Emekli Tümamiral Gürdeniz: Türkiye’nin doğalgaz araması yapacağı kıta sahanlığı ‘tartışmalı bölge’ değil

0
100
doğalgaz araması

Türkiye, Oruç Reis sismik araştırma gemisinin Meis Adası açıklarında gerçekleştireceği doğalgaz arama faaliyetlerini 1 ay erteleme kararı aldı. Ankara’dan gelen bu geri adım, ülkenin Yunanistan’la yaşadığı gerilimin ardından Almanya’nın arabuluculuğu sonucunda atıldı. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Son NAVTEX yayınlandığında Yunanistan, sanki biz gidip hemen Meis Adası’nı işgal edecekmiş gibi, tepki gösterdi. Böyle bir şey söz konusu değil. Oruç Reis’in arama tarama yapması planlanan yer Meis Adası’na 180 kilometre mesafede. Buna rağmen devam eden müzakereler nedeniyle Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) bir müddet bekleme kararı aldı” açıklaması yaptı.

Kalın’ın “Yunanistan ile biz bütün bu konuları konuşmaya hazırız. Herkes kendi kıta sahanlığında çalışmalara devam etsin, tartışmalı bölgelerde de ortak çalışmalar yapılsın” ifadeleri ise tartışmalara yol açtı. Kalın’ın bu açıklamalarını SiyasiPortal’e değerlendiren Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre arama yapılacak bölgeyi ‘tartışmalı’ olarak nitelendirmek doğru değil:

‘Türkiye’nin arama yapacağı bölge ‘tartışmalı’ değil kıta sahanlığımız dahilinde’

“Sayın Kalın’ın Cumhurbaşkanı’na atfen yaptığı konuşmada geçen bazı kavram ve ifadelerin Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasında bir yol ayrımı endişesi yaratabileceğine inanıyorum. Çünkü o konuşmada ‘tartışmalı saha’ ve ‘herkes kendi kıta sahanlığına çekilsin’ gibi ifadeler yer aldı. Ancak Türkiye bugün aslında Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin ilan ettiği Sevilla Haritası ile karşı karşıya. Yunanistan’da hangi dokümana, hangi mecraya baksanız Türkiye’yi kıyılarına, Akdeniz’de ise Antalya Körfezi’ne sıkıştıran bu haritayla karşılaşırsınız. Yani çıkıp ‘herkes kendi kıta sahanlığına çekilsin’ denildiğinde Yunan tarafının bundan anladığı, Sevilla Haritası’nda çizdikleri sınırlar oluyor. Bu da Türkiye’nin 27 Kasım’daki Libya anlaşmasıyla ortaya koyduğu kıta sahanlığı anlayışına tamamen ters. Türkiye’nin arama yapacağı alan da ülkenin kıta sahanlığı dahilinde. Dolayısıyla bizim kıta sahanlığımız içerisindeki bir faaliyeti ‘tartışmalı’ diye değerlendirmek bana göre mümkün olamaz.”

‘Karşı tarafta Türkiye’yi kıyılarına hapsetme hedefi olan Yunanistan ve onu destekleyen AB olduğu unutulmamalı’

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısında yalnızca Yunanistan ve Güney Kıbrıs değil onların tezlerini destekleyen AB de olduğu hatırlatmasında bulunan Gürdeniz “Eğer biz bu alanı ‘tartışmalı’ diye tanımlarsak o zaman Yunanistan’ın arsız, hukuksuz ve maksimalist sahası ortaya çıkar. Halbuki Türkiye bütün dünyaya ilan etmiş olduğu kıta sahanlığında NAVTEX ilanıyla çalışma yürütecekti. NAVTEX çalışması ise arama çalışmalarının güvenliğiyle ilgili bir ikaz sistemidir; yansıtıldığı gibi ciddi yaptırım getirebilecek bir diplomatik enstrüman değil. Daha da önemlisi bu tamamen egemen devletin iradesine bağlı bir adım. Dün Sayın Kalın’ın ‘Türkiye’nin Yunanistan’la her konuyu görüşmeye hazır olduğu’ açıklamasını bu yüzden eleştiriyorum. Çünkü karşımızda Meis Adası sebebiyle Türkiye’den 50-60 bin kilometrekare almak isteyen bir Yunanistan var ve bizim bu alanı onların kıta sahanlığıymış gibi görmemiz mümkün değil. Bu sebeple de bazı ifadelere yer verilirken daha dikkatli olunması gerektiği görüşündeyim. Karşımızda sadece Yunanistan değil tüm AB’nin olduğunu da unutmamalıyız” diye devam etti.

‘NAVTEX, sıcak Ayasofya gündemini takip etmemeliydi’

Türkiye’nin NAVTEX kararının Ayasofya gündeminin hemen ardından gelmesinin ülkeye yönelik daha büyük tepki doğurduğunu söyleyen Gürdeniz NAVTEX’in Ayasofya kararından hemen sonra gelmesi de dış politik konjonktür açısından uygun olmadı. Ben devlet aklının böyle bir konjonktürde NAVTEX’i biraz geciktirme kararı almış olmasını beklerdim. Ayasofya’nın beraberinde getirdiği sıcak gündem geçmeden NAVTEX ilan edip, savaş gemilerini de Ege’ye çıkarmak üst düzey dış politikayı devreye soktu. Bu yüzden kararın zamanlaması yanlıştı” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye 100-200 yıl sonrasını ilgilendiren Doğu Akdeniz girişiminden vazgeçmez’

Türkiye’nin doğalgaz aramalarını erteleyen tutumuna rağmen, Doğu Akdeniz’deki girişim, kazanım ve hedeflerinden vazgeçmeyeceğine de vurgu yapan Gürdeniz “Ben Türkiye’nin özellikle son 6 yılda Doğu Akdeniz’de yaptığı büyük jeopolitik girişimden kolay kolay vazgeçeceğini düşünmüyorum. Çünkü bu mesele, Türkiye’nin 100-200 yıl sonrasını ilgilendiriyor. Türkiye gerek donanmasıyla gerek sismik gerek sondaj filosuyla dünyada ölçeği görülmemiş büyük bir atılım yaptı. Bu kadar büyük kazanımları olan, bu kadar büyük üstünlüğü olan bir devletin kolay kolay geri adım atması bana çok mümkün gözükmüyor diye ekledi.

Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, SiyasiPortal’ın görüşlerini yansıtmayabilir.