‘İnsan Hakları Eylem Planı AB’nin şartlarının yerine getirildiğini gösteriyor ancak birliğin tavrı kemikleşmiş durumda’

0
79
Türkiye Avrupa Birliği

Türkiye 2021 senesine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da dahil olduğu üst düzey yetkililerden gelen ‘Avrupa Birliği’yle yeni sayfa açma’ vurgusuyla başladı. 9 Ocak’ta Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Türkiye’nin geleceğini Avrupa’da gördüklerini’ ve düzenli Türkiye-AB zirvelerini ve üst düzey diyalog toplantılarını yeniden başlatmakta fayda gördüğünü ifade etmişti.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki vize serbestisi ve birliğe üyelik konuları ise fiilen durdurulmuş durumda. Birliğin, Türkiye’ye vize serbestisi uygulamak için öne sürdüğü 72 kriterin birçoğu tamamlanmış durumda. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 Mart tarihinde İnsan Hakları Eylem Planı’nını açıkladığında “Avrupa Birliği ile bilhassa Vize Serbestisi Diyaloğu’nda karşılanması beklenen hususlara yönelik çalışmalara da hız veriyoruz” şeklinde konuştu.

Son olarak Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ihtilaflı konusu olan vize serbestisi hakkında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da açıklanan 9 amaç ve 50 hedefi kapsayan İnsan Hakları Eylem Planı’nın Türkiye’nin AB ile ilişkilerde vize serbestisi için geri kalan kriterleri de karşılayacak şekilde hazırlandığını vurguladı.

Çavuşoğlu eylem planının hem vize serbestisi hem de üyelik sürecinin canlandırılması konusunda yeterli olduğuna dikkat çekerek “Bizim tarafımızdan yeterli ama AB tarafından yeterli mi? Hayır. Peki, ne gerekiyor? Siyasi irade gerekiyor. Yani AB tarafında bir samimiyet ve siyasi irade görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Siyasi kararlarla müzakere sürecinin son zamanlarda durma noktasına geldiğini söyleyen Çavuşoğlu, Türkiye’nin vize serbestisi konusunda yerine getirilmesi beklenen 4-5 kriterde de çok önemli mesafe kaydedildiğini belirtti. Çavuşoğlu, “AB, Gürcistan’a ve Ukrayna’ya gösterdiği esnekliğin yarısını gösterse bugün vize serbestisini başlatabilirdi” sözlerini de kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Göçmen İşçiler Komitesi Başkanı Doç. Dr. Can Ünver, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini ve ilişkiler arasında ‘sembolik’ bir hal alan vize serbestisi konusunu SiyasiPortal’e değerlendirdi.

‘Şartları ne kadar yerine getirirseniz getirin, Avrupa Birliği’nin bu tutumu kemikleşmiş bir hale geldi’

Doç. Dr. Ünver Türkiye ile AB ilişkilerinin son zamanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimiyle ‘yumuşama havasına’ girecekmiş gibi olduğunu ancak AB tarafından Türkiye’ye karşı herhangi bir olumlu tutumun henüz söz konusu olmadığını söyledi.

AB’nin vize serbestisi konusunda kemikleşmiş bir tavrı olduğuna dikkat çeken Ünver “Avrupa Birliği, ne hikmetse Türkiye’ye karşı bu tutumunu öteden beri sürdürüyor. 72 şarttan bahsediliyor. Türkiye’ye göre, bu şartlardan birkaçı hariç hepsi yerine getirildi. Türkiye’nin yakın zamanda açıklamış olduğu İnsan Hakları Eylem Planı aslında ortada tereddüt bırakmayacak şekilde Avrupa Birliği’nin öne sürmüş olduğu şartların yerine getirildiğini de gösteriyor. Fakat ben karamsarım bu konuda. Ne kadar şartları yerine getirirseniz getirin, Avrupa Birliği’nin bu tutumu kemikleşmiş bir hale geldi” ifadelerini kullandı.

