İmamoğlu: İstanbul’a 2 milyon insan daha yerleştirilmek isteniyor, izin vermeyeceğiz!

0
16
Ekrem İmamoğlu

Kanal İstanbul projesiyle İstanbul’a 2 milyon insanoğlunun daha yerleştirilmek istendiğine dikkat çeken İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’un bu şekilde bir şeye tahammülü yok. İstanbul’un en ana kurumu, İBB’ye sormuyorsunuz. Oluşturulan davaları yok sayıyorsunuz. Devletin, milletin parasını heba ettirmeyeceğiz. İstanbul’u yok etmelerine fırsat vermeyeceğiz” dedi.

İmamoğlu, kuruluş tarihinin ilk “katılımcı bütçe projelerini” kamuoyuna tanıttığı basın toplantısının peşinden gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, “Katılımcı bütçe Projesi”ne katılan yurttaşların “deli projeleri” olup olmadığıyla alakalı suali da “Kanal İstanbul” üstünden yanıtladı.

Kanal projesiyle İstanbul’a 2 milyon insanoğlunun daha yerleştirilmek istendiğine dikkat çeken İmamoğlu, “İstanbul’un bu şekilde bir şeye tahammülü yok. İstanbul’un en ana kurumu, İBB’ye sormuyorsunuz. Oluşturulan davaları yok sayıyorsunuz. Devletin, milletin parasını heba ettirmeyeceğiz. İstanbul’u yok etmelerine fırsat vermeyeceğiz. Hiç bir süre bir hat çizemezsiniz bu tür girişimlerde. O hep büyür. Virüstür. Bulaşır ve süre gelir. 2 milyonla kalmaz. Milyonlarca insan anlama gelir. Aslına bakarsanız İstanbul’un bu şekilde bir kütlesi yoktur, kapasitesi yoktur. Buna hiç müsaade etmeyeceğiz. Şundan dolayı artık bizler, İstanbul’un geleceğini İstanbullularla konuşuyoruz. Bir kapalı odada üç beş birey bir ferdin söylediğini tatbik eden bir metodu da yok sayıyoruz. Yok hükmündedir. Siyasal ömürleri yetmeyecek” ifadelerini kullandı.

Gazetecilerin İmamoğlu’na soruları ve İBB Başkanı’nın sorulara verdiği yanıtlar şu şekilde oldu:

‘39 YOLSUZLUK DOSYASI KISIR DÖNGÜNÜN İÇERİSİNDE DURUYOR’

Bütçeye ilişik mühim projelerin de yer almış olduğu bir basın toplantısı yaptınız, bütçenin İstanbulluların istediği projelere harcaması için. Geçtiğimiz dönemde de bu mevzu çokça tartışılmıştı. Geçmiş günlerde AKP İstanbul İl Başkanı açıklamalar yapmış oldu, bloke edilen, el konulmuş olan hesaplara ilişik paraların iade edildiğini söylemiş oldu. Ilk olarak bu paralar iade edildi mi ve son konum nelerdir? İkincisi de tekrar geçmiş dönemde bu belediye kaynaklarının harcandığı yolsuzluk dosyaları vardı. İçişleri Bakanlığı el atmıştı. Sizin tarafınızdan bir adım atıldı mı? Gündeme getiriyordunuz. “Şayet elinizde bu dosyaları var ise, son günü beklemeyin, savcılığa gidin çağrısı yapmış oldu size.

“İl Başkanı sanıyorum konulardan bir haber konuşmuş. Şundan dolayı mevzularla alakalı süreç, tamamen bunu söylediklerinin haricinde bir süreç. Ilk olarak şunu anlatım edeyim: 39 yolsuzluk dosyasıyla alakalı süreç; bildiğiniz gibi İçişleri Bakanlığı’nın göndermiş olduğu müfettişler tarafınca dosyalara el konuldu. Burada ihbarında bulunmayla alakalı mekanizmada bizler esasen noksan davranmadık. Ki bununla alakalı süre içinde duyurularımızı da yaptık. Eee ihbarında bulunuyoruz sadece bu da muamele yapılmazsa bir anlamı olmuyor. Ihbarında bulunduğunuz insanların hepsi devlet memuru. Devlet memuru olunca da ya burada Bakanlığın veya Valiliğin izin vermesi ihtiyaç duyulan, doğrusu savcılık oraya başvurduğu süre izin vermesi ihtiyaç duyulan süreçlerin devreye girmesi gerekiyor. Şu demek oluyor ki şu şekilde: Bir daire, İçişleri Bakanlığı, müfettiş, İçişleri Bakanlığı ve Valilik… Bu şekilde bir kısır döngü. Bizim bu müdahale etmek istediğimiz 39 dosyanın hepsi, bu kısır döngünün içinde duruyor. Tabiri caizse, top çevriliyor. Veya çevrilmiyor; olduğu yerde duruyor ve muamele yürümüyor. Madem bu kadar yürekli bir çıkış yapıyor, ben İl Başkanı’na buradan davet yapıyorum kabahat duyurularımızın gereğinin yapılması hususunda. Veya daha serbest bir halde bu dosyaların incelenmesi için yeniden dosyaların belediyemize iadesi hususunda adım atsınlar. Geçmişte bu işler iyi mi yapılıyorsa, öyleki yapılsın. Bu söylemlerinin arkası dolmuş olsun.”

