Erdoğan iddia etti: Sanatçıları arasında ayrım yapan eski Türkiye manzarasına son verdik

0
18
Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser Salonu Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Sanatçıları arasında ayrım yapan eski Türkiye manzarasına son verdik” dedi.

“Bu ülkede ‘müzik inkılabı’ adı altında Türk halk ve sanat müziğinin, alaturka müzik denilerek yasaklandığı tuhaf dönemler yaşanmıştır” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye bizim dönemimizde sadece siyaset, ekonomi, savunmada değil kültür, sanat, müzik, edebiyatta da prangalarından kurtulmuştur. Biz insanlarımız arasında ayrımcılık yapmadık. Müzik türlerimiz ve müzisyenlerimiz arasında da hiçbir ayrıma gitmedik. Şair, yazar, sanatçıları arasında ayrım yapan, insanların dinlediği müzikleri, giydiği kıyafetleri ayıran eski Türkiye manzarasına son verdik.”

Erdoğan, “Şairleri, yazarları, sanatçıları arasında ayrım yapan, insanlarını dinledikleri müziklere, giydikleri kıyafetlere göre ayıran eski Türkiye manzarasına son verdik” görüşünü savundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Geçen hafta kaybettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Emekli başkeman sanatçısı Oktay Dalaysel’i şahsım, milletim adına saygıyla yâd ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda müstesna bir miras bıraktı. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, sanat camiasına sabırlar diliyorum. Açılış programımızı koronavirüs tedbirleri sebebiyle kısıtlı bir katılımla gerçekleştirmek zorunda kaldık.

Salgını tedbirlere uyarak en kısa zamanda atlatmayı ümit ediyoruz. Bizler de görüşme, kabullerimizi, bu tür programlarımızı salgın gerçeğine göre düzenliyoruz. Konser salonu açılışına başkentimizin, ülkemizin kültür ve sanat hayatı için son derece önemli bir yerinde olduğu için ertelemeyi düşünmedik

Bugün Cumhurbaşkanı Senfoni Orkestrası’nı şanına yakışır bir şekilde kazandırmanın yanısıra modern bir mimari eseri ülkemize kazandırmış oluyoruz. Yaklaşık 15,4 hektarlık alan üzerinde 5 bloktan oluşmaktadır. 2023 kişilik konser salonu. Açık hava konser alanı mevcuttur. Restoran, kafeterya ve 800 araçlık kapalı otoparkı ile her ihtiyaca cevap verecek şekilde tasarlanmıştır.

Binada yer alan büyük ve küçük konser salonları, dünyaca ünlü akustik uzmanlarınca doğal akustik prensibine uygun şekilde inşa edilmiştir. Devlet opera, bale, müzik gruplarının yanında özel sanat grupları ve toplulukları da istifade edebilecektir. Burası inşallah başkentimizin ortasında bir sanat ve müzik vahasına dönüşeccektir. Her ilden ve her telden dünyanın sesi burada toplanacak, içimizdeki tüm güzellikler notalara burada yansıyacaktır.

Pisagor ve Farabi tertibinden Mozart ile Bach’ın tınıların, Şemsettin ve Meragi’den, şehnaz besteler, üvertürler, kar-ı natıklar burada yankılanacaktır. Bir Itri nevakarı ile bir Bethowen konçertosu bir Yunus ilahisine eşlik eden barış senfonisine eşlik ederek buradan dünyaya açılacaktır.

Burası ülkemizin kültür sanat zenginliğinin nişanelerinden biri olarak kültürümüze hizmet verecektir. Bu eserin tekrar Ankara’ya ve tüm sanatseverlere hayırlısı olmasını diliyorum. Başta sayın Bakan ve ekibini, projede görev alan mimar, mühendis, işçi herkesi yine şahsım, milletim adına cani gönülden tebrik ediyorum.

Merhum Yahya Kemal’e göre bizim devlet kurma ve askerlik dışında dünya ortalamasının fevkinde olan üç büyük sanatımız vardır. Yahya Kemal bunları mimari, musiki ve şiir olarak sıralar. Mimari ve şiirle beraber musikinin de kültürümüzde çok önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Türk müziği orta Asya, eski Anadolu, Akdeniz, Ege, İslam, Osmanlı ve son olarak Batı olmak üzere beş damardan beslenerek bugüne ulaşmıştır. Perde ve makamlar kökü bin yıllara giden bu uzun serencamın yoldaki işaretleridir.

