CHP Sözcüsü Öztrak: Erdoğan giderayak Düyunu Umumiye memurluğuna soyundu

0
25
Faik Öztrak

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanal İstanbul’un finansmanı için kullandığı ‘söke söke alırlar’ ifadesine cevap verdi. Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığına dikkat çeken Öztrak, “Bizim Hazinemizden çıkan 1,5 milyar doları ABD’dan söke söke alamıyor. Milletin hakkını söke söke alması gerekenler, bir de kıbleyi şaşırıp, haramilerle bir olup, milletin hakkının söke söke gasbedilmesinin yolunu açmaya kalkıyorlar” dedi.

Öztrak, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanal İstanbul’un finansmanı ile alakalı “Yatırımcıları tehdit ediyorlar. ‘Geldiğimizde bilesiniz ki ödeme yapmayacağız, elinizden alacağız’ diyorlar. Bankaları, projeye alaka duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Söke söke sizden bu paraları internasyonal tahkim yöntemiyle alırlar” laflarına cevap verdi.

Öztrak’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyleki:

“Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin elinde ülkemiz, büyük bir bunalım yaşıyor. Tek erkek vesayet diyeti müsilaj misali her yere bulaşıyor, milletimizin nefesini kesiyor. Metal yorgunu idare gün geçtikçe devlet krizini derinleştiriyor. Ekonomik krizde milletimizi yapayalnız bırakıyor. Hakkaniyet, mülkün temelidir. Binlerce senelik devlet geleneğimiz, bizlere bunu öğretmiştir.

Mevlâna hazretleri; ‘Hakkaniyet her şeyi yerli yerine geçirmek, her hakkı sahibine vermektir. Ağaca su verirsen hakkaniyet, dikene su verirsen adaletsizlik olur’ diyor. Bu sözlerin doğruluğunu, tek benlik vesayet diyetinin düğmesine basılmış olduğu 2014’ten sonrasında yaşadıklarımız bir defa daha gösterdi. Yönetimin şahsileşmesi, kurumlarımızı çökertti. Erdoğan Şahsım Hükümetiyle kuralsızlık, ‘yeni kaide’ halini aldı. Kimse önünü göremez oldu. Emniyet sonlanmış oldu.

KONYA’DA DA GÜVEN BİTMİŞ

CHP Iktisat Masası geçtiğimiz hafta Konya’daydı. Konya’da da emniyet sonlanmış olan. Yatırım iştahı kalmamış. Bir iş insanımız; ‘Vadeyle alım yapmıyorum, işimi krediyle çevirmiyorum. Yarın bir şey olur da batarsam, kimsenin günahına girmek istemem’ diyor. Bu laflar, durumun vahametini gösteriyor. Adaletin olduğu yerde, ekmek her insana yeter. Adaletin olmadığı yerde, tarlaya karga, ambara sıçan, fırına hırsız, memlekete haramiler dadanır.

Beytülmal, devleti yönetenlerin namusudur. Adaletle, kuralla yönetilen ülkelerde yöneticiler; Gömü’deki her bir kuruşun hesabının, millete verileceğini anımsar. Haramilerin Gömü’ye uzanan ellerini keser. Ülkeler bu şekilde gelişir. ABD Birleşik Devletleri, usulsüz yollarla kazanılan, vergisi ödenmeyen, Gömü’sinden kaçırılan, 470 milyon dolar kara paranın peşine düşüyor. Bunun 133 milyon doları da Türkiye’de aklanmış. ABD, bu 133 milyon doların peşini bırakmıyor. Şebekenin Türkiye’deki ayağı Sezgin Baran Korkmaz’ı, Avusturya’da gözaltına aldırıyor. Tam 225 sene hapis cezasıyla yargılamaya hazırlanıyor.