‘Yapılan Türkiye aleyhtarlığı ve Türk düşmanlığıyla ilerleme kaydetmek çok zor’

Vize serbestisi meselesinin birlik tarafından ‘olduğundan fazla önemsenen de bir konu’ olduğunu söyleyen Ünver, “80’li, 90’lı yıllarda ‘serbest dolaşım olursa Türkiye’den işçiler apar topar Avrupa’ya dalarlar ve burada yaşamaya başlarlar ve onlardan kurtulamayız’ diye düşünüyorlardı. Sonraki yıllarda bu endişenin çok yersiz olduğu ortaya çıktı ama genellikle Türkiye aleyhtarlığı ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yapılan Türk düşmanlığı ile ilerleme kaydetmek çok zor, ilerlenmiyor. Karşılıklı iyi niyet beyanları olsa bile zaman zaman tek tek ülkelerle, bu iyi niyet beyanlarının pek çoğunda da karşı tarafın samimi olmadığı ortaya çıkıyor” dedi ve ekledi:

‘Türkiye ile Avrupa Birliği arasında vize meselesi sembolik bir değer kazandı, bu konuda bir adım atılırsa buzların eridiğinin göstergesi olur’

“Bakıyorsunuz başka alanlarda hiçbir şekilde uzlaşmak mümkün olmuyor. Hatta hep karşı tarafta görüyorsunuz. Türkiye’nin bu konuda çok iyimser olmasına pek yok diye düşünüyorum. İnşallah yanılırız. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında bu vize meselesi sembolik bir değer kazandı. Eğer öyle bir adım atılırsa ilişkiler arasında buzların biraz biraz da olsa eridiğinin bir göstergesidir diyebileceğiz. Ama ben çok iyimser değilim bu konuda.”

‘AB Türkiye’yle olduğu kadar yakın bir ilişkisi hiçbir zaman olmamış ve olmayacak olan ülkelere bile vize muafiyeti uyguluyor’

AB’nin iyi niyet tavırlarını sürekli Türkiye’den beklediğini anlatan Ünver Avrupa Birliği, kendisiyle Türkiye’yle olduğu kadar yakın bir ilişkisi hiçbir zaman olmamış ve olmayacak olan ülkelerden dahi, onların vatandaşları için vize mükellefiyeti gerekli görmüyor. Fakat bizim böyle bir sorunumuz var. Bu karşılıklı iyi niyet ile çözülebilecek bir durumdur. İyi niyetin de sürekli olarak Türkiye’den gelmesini bekliyorlar. Neyi beklediklerini de çok iyi bildiklerinden değil, orada da bir kafa karışıklığı var. Ne Türkiye’yle ne Türkiyesiz… Her ağzını açan ‘Türkiye bizim için çok önemli bir müttefiktir’ diyor. Sonra amalı, fakatlı cümlelerle devam ediyorlar. Onun için bir sonuca varmak mümkün değil.

Ben aslında Türk hükümetinin dış politikasının bu konudaki tutumunun yalpalama göstermediğini düşünüyorum bu zamana kadar. Bir iyi niyet de görüyorum. En son açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı bunun göstergesidir” dedi.

‘Avrupa Birliği çağdışı bir siyasetle olumlu adım atmıyor’

Ünver “Karşı taraftan olumlu bir adım gelmemesinin nedeni siyasi, hatta bu siyasetin de çağdışı bir siyaset olduğunu söylemek mümkün. Dünyanın bu kadar değişmiş haliyle, Türkiye madem bu kadar önemli bir müttefik, vazgeçilmez bir ülke, o zaman ona göre tavrınızı belirleyeceksiniz. Avrupa Birliği’nin sürekli hayırcı tutumu günün koşullarına da Türkiye’nin konumuna da bölgenin özelliklerine de, Avrupa Birliği’nin destek iddialarına göre tamamen yanlış. Hem önemli bir dünya gücü olma iddiası var. Ortak dış politikayı uygulayıp, stratejik öneme haiz yerlerde etkin olma iddiası var. Ama bu şekilde davranıp Türkiye’yi karşınıza almakla bir yere varamazsınız. Bizim yanımızda olanlar mutlaka vardır Avrupa’da ama tam olarak bilincine varılmadığı da anlaşılıyor. Genel olarak siyaseti belirleyen faktörler hep aleyhimize diye konuştu.