‘BLOKE EDİLEN PARALAR ÜZERİNDEN KUL HAKKI YİYORLAR’

“İkincisi paraların iadesi mevzusu. Bu da yanlış bir data. Noksan data. O da ne yazık ki İstanbullunun beş milyon liraya yakın parası bir yılı aşkın süredir bloke edilmiş bir halde hesapta duruyor. Yazıktır, günahtır. O 5 milyon lira, kim bilir binlerce insanoğlunun o gün acele yarasına merhem olacaktı. Bu engellendi. Kasıtlı bir halde engellendi. Siyasal bir akılla engellendi. Şimdi, ‘Yok efendim kime iade edildi?’ Şu demek oluyor ki esasen bu bloke. Bizlere bir şey iade edilmedi. Para hesapta duruyor. E yardımı yapanlara mı iade edildi? Öyleki bir şey de yok. Şundan dolayı para hesapta duruyor. Karar o halde duruyor. Kaldı ki, yurttaş parasını bizlere emanet etti. Bizler -6 milyon liranın üstünde bir paraydı- öyleyse kullandık ve dağıttık. Nakit olarak dağıttık. Öyleyse ihbarında bulunsunlar, yargılasınlar bizi yanlış bir şey yaptıysam. Bir yıl geçti. Yargılasınlar bizi. Oradaki 5 milyonun o hesaplarda durması üstünden ne bu dünyada ne diğer dünyada ne de hukuk önünde o işe imza atanlar hesap veremeyecekler. Kul hakkı yiyorlar şu anda. Niye? İki türlü yiyorlar: Bağış yapmak isteyen vatandaşların o vicdani hamleleri önünde suçlular. Tekrar gereksinim duyan vatandaşların bir yarasına merhem olacak o paraların onlara ulaşmamasından dolayı de suçlular. Bu kadar net. Amme vicdanı bu işin kararını vermiştir. Ben, Sayın İl Başkanı’na da öneri ediyorum. Bizler, laf vermiştik birbirimize. Bir husus olduğunda data almak için bir şeyi sormak için, bir talepte bulunmak için birbirimizle bağlantı kuralım demiştim. Ben kendisini ziyaret ettim malumunuz. Devamlı bekleriz. Gelsinler ikimiz de misafir edelim. Artı bu tür bilmediği hususlarda, data isterler; telefonumuz devamlı açıktır. Bizler, kendisine data vermekten keyif alırız; İstanbul’un 16 milyon vatandaşına vermekten keyif aldığımız benzer biçimde.”

İstanbullular projelerinde hangi başlıkları ön planda tutmak istiyor? Deli projeler var mı aralarında? Kanal İstanbul’la ilgili talepler var mı?

“Teşekkürler deli projeyi hatırlattığınız için. Tamamı deli aslına bakarsak. Niye deli? Şundan dolayı insanların dünyasına dokunuyor. Fakat çıldırmış değil. Şu demek oluyor ki deli proje, fakat çıldırmış proje değil. Niye? Afeti düşünüyor; afet anında iyi mi iş donanması yaparız ve bu kentin kurtuluşuna hep birlikte imza atarız. Şundan dolayı afet anında en büyük güç, büyük güç topluluğun kendi gücü. Bu iki defa iki dört doğrusu. İstanbul’da Tanrı korusun, Tanrı geçinden versin bir zelzele afeti sırasında ne kadar personel sayınız olursa olsun, periyodu yönetmeniz olası olmayacak. Niye? İnşallah süratle bu iş birliğini, yurttaş nezdinde, kurumlar nezdinde yapar ve İstanbul’u kuvvetli dayanıklı bir şehir haline getiririz. Dolayısıyla ne var bunun içerisinde? Afet var, çevrenin korunması var. Ne var? İnsanların hayatını kolaylaştırmak var, evlatların yaş almış insanların yaşamlarını kolaylaştırmak var, yürünebilen, gezilebilen, daha kolay erişilebilen İstanbul’u var etme var içerisinde.”

‘KANAL HATTINDAKİ PROJELER BİRİLERİNE PARA KAZANDIRMA AKLIDIR’

“Örneğin şu şekilde bir proje önümüze gelmedi: İstanbulluların aklına kurban olayım. Onların güzel zihinlerini kucaklıyorum, alkışlıyorum. ‘Benim şurada arsam var, buraya bin adet mesken deneyelim, ben de para kazanayım’ diye çıldırmış bir projeyi bizlere sunmuyorlar. Evet, Kanal hattındaki hangi akıl varsa işin içinde, tüm bunlar çıldırmış bu proje aklıdır. Birilerine para kazandırma aklıdır. Oralardaki meraların, ekilen arazilerin, ormanların heba edilmek istendiği, yok edilmek istendiği süreçlerdir. Her bakanlık, Kanalla alakalı, ‘Ben şunu yaptım tarzında, -vardır ya ilköğretim öğrencilerin sevinçli olma anı- bu şekilde bir gayret içinde. Birisine, bir kişiye sevimli görünme çabası içinde Kanal mevzusunu kullanma girişimi diye görüyorum bunu. Bir mesken projesi hazırlamışlar, hala içerisinde parselasyon işlemlerini bile tamamlamamışlar. Varsayalım ki doğru iş yapıyorlar. Iyelik, parselasyon, plan uygulamaları devreye alınmamış. Kaldı ki planla alakalı davalar var.”

