Erdoğan, ‘Su Kanunu’ hazırlandığını açıkladı: Su stresi yaşayan bir ülkeyiz

0
47
1. Su Şurası Lansmanı

Türkiye’nin, toplumdaki yaygın kanaatin aksine su zengini bir ülkede olmadığının altını çizen Erdoğan, “Kişi başına kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında su stresi çeken bir ülkeyiz” dedi. Erdoğan ayrıca Meclis’te bir Su Kanunu hazırlanacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılan 1. Su Şurası Lansmanı ve 363 Tesisin Hizmete Alım Töreni’nde konuşan Erdoğan, nüfusun hızla çoğalması, iklim değişikliği, kuraklık gibi sebeplerle su ihtiyacının giderek arttığını, su ihtiyacı artarken insanlığın istifadesinde bulunan su kaynaklarının da günden güne azaldığına dikkat çekti.

Erdoğan, şunları söyledi:

“Su, bütün canlılar gibi insanlık için de vazgeçilmez bir nimet. Sadece hayatımız için değil ekonomik kalkınma ve büyüme içinde su, ikamesi olmayan unsurlardan biridir. Bu ihtiyacı sürdürülebilir şekilde karşılayabilmek için mevcut kaynakları en verimli şekilde kullanmak ve israfı engellemek önem arz ediyor. Nüfusun hızla çoğalması, iklim değişikliği, kuraklık gibi sebeplerle su ihtiyacının giderek arttığını görüyoruz. Su ihtiyacı artarken insanlığın istifadesinde bulunan su kaynakları günden güne azalıyor. Bu daralma beraberinde kuraklığı, yoksulluğu ve açlığı getiriyor. Yine su kıtlığına bağlı olarak ekolojik denge bozulmakta, biyolojik çeşitlilik kaybolmakta, insanlığın gıda güvenliği tehlikeye girmektedir. Bu vahim tablo ise sosyal çalkantılardan düzensiz göçe, kıtlıktan beynelmilel gerilimlere kadar pek çok soruna sebebiyet veriyor.

‘GELECEKTE DAHA BÜYÜK RİSKLER BİZİ BEKLİYOR’

Uluslararası kuruluşlar 2025 yılına kadar su kıtlığı yüzünden 700 milyondan fazla kişinin göç riski altında kalabileceğini ifade ediyor. Nil Nehri havzasındaki kimi ülkeler arasında yaşanan sert tartışmalar su meselesinin stratejik boyutunun işaretidir. Benzer sıkıntılar dünyanın başka ülkelerinde de, bölgelerinde de nüksetmeye başlamıştır. Nüfusla birlikte artan gıda ve enerji talebi ile iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri gelecekte daha büyük risklerin bizi beklediğini gösteriyor. Bu karamsar tablodan ülkemizin etkilenmemesi mümkün değildir”

‘ELİMİZDEKİ SINIRLI KAYNAKLARI PAYLAŞMAK MECBURİYETİNDEYİZ’

Kişi başına kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında su stresi çeken bir ülkeyiz. Elimizdeki sınırlı su kaynaklarını Irak ve Suriye gibi iki komşumuzla paylaşmak mecburiyetindeyiz. Komşularımızın su ihtiyaçlarının karşılanması noktasında gereken hassasiyeti bugüne kadar hep sergiledik. Su meselesini ikili ilişkilerimizde tehdit veya pazarlık aracına hiçbir zaman dönüştürmedik. Bundan sonra da aynı hakkaniyetli tavrımızı inşallah muhafaza edeceğiz. Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibariyle hiçbir fark yoktur. Bunun için üzerimize düşen görevler vardır.

Tarımsal sulama sistemlerini yenilememiz ve geliştirmemiz gerekiyor, içme ve sulama suyu ile ilgili altyapılardaki kayıp-kaçak oranlarını mutlaka düşünmeliyiz, bireysel tasarrufu teşvik ederek mevcut kaynaklarımızı daha verimli kullanmalıyız, su kaynaklarımızı kirlilikten ve diğer olumsuz etkilerden korumalıyız. Bu anlayışla ve suyun gücünü milletle buluşturmak hedefiyle sadece su alanına yaptığımız yatırımların toplam bedeli 255 milyar lirayı geçiyor. Son 19 yılda çevrecilik adına ruhen ve fiziken çevreyi kirletenlere inat ülkemize 600’ü baraj olmak üzere 8 bin 697 yeni tesis kazandırdık.”