CHP’den Ziya Selçuk’un istifası ile alakalı değerlendirme

0
31
CHP'den Ziya Selçuk'un istifası ile ilgili değerlendirme

CHP Tahsil Politikalarından Görevli Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, Ziya Selçuk’un Ulusal Tahsil Bakanlığı’ndan çekilme etmesini “Anlak değişmezse, Bakan değişikliği sorunları çözüme ulaştırmayacaktır” açıklaması ile değerlendirdi.

Karabıyık, “Siz gereksinim duyulan öğretmen atamalarını yapmazsanız, müfredatı iyileştirmezseniz, kifayetsiz olan MEB bütçesinde artış yapmazsanız, MEB’in önceliği öğrencilerin en çok yararı değil siyasal kalım olursa, eğitimi gelecek nesilleri ideolojik olarak şekillendirme anlayışı değişmediği sürece bakan değişimleri çözüm olmayacaktır” değerlendirmesini yapmış oldu.

Karabıyık’ın açıklaması şöyleki:

“Ulusal Tahsil Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Özer, Ulusal Tahsil Bakanı olarak atandı sadece anlak değişmez ise, bakan değişikliği sorunları çözüme ulaştırmayacaktır. Tahsil sistemimiz 2002 yılından buyana Cumhuriyet periyodunun genel politikalarından ve anlayışından değişik bir modele doğru uzun erimli bir politikayla evrilmiştir. Geride kalan 19 yılda onlarca kere sistem ve bakan değişmesine karşın öğrenim alanında mevcud problemler çözülememiş, ek olarak yeni problem alanları ortaya çıkmıştır.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLARININ ORTALAMA GÖREV SÜRESİ 32 AY

Tahsil uzun erimli planlama ve siyaset gerektiren bir alandır. AKP iktidarı döneminde genel hatlarıyla anlık müdahalelerle problemler çözülmeye çalışılmaktadır. Bu zamanda Ulusal Tahsil Bakanlarının yaklaşık vazife süresi 32 ay olmuştur.

Burada Millî Tahsil Bakanlığı’na paralel bir bakanlık şeklinde hareket eden ‘Saray Komisyonu’ nu unutmamak gerek. Tahsil ile alakalı kararlar kim tarafınca alınıyor belli değil. Hatta Cumhurbaşkanlığı içerisindeki öğrenim kurulu paralel bir bakanlık şeklinde hareket etse de gerçekte işleyiş bu şekilde dahi değil; birbiri ile anlaşamayan iki ayrı oluşum var. AKP döneminde gelinen noktada öğrenim, kendi aralarında bile hiç bir mevzuda ortaklaşamayan iki değişik yapının çatışmasında bir sistemsizliğe dönüşmüştür.

Her şeyden ilkin, MEB’i kim yönetiyor, Bakan mı, Saray’daki Tahsil ve Tedris Politikaları Kurulu mu, AKP Genel Başkanı veya ailesi mi, vakıflar mı? Kim?

EĞİTİM AKP’NİN DENEME TAHTASI OLDU

Bu sistemsizlikle geçen 19 senelik süreçte topluluğun gereksinimlerini karşılayacak öğrenim politikaları geliştirilememiştir. Bakanlık yetki ve iradesini kısmen vakıf-derneklere teslim etmiştir. Bütün öğrenim paydaşlarının görüşlerini almak yerine ‘ben yaptım oldu’ politikası uygulanmıştır. Tahsil adeta AKP’nin tecrübe etme tahtasına dönüştürülmüştür. 83 milyonun yaşamış olduğu bir ülkede öğrenim sisteminde yapılacak değişimler, reformlar büyük bir sosyal uzlaşıyla ve tamamen pedagojik gerekçelerle yapılması gerekirken öğrenim bilimcilerin görüşleri önemsenmeden, ilmi temellerden mahrum bir halde hayata geçirilmiştir.

2002 senesinde iş başına gelen ve 19 senedir tek başına ülkeyi ve dolayısıyla Ulusal Tahsil Bakanlığını yöneten AKP iktidarı tedris programları başta olmak suretiyle, sistemin bütünlüğü, örgüt yapılanması ve öğrenim mevzuatlarında sayısız düzenlemeleri ‘emrivaki’ bir halde yapmış ve istenilen netice alınamamış, öğrenim sistemi bir yapboza dönmüştür.

Tahsil sistemi üstündeki siyasal kuşatım, öğrenim bütçesindeki devamlı azalma eğilimi, liyakatsiz atamalar, vakıf ve derneklerin öğrenim alanında karar verici noktaya gelmesi, topluluğun bir kesiminin yok sayılması bu alandaki başarısızlığın en mühim nedenleridir.

Göreve başlamış olan yeni Bakan’ın görevinin hayırlı olmasını arzuluyorum. Sadece şunu unutmamak gerek: Tahsil alanında başarıya ulaşmış olmak için Bakan değişikliği yetmeyecektir. Bunu 19 senelik AKP iktidarında 8 inci defa yaşamaktayız. Siz gereksinim duyulan öğretmen atamalarını yapmazsanız, müfredatı iyileştirmezseniz, kifayetsiz olan MEB bütçesinde artış yapmazsanız, MEB’in önceliği öğrencilerin en çok yararı değil siyasal kalım olursa, eğitimi gelecek nesilleri ideolojik olarak şekillendirme anlayışı değişmediği sürece Bakan değişimleri çözüm olmayacaktır. Ki AKP’nin siyasal bekası, gelecek nesilleri ideolojik olarak şekillendirmektir.”