“İçişleri Bakanı Cumhurbaşkanı’na aba altından değnek gösteriyor”

0
17
Engin Altay

TBMM Genel Kurulu’nda laf alan CHP Öbek Başkanvekili Engin Altay, kabahat örgütü lideri Sedat Peker’den aylık 10 bin dolar almış olduğu iddia edilen siyasetçinin açıklanması icap ettiğini kaydederek, “Cumhurbaşkanı yerinde olmak istemezdim, bir yanda İçişleri Bakanı örtülü halde cumhurbaşkanına aba altından değnek gösteriyor” diye konuştu.

CHP Öbek Başkanvekili Engin Altay, TBMM Genel Kurulu’nda laf alarak, 10 bin dolar maaş almış olduğu iddia edilen siyasetçinin açıklanması icap ettiğini, açıklanmadığı sürece Meclis çatısı altındaki bütün siyasetçilerin zan altında kaldığını belirtti.

Tarım Bankası tarafınca Demirören Medya’ya verilen 750 milyon dolar krediye ilişik de konuşan Altay, “Demirören Tarım Bankası’ndan almış olduğu kredileri ödedi mi, ödemedi mi?” diye sordu.

NEDEN ‘CUMHURİYET’ SAVCISI?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk ve 1924-1930 yılları aralığında Hakkaniyet Bakanlığı görevinde bulunan Mahmut Esat Bozkurt’a devletin tanzim edilişi esnasında yaşanmış olan diyaloğu Altay, şöyleki söyledi:

“Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk Mahmut Esat Bozkurt’a devlet tanzim edilirken der ki: ‘Niye bu savcıların başına ‘cumhuriyet’ ibaresini koydun?’ Esat Bozkurt da der ki: ‘Cumhuriyeti gerektiğinde herkesten ve her şeyden koruyabilsinler diye koyduk.’ Mustafa Kemal Atatürk bu cevaba memnun olur, ‘Devam edin’ der.”

CHP’li Altay, bizim ülkemizde vazife meydana getiren 4 bin 348 cumhuriyet savcısına,”Anayasa, Başlangıç, dördüncü paragraf: ‘Kuvvetler ayrımının, Devlet organları içinde üstünlük listesi anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırı olan, medenî bir işbölümü ve ortaklık olduğu ve üstünlüğün sadece Anayasa ve kanunlarda olduğunu belirtir'” diye seslendi.

ANKA’da yer edinen habere bakılırsa, Altay’ın Meclis Genel Kurulu’nda meydana getirdiği konuşmadan öne çıkan başlıklar şöyleki:

“Yasama, yürütme, hüküm eğer olmazsa devlet olmaz, demokrasi olmaz deyip duruyoruz; ortada maalesef bir hüküm yok. Erdoğan’la alakalı, Erdoğan’ı incitecek bir cümlemizi duyunca resen harekete geçen savcıların, ortalığa saçılmış bu kadar pislik ve kepazelik, arsızlık ve pişkinlik karşısında susmalarını, ben inanırım, AK Parti’ye mensup saygıdeğer milletvekillerimiz de kabul ve tasvip etmemektedir, edilemez de. Ben AK Parti Grubu’nun, içindeki oldukca sayıda sayın milletvekilinin, öteki gruplar şeklinde, maaşıyla geçinen, namuslu, dürüst, ahlaklı insanlardan oluştuğundan da inanırım, bu yaşananların onların vicdanını kanattığından da inanırım.

‘DEVLET ÇÜRÜR, KİRLENİR, İTİBARSIZLAŞIR’

Bir siyasal partinin kimi unsurları yasadışı örgütlerle içli dışlı olursa mesele ‘siyasal partinin iç problemi’ olarak değerlendirilebilir fakat devlet yasadışı örgütlerle, gayrimeşru insanlarla içli dışlı olup, ara ara onlarla iş tutup, ara ara onların başına çöküyorsa bu başka bir şeydir. Devleti yönetim edenler devlet enerjisini tehdit ve şantaj olarak bu insanlara yöneltiyorsa üç şey olur: Devlet çürür, devlet kirlenir, devlet itibarsızlaşır; bu şekilde bir devlet de ülkenin felaketi olur.

‘17-25 ARALIĞI BU MİLLET UNUTMADI’

Bu ülke 1996’yı unutmadı; Tayyip Bey unutuldu zannediyor fakat 17-25 Aralığı bu ulus unutmadı. Şimdi, Mayıs 2021’de yeni bir krizimiz var; bu kriz alelade bir kriz değil. Ortaya saçılanlara baktığımız vakit, Meclis’in buna izleyici kalması kabul edilemez. Soruşturmadan geçtik. Tahkikat komisyonu önergesi verecek salt çoğunluğumuz yok. Ya, bir araştıralım dost. Siz helal lokma yiyip burada oturuyorsunuz dürüst, namuslu bir halde. Evet, parti aidiyeti gereğince de parti hiyerarşisi içerisinde kabul oyu veriyorsunuz, şu, bu; bunlar ayrı fakat yazık değil mi ya? Söze geldi mi ‘Beytülmal’ deriz ‘Hak, hukuk’ deriz ‘Hakkaniyet’ deriz.

Ben şimdi soruyorum: Demirören Tarım Bankası’ndan almış olduğu kredileri ödedi mi, ödemedi mi? Sual net. Bunun cevabı da bir kelime. Bir şey soruyorum: AK Parti MKYK üyesinin bagajına kabahat örgütleri çantalarla para koydu mu, koymadı mı? Tek kelimelik cevabı var. Biden görüşmesi öncesinde, video gösteren kişiden susması istendi mi, istenmedi mi?

İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz’a ‘Soruşturma başladı, yurt dışına çık’ dedi mi, demedi mi? Bu kadar bayağı. AK Parti seçimlerde kabahat örgütü yöneticisinin ürettiği kahveyi dağıttı mı, dağıtmadı mı? Gazeteciler Sezgin Baran Korkmaz’ın lüks otelinde parasız dinlence yapmış oldu mı, yapmadı mı? Sezgin Baran Korkmaz’ın otelinde egemen ve savcılar kaldı mı, kalmadı mı? Ve son sorum: İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz’ı çağırıp ‘Şu 42 milyon doları ver bakayım’ dedi mi, demedi mi ya? Verilecek yanıt net ‘Evet’, ‘Hayır.’ Ben bunu Bülent Turan’a sormuyorum. Meclis Başkanı’na teşekkür ederiz. Geç de olsa İçişleri Bakanı’na bir mektup yazma cesaretini gösterdi fakat yanıt gelmedi, gelmeyecek.

Şimdi, yasamanın başı olan Meclis Başkanı’ndan talebimiz şudur: Meclis Başkanının aynı mektubu ‘yürütmenin başı’ sıfatını taşıyan Cumhurbaşkanına yazmasını istek ediyoruz. Bu 10 bin doları alan siyasetçinin ismi açıklanmadığı müddetçe, ben daha ilkin de söyledim, tamamımız, AK Parti’nin saygıdeğer milletvekilleri dâhil, zan altındayız. Buna kimsenin hakkı yok; bu Meclisin saygınlığına halel getirmeye ne Cumhurbaşkanının hakkı var ne İçişleri Bakanının hakkı var. Cumhurbaşkanı yerinde olmak istemezdim, bir yanda İçişleri Bakanı örtülü halde cumhurbaşkanına aba altından değnek gösteriyor. Bir yanda da kabahat örgütü yöneticisi cumhurbaşkanına aba altından değnek gösteriyor. Bakalım hangisine teslim olacak, hep beraber göreceğiz.”