Fakat Sezgin Baran Korkmaz’a, kara para aklama suçundan Türkiye’de de dava açılıyor. Bir tek 7,5 yıla kadar hapsi isteniyor. Bir yanda 225 sene, diğer yanda 7,5 sene. Ayrım 30 kat. ABD, 21 trilyon dolarlık bir iktisat Türkiye ise 717 milyar dolarlık bir iktisat. Ayrım burada da 30 kat. Bu ne bir rastlantı, ne de bir tevafuk… ABD Birleşik Devletleri ekonomisi Türkiye’nin 30 katıysa, bunun bir nedeni de haksızlığa, hukuksuzluğa, Gömü’nin soyulmasına bizlerden 30 kat daha hassas olmasıdır.

HİMMETE MUHTAÇLAR

Ne diyor atalarımız; ‘Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masat.’ Buharlaştırdıkları 128 milyar doların hesabını vermeyenler, Bugün çıkmış, ödünç döviz için SWAP anlaşması arkasında koşuyorlar. Tekrar işin kolayına kaçıp göz boyamaya çalışıyorlar. Kuruttukları rezervleri makyajlayabileceklerini sanıyorlar. Malezya’nın, Azerbaycan’ın, Cenup Kore’nin, Rusya’nın himmetine muhtaçlar.

Ya Tanrı aşkına, bir kendinize gelin. Siz icra makamısınız, başka ülkelerden rica makamı değilsiniz. Fakat Merkez Bankası kasasını dolduracak, dört başı mamur bir program meydana getirecek takatleri yok. Görüntüyü kurtarmak için kapı kapı dolaşıp, ricacı oluyorlar.

TAM BİR PEŞKEŞ

Basının amiral gemisi, sarayın havuzuna demir atsın diye Tarım Bankası’ndan verilen 750 milyon dolar. Soruyoruz; ‘Bu kredinin sermaye ve ürem borcu ödeniyor mu? Ne kadarı ödendi?’ ‘Ticari sırdır’ diyerek millete hesap vermekten kaçıyorlar. Tekrar, bu ülkenin en tehlikeli sonuç tesislerinden Türk Telekom, Lübnanlı Hariri ailesine peşkeş çekildi. Bu ülkenin tarlasının taşıyla, bu ülkenin tarlasının kuşunu vurdular. Tam bir peşkeş. Haririler, Türk Telekom’dan, 7 milyar dolarlık temettü hasılatını alıp gitti. Fakat Türk bankalarına 4,5 milyar dolar borcunu ödemedi. Sarayın şirkete atadığı Idare Kurulu üyeleri de beytülmala haiz çıkmadı.

Şimdi aynı Saray, Telekom’un temettüsünü alıp, bankalarımıza borç takan, bu yükü Gömü’mizin, kısaca milletimizin sırtına bırakan bu ailenin ferdiyle yiyecek üzerine yiyecek yiyor, boy boy pozlar veriyor. Bu resim ocak ayında çekildi. Geçtiğimiz hafta sonu aynı ikili Vahdettin Köşkü’nde bir kere daha buluştu. Altı ayda iki defa buluşmuşlar. Bu ne sevgi, bu ne muhabbet? Bunu görenler haklı olarak ‘Türkiye’ye kazık atmanın hiç bir müeyyidesi yok’ diye düşünür.

AMERİKA’DAN ‘SÖKE SÖKE’ ALAMIYOR

ABD ne F-35’leri veriyor, ne de 1,5 milyar doları iade ediyor. Peki, Saray’daki kibirli insanın gıkı çıkıyor mu? ABD Birleşik Devletleri, kendi Hazinesinden çıkan 133 milyon dolarının peşini bırakmıyor. Kendinden çalınan parayı, söke söke öğrenim etmeye uğraşıyor. Fakat Erdoğan Şahsım Hükümeti, bizim Gömü’mizden çıkan 1,5 milyar doları ABD’dan söke söke alamıyor. Milletin hakkını söke söke alması gerekenler, bir de kıbleyi şaşırıp, haramilerle bir olup, milletin hakkının söke söke gasp edilmesinin yolunu açmaya kalkıyorlar.

