İnsan Hakları Eylem Planı, AB ile vize muafiyetini teğet mi geçti?

0
21
İnsan Hakları Eylem Planı

AB’nin vize muafiyeti konusunda Türkiye’den beklediği adımların başında, yasalarındaki ‘terör tanımı’nı değiştirmesi geliyor. Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’nın sunumunda vize muafiyeti için ‘karşılanması beklenen hususlara yönelik çalışmaların hızlandırılacağını’ vaat etmesine rağmen, planda ‘terör tanımı’nın değiştirileceğine ilişkin herhangi bir hedef yer almadı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Yargı Reformu Strateji Planı’nın ardından yargı reformu paketi kapsamındaki ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı dün kamuoyuyla paylaştı.

Eylem planında, AKP iktidarı döneminde rutin hale gelen pek çok insan hakkı ihlalinin yapılmayacağı vaat edildi. AB’ye üyelik hedefi doğrultusunda vize muafiyeti konusunun da yer aldığı raporun sunumunda Erdoğan, “Vize Serbestisi Diyaloğu’nda karşılanması beklenen hususlara yönelik çalışmalara da hız veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu iddiaya karşın planda, AB ile Türkiye arasında anlaşmazlık konusu olan ve Birliğin vize muafiyeti için şart koştuğu ‘terör tanımında değişiklik’ yapılmasına ilişkin herhangi bir ibare göze çarpmadı.

AB, ÖZGÜRLÜKLERİN ENGELLENDİĞİNE VURGU YAPIYOR

AB, vize muafiyeti için Türkiye’den yasalarındaki ‘terör tanımı’nı değiştirmesini talep ediyor.

Türkiye’deki mevcut tanımı temel özgürlüklere zarar verdiği için eleştiren AB, kendi ‘terörle mücadele’ stratejisini, “insan haklarından ödün vermeden terörle mücadele etmek ve Avrupa’yı güvenli hale getirerek vatandaşların; özgürlüğün, güvenliğin ve adaletin hakim olduğu bir ortamda yaşamalarını sağlamak” olarak açıklıyor.

‘Terör suçu ve ilgili cezalar konusunda AB kuralları’ başlıklı 2002 tarihli ‘Çerçeve Kararı’nda da ‘terör’ kavramı şu ifadelerle açıklanıyor:

“Terör suçu kavramı objektif unsurlar içerir: Bunlar cinayet, yaralama, rehin alma, saldırı veya bunlardan herhangi birini gerçekleştirme tehdididir. Terör suçu kavramı subjektif unsurlar içerir: Bunlar bir halkı tehdit; bir ülkeyi, uluslararası örgütü ya da bir hükümeti yapacaklarından alıkoyacak istikrarsızlık ya da yok etme eylemiyle yapılan saldırıları içerir.”

AB, ‘terörle mücadele edilirken ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi temel özgürlük alanlarıyla çelişen önlemler alınamayacağına’ vurgu yapıyor.

Brüksel bununla birlikte, Türkiye’deki ‘terör’ tanımının geniş kapsamlı olması nedeniyle, olası bir vize muafiyeti durumunda, Türkiye’den siyasi iltica talebinin artacağı öngörüsünde bulunuyor. Türkiye bu noktada, ‘terörün tanımı nedeniyle iltica talebinde bulunan Türk vatandaşı olmadığı’ savunmasını yapıyor.

ANKARA’YA GÖRE AB HALDEN ANLAMIYOR

Ankara’nın “terör tanımı” konusunda AB’ye yaptığı eleştirilerin başında, “Türkiye’nin durumunu anlamamak” geliyor. AB’den gelen talep karşısında, “Türkiye’nin terörle yoğun bir mücadele verdiği” dile getiriliyor.

AB yetkilileri de buna karşılık, “Türkiye’nin terörle mücadele hakkını tanıdıklarını” ve “PKK’yi terör örgütü olarak kabul ettiklerini” kaydediyor.

ERDOĞAN’IN TUTUMU

Erdoğan, Mart 2016’da Cumhurbaşkanlığı sarayında düzenlenen 22. muhtarlar buluşmasında konuyla ilgili olarak, “Masum hayatları yok eden eylemleri doğrudan ya da dolaylı yolla destekleyenlerin teröristlerden hiçbir farkı yoktur” diyerek, hükümetin “terör” tanımının altını bir kez daha çizmişti.

AKP’li Cumhurbaşkanı aynı yılın mayıs ayındaki konuşmada ise ‘terörle mücadele yasasında bir değişiklik olmayacağını’ söyleyerek, AB’ye, “Siz Avrupa Parlamentosu yanında çadır kuran teröristlere müsaade ediyorsunuz. Bu zihniyetini neden değiştirmiyorsunuz? Teröristlere çadır kurduracaksın, bunu demokrasi adına yaptığını söyleyeceksin, bize de vize için terör yasasını değiştirin diyeceksin. Biz yolumuza gidiyoruz sen yoluna git, kiminle anlaşabiliyorsan anlaş” ifadeleriyle tepki göstermişti.

‘Terör tanımı’ konusunda dün açıklanan eylem planında da bir hedefin yer almaması, aynı planda bahsi geçen ‘vize muafiyeti konusundaki çalışmalara hız verilmesi’ iddiasıyla çelişki oluşturuyor. Bu durum, Erdoğan yönetiminin AB’ye üyelik ve vize muafiyeti meselesini bir ‘vitrin süsü’ olarak kullanacağı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.