‘O ALANI DEŞİFRE EDECEĞİZ’

“Bakın bizler, projeyi milyonlarca insana soruyoruz, ya siz, İstanbul’a iki milyon insanı yerleştirmek için çabuk ediyorsunuz. İstanbul’un bu şekilde bir şeye tahammülü yok ve İstanbul’un hiç bir kurumuna sormuyorsunuz. İstanbul’un en ana kurumu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sormuyorsunuz. Oluşturulan davaları yok sayıyorsunuz. ‘Ben mesken yapacağım orada’ diye bir hamleyle yola çıkıyorsunuz. Davamızı açacağız. O alanı deşifre edeceğiz. Alanı deşifre ettiğimiz benzer biçimde, periyodu takip edeceğiz. Devamlı söylüyorum: Siyasal ömürleri de yetmeyecek. Devletin, milletin parasını heba ettirmeyeceğiz. İstanbul’u yok etmelerine fırsat vermeyeceğiz. 2 milyon insanı daha… Kaldı ki bu hiç bir süre bir hat çizemezsiniz bu tür girişimlerde. O hep büyür. Virüstür. Bulaşır ve süre gelir. 2 milyonla kalmaz. Milyonlarca insan anlama gelir. Aslına bakarsanız İstanbul’un bu şekilde bir kütlesi yoktur, kapasitesi yoktur. Buna hiç müsaade etmeyeceğiz. Şundan dolayı artık bizler, İstanbul’un geleceğini İstanbullularla konuşuyoruz. Bir kapalı odada üç beş birey bir ferdin söylediğini tatbik eden bir metodu da yok sayıyoruz. Yok hükmündedir. Siyasal ömürleri yetmeyecek.”

‘BİR KREDİ ONAYI, BİR YILA YAKIN BİR SÜREDİR CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA NİYE BEKLER?’

Ulaştırma Bakanlığı metrolarının değiştirdiği logosu mevzusu var ve bozulan otobüslerle alakalı fazlaca fazla imaj paylaşılıyor toplumsal medyada. Bozulan, yolda kalan otobüslerle alakalı bakımı, onarımların yapılmadığı, bakımı tamir ihalesini alan firmanın CHP’li bir milletvekilinin mali müşaviri olduğu iddiaları var. Bu iddialar doğru mudur? Bu otobüsler niçin bu kadar fazlaca bozuluyor?

“Bu şekilde i·lginç bir halde vatandaşı aldatma çabası. Şu demek oluyor ki bu ne süre devreye giriyor örnek olarak? Ya bir otobüs alımıyla alakalı kredi onayı, meclisten oy birliğiyle çıkan bir kredi onayı, bir yıla yakın bir süredir Cumhurbaşkanlığı’nda niye bekler? Ya buna birinin aklı eriyor mu? İstanbul, filosunu yenilemek zorunda. Şundan dolayı senelerdir bu dikkatsizlik edilmiş. Kardeşim eski otobüs ya. Geçenlerde, depolarda bekleyen, kendi dönemlerinde alınmış işe yaramayan, ne yazık ki büyük bir yolsuzluk dosyasını da içerisinde barındıran bir otobüs filosunu, ‘onarım bekleyen otobüsler’ diye yayınlama cehaleti kadar şaşırmış durumdalar. O bakımdan bir senedir bizim otobüs alma mevzusundaki kredi talebimiz neden bekletiliyor? Ya bırakın yüzlerceyi, bakın binlerce otobüsün yenilenmesiyle alakalı sürecin kademeli bir halde İstanbul’da devreye girmesi lazım. Şundan dolayı minimum, 2019’dan geriye, on sene süresince İstanbul’u yönetmeyi unutmuş, ‘Hangi köşe başlangıcında ben ne yapabilirim’ çabası içinde bulunan topluluğa dönüşmüş geçmiş devre İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yönetenler. Bu akıl ve o aklın içerisinde olanlar, dönüyor işte bu işleri bu şekilde yanıltarak, insanlara, ‘Buraya bak, oraya bakma’ dedirterek gerçekleri saptırmaya çalışıyorlar. Vakti bolca olan da boş işlerle uğraşıyor, ‘M mi U mu diye.’ Boş işlerle uğraşan insanoğlu da hatta buradan oraya gidip de bu işlerle uğraşan insanoğlu da ne yazık ki aralarında var.”