YETKİYİ LONDRA’DAKİ MAHKEMELERE VERDİLER

‘Milletin cebinden tek kuruş çıkmayacak’ dedikleri projeler için, bir tek bu senenin ilk 5 ayında, milletin cebinden 11,5 milyar lira çıktı. Bu devran hep bu şekilde sürüp gitsin diye sözleşmelere tahkim maddesi koymuşlar. Yetmemiş yandaşların işini sağlam kazığa bağlamak için yetkiyi de Londra’daki mahkemelere vermişler. Bu projeleri yaptıran kim? Türkiye Cumhuriyeti. Projeyi icra eden kim? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları… Bir mesele çıkarsa, Londra’da majestelerinin mahkemesi çözecek. İşte bunların yerlilik ve millilik anlayışı!

GİDERAYAK DÜYUNU UMUMİYE MEMURLUĞUNA SOYUNDU

Şimdi ‘Talan İstanbul’ projesinde de aynı düzeni devam ettireceklerini açıklıyorlar. Ikimiz de Ulus İttifakı’nın iktidarında ‘Talan İstanbul Projesine tek kuruş çalışmayacak Milletten alınan ne var ise, söke söke geri alıp, sahibine vereceğiz’ dedik. Erdoğan arkasından çıktı, bizi devleti bilmemekle suçladı. ‘Internasyonal tahkimde, O parayı sizden söke söke alırlar’ dedi. Doğrusu Erdoğan da partisinin Öbek Başkanvekilinin meydana getirdiği benzer biçimde, Ulus İttifakı’nın iktidara geleceğini kabullendi. Fakat ayrıca da giderayak, milletimizin karşısında, yandaşlarının yanında, Düyunu Umumiye memurluğuna soyundu.

MİLLETİMİZDEN ALDIKLARINI GERİ VERECEĞİZ

Kendisi asla merak etmesin. Hepimiz, devlet nelerdir, tahkim nelerdir oldukça iyi biliriz. Ucunu Londra’ya bağladığınız o mahkemelerde, davaların hepsini kazanırız. Ha, olur da kazanamazsak. Devleti milleti bu zarara sokanlara, bu projeler imzalanırken yönetimde olanlara rücu ederiz. Bu paraları yedi göbek sülalelerinden, söke söke alırız. Erdoğan, “Devlette devamlılık esastır” diyor, doğrudur. Güzel bir devir teslim töreniyle milletin emanetini sizden alırız. Fakat devlette devamlılık adına, biz sizin suçlarınızın ortağı olmayız. Milletimize ahdimizdir milletimizden aldıklarını milletimize geri vereceğiz.

Artık vehamet bacayı sarmış. Erdoğan Şahsım Hükümeti’nde hesap kitap şaşmış. Talan İstanbul’un maliyeti için Erdoğan ayrı çalıyor, hazırladıkları web sitesi ayrı çalıyor… Erdoğan Talan İstanbul için harcanacak paranın 15 milyar dolar bulunduğunu söylüyor. Bugünkü dolar kurundan 132 milyar lira yapar. Hazırladıkları sitede yazan maliyet ise 75 milyar lira. Bunu ayrım ediyorlar, kısaca Erdoğan hesaba uymayınca derhal bir Ali Cengiz oyunu yapılma. Hesap Erdoğan’a uydurulmuş.

HİÇBİR HESAPLARI TUTMUYOR:

Türk Lirası karşılığını, ÇED tutanağı tarihli kurla hesapladık’ diyerek, Erdoğan haklı gösterilmeye çalışılmış. Sadece ÇED tutanağının kabul edilmiş olduğu, 23 Aralık 2019 tarihinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dolar satış kuru 5 lira 92 kuruş. Doğrusu o günkü kurla bile maliyet 75 milyar lira değil, 89 milyar lira yapar. Artık hiç bir hesapları tutmuyor.

Daha köprülerin temeli atılmadan olmayan köprülerin altından fazlaca sular akıyor. Dolar kuru aldı başını gitti. Projenin maliyeti daha kazma vurulmadan yüzde 76 sapmış. Bitirdikleri her ihalede konum bu şekilde. Hesap yok, kitap yok. Başlangıçtaki ihale koşullarını ve proje bedellerini ihale bittikten sonrasında değiştiriyorlar. Bunun ismi, ihaleye fesat karıştırmaktır.

Ne güzel diyor Hazreti Ali, ‘Dünyanın helali hesap, haramı azaptır.’ Erdoğan Şahsım Hükümeti, atadan babadan kaldı demedi, ülkede ne var ne yok sattı. Evindeki gümüşler sonlanmış oldu şimdi hayallerini satmaya başladı. ‘Hayalim’ söylediği kent hastanelerinden beşinin işletmesi tamamen Danimarkalı firmaya geçti. Hayaller artık Danimarkalı oldu.

ÜLKEMİZ OLDU KATARİSTAN

Esasen koskoca memleketi Katar’ın üzerine yaptılar. Ülkemiz oldu Kataristan… Borsa İstanbul’un yüzde 10’u Katar’a satıldı. Digitürk Katar’a satıldı. BMC Katar’a satıldı. Tank Palet Katar’a satıldı. Bankalar, finansal aracı kuruluşlar Katar’a satıldı. Kanal İstanbul güzergâhındaki kupon araziler Katar’a satıldı. Şimdi de bu kadar malı mülkü korusun diye, 36 Katar Harp Uçağını, 250 Katar askerini 5 sene süreyle Türkiye’de konuşlandırmaya hazırlanıyorlar. Katar’a ilişik bu harp uçakları ve askerler kimi kimden koruyacak? Çıkın da şunun yanıtını millete bir verin.

Hafta sonu üniversite sınavları vardı. Pek fazlaca Çocuğumuz, sınavda ter döktü. Pandemi döneminde aslına bakarsan doğru muntazam ders verilemedi. Şimdi duyuyoruz ki imtihan soruları fazlaca zormuş. Niçin bu kadar zor sorular soruldu? Boş duracak kontenjanlara Katarlı öğrencileri doldurmak için mi? Son olarak bitirdikleri protokol ortada.

Tıp Fakültesi ve tıpla alakalı pek fazlaca parçaya, Katarlı öğrencilerin girişinin önünü açıyor. Bir tek askeri öğrencilerin değil… ‘Silahlı kuvvetlerin asker ya da sivil öğrencileri’ diyerek, Katarlı öğrencilere uçsuz bucaksız imkân tanıyor. Şu Katar’ı sevdiğiniz kadar, Türkiye’yi de bir sevseniz ya… Madem bu kadar Katar’ı seviyorsunuz; emekliliğiniz de yaklaşıyor. Katar’da geçirmenizi öneririz.

Fakat Katar’ı bu kadar fazlaca seven Erdoğan şimdi çıkıyor, ‘Türkiye ile AK Parti’nin kaderi adeta birleşmiştir’ diyor. İnsaf. Bu ne kendini beğenmişlik, kibir. Beyefendi, Türkiye AK Parti’den de, Erdoğan Şahsım Hükümeti’nden de fazlaca fakat fazlaca büyüktür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bakidir, Siz ise ilk sandıkta gidicisiniz. Milletimizin kaderiyle kendi kaderini birleştirmeye cüret edenler ilkin kendilerine bir aynada bakacaklar.

NEREDE F-35’LERİN PARASI?

Nerede Telekom için verilen krediler? Nerede buharlaştırdıkları 128 milyar doların hesabı? Nerede ordumuza teslim edilmeyen F-35’lerin parası? Nerede Tarım Bankası’ndan, taraftar medya projesine verilen 750 milyon dolar? Sizinle ülkemiz ve milletimiz içinde artık gece ile gündüz kadar ayrım var. Siz yandaşlarınız adına Düyunu Umumiye memurluğuna soyundunuz. ‘Paraları sizden söke söke alırlar’ diyerek, talan ve rant düzeninden, majestelerinin mahkemelerinden yana saf tuttunuz. Milletimiz ise ‘geldikleri benzer biçimde giderler’ diyerek sizi ilk sandıkta göndermek için gün sayıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalımlı, Erdoğan Şahsım Hükümeti gidicidir.

