım fakat orada karnını doyuramayıp da karnını tatmin etmek için isteyenlere sınırlarım kapalı’ diyor. Dolayısıyla hepimiz, şu anda ‘gelin Afganistan’dan göç etmek isteyenler için siyaset oluşturalım’ demeyi doğru bulmuyorum. Mazlumlara kapımızı açabiliyorsak açalım fakat oranın nitelikli insanlarını oradan alıp orayı başıboş bırakmayalım. Maalesef batının yaklaşımı hep bencillik üstüne inşa edilmiştir. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da bunu yaptılar.

Başka ülkelerden gelecek insanlara saptanca ayırıp da belli yerlerde toplamayı doğru bulmuyorum. Bu kontenjanlar Afganistan’ın içerisinde ayrılsın. Orada kamplar oluştursun. Batı da Türkiye de yardımcı verecekse oradakilere yardımcı versin. Bu konudaki yaklaşımımız bu şekilde olmuştur. Suriye istisnadır. Zira oradaki kargaşanın oluşmasına, Türkiye’nin o dönemki yanlış politikaları sebep olmuştur. Buna karşın de şartların bir an ilkin normale dönerek Suriyeli yurttaşlarımızın kendi memleketlerine dönmelerine yardımcı verelim derim.”