‘GEÇMİŞTE MÜZİK KONUSUNDA CİDDİ HATALAR YAPILMIŞTIR’

Türk müziği kadim birikimin, asırlık yolculuğumuzun, bin yıllık hikayemizin özü ve özetidir. Her bir türkü ve şarkımız Horasan erenlerin hikmetinin, Anadolunun irfanını bugüne taşıyan bir hazinedir. Türkü ve şarkılarımız bizim bu topraklardaki varlığımızın seste, sözde, güftede ve şiirde vücut bulmuştur. İnsanımızın çığlığı, sevdası, hayalleri, sevip de kavuşamayanların hasreti vardır. Tüm müzik dalları kültür deryamızı zenginleştiren birer nehir olarak görmemiz gerekir. Itri’nin yeri neyse Karacoğlan’ın yeri orasıdır. Dede Efendi ne kadar hürmete layıksa Aşık Veysel de öyledir. Hafız Saadettin Kaynak ne ise bozkırın tezenesi Neşet Ertaş ustaya aynı şekilde minnettarız.

Ülkemizde diğer çok konuda olduğu gibi geçmişte müzik konusunda ciddi hatalar yapılmıştır. Ülkenin üstüne karabasan gibi çöken Jakoben zihniyet maalesef müzik de nasibini almıştır. Bu ülkede müzik inkılabı adı altında Türk halk ve sanat müziğinin alaturka denilerek yasaklandığı tuhaf dönemler yaşanmıştır. Devrin gazetelerini baktığınızda alaturka müzik ilga edildi diye birçok haberle karşılaşmanız mümkündür. Halkın müzik zevkini yasaklarla değiştirebileceklerine inanmışlardır. Ne zaman ülkemiz bu faşist tasallutundan kurtulmuş ve yeniden canlanmaya başlamıştır.

‘TÜRKİYE BİZİM DÖNEMİMİZDE SANAT, MÜZİK, EDEBİYATTA DA PRANGALARINDAN KURTULMUŞTUR’

Türkiye bizim dönemimizde sadece siyaset, ekonomi, savunmada değil kültür, sanat, müzik, edebiyatta da prangalarından kurtulmuştur. Biz insanlarımız arasında ayrımcılık yapmadık. Müzik türlerimiz ve müzisyenlerimiz arasında da hiçbir ayrıma gitmedik. Şair, yazar, sanatçıları arasında ayrım yapan, insanların dinlediği müzikleri, giydiği kıyafetleri ayıran eski Türkiye manzarasına son verdik.

Hiçbir komplekse kapılmadan ülkemizin kazanımı olarak hepsini kucaklamaya çalıştık. Ülkemiz kültür ve sanat hayatına zenginlik katacak her türlü eseri sahiplenmenin çabası içinde olduk. Ülkemizin en modern opera binasını hayata geçirdik. İstanbul’da her tarafı lime lime dökülen AKM’yi yıkıp yerine İstanbulumuza layık bir opera binası inşa ediyoruz. İnşaatını başta bakanım olmak üzere yakında takip ettiğimiz bu eseri de inşallah en kısa zamanda İstanbul’un ve ülkemizin hizmetine sunacağız.

Son 18 yılda 91 adet yurt içi 78 adet kültür varlığı sergisi gerçekleştirdik. Salgın döneminde sinema, müzik, tiyatroya kadar hemen her sektöre destek verdik. Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen Yeditepe konserleri, koronavirüs nedeniyle zor günler geçiren sektöre can suyu olmuştur. Bundan sonra da inşallah sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam edeceğiz. Bir kez daha hayırlı olmasını diliyor burada görev yapacak tüm sanatçılara başarılar diliyorum. Kültür ve Turizm Bakanımız ile ekibine katkıları için tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Sizlere saygılarımı, sevgilerimi sunuyor ve şimdi de sanatçılarımızı dinliyoruz.”