Milleti kuru soğana muhtaç edenler milletle yazgı donanması yapması imkansız. Bugün bu ülkede 17 milyon 921 bin fukara var. Bu ülkede her beş kişiden biri fukara. 10 milyon işsizimiz var. Firmalarımız, esnafımız hemen hemen toparlanamadı. Haziran ayının sonucunda,

SERVET DAĞILIMI EN BOZUK 2. ÜLKEYİZ

Doğrusu birkaç gün sonrasında, işten çıkarma yasağı da kısa emek harcama ödeneği de sonlanmış oluyor bunun en azından yılsonuna kadar uzatılması icap eder. Şayet yapılmazsa, daha çok işsizlik ve fakirlik riski kapıda bekliyor. Tekrar geçen hafta Credit Suisse’in 2021 Küresel Servet Tutanağı belirtildi. Türkiye’nin en zengin yüzde 1, ülkemizdeki toplam servetin yüzde 42,8’ini alıyor. Oligark düzeninin hakim olduğu Rusya’dan sonrasında servet dağılımı en bozuk ikinci ülkeyiz. Tekrar bu ülkede en zengin yüzde 5, ülkedeki toplam servetin yüzde 62,2’tepsi elinde tutuyor. Para pul bir avuç yandaşa, fakirlik, işsizlik, kimsesizlik vatandaşa… Bu şekilde bir paylaşımı, kurt yapmaz kuzulara şah olsa.

Yetmiyor, eskiden 45 günde ödenen sertifikalı tohum desteği için ziraatçi şimdi bir sene bekliyor. Konya Ovası kuraklıktan kavruluyor. Kızılırmak’ı Konya’ya bağlayan proje, Konya Ovası Sulama Projesi tamamlanmayı, eski kanallar yenilenmeyi bekliyor. Erdoğan Şahsım Hükümeti ise ülkemizin tahıl ambarı Konya’nın sulama yayınlarını bırakmış, Talan İstanbul Projesi’nin arkasında koşuyor. Sulamada kullanılan elektriğin faturası ziraatçıyı yakıyor. Ziraatçi banka kapısına düşmüş. Bugüne dek ödenmeyen destekleri ödemenin tam tarihi. Fakat Erdoğan Şahsım Hükümeti, eski hamam eski tas işleri götürmek istiyor. Tekrar binlerce atanamayan öğretmenimiz var. Atanamayan öğretmenlerin umudu, Sarayın kibirlisinin son açıklamasıyla bir defa daha kırıldı. Öğrenim sendikaları okullarımızda yüz bin civarında öğretmen açığı bulunduğunu söylüyor Fakat Saray’a bakılırsa öğretmen açığı değil fazlası var.

GAZETECİLERİN BOĞAZINA ÇÖKÜYORLAR

Her fena idare benzer biçimde, Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin de siyaseten sonu geldi. Şimdi koltuğu vermemek için bin dereden su getiriyorlar. Beceremeyince vatandaşın gözünü korkutmak için kendileri benzer biçimde düşünmeyen, kendileri benzer biçimde yaşamayan, kendilerinden olmayan her insana sertlik uyguluyorlar. ‘Hepimiz bu memleketin zencisiyiz’ deyip iktidara gelenler şimdi, Amerika’de polis şiddetinin kurbanı olan Floyd’a yapıldığı benzer biçimde gazetecilerin boğazına çöküyorlar nefessiz bırakıyorlar.

SOYLU’YA KONUŞMA YASAĞI MI UYGULANIYOR?

Bunu soruşturması ihtiyaç duyulan bakan yardımcıları da işi gücü bırakıp, sertliği eleştiren muhalefete yanıt yetiştirmeye uğraşıyorlar. Her nedense fazlaca konuşmasıyla tanıdığımız İçişleri Bakanı da bu mesajları toplumsal medyadan paylaşmakla yetiniyor. Hayırdır, Saray bu bakana artık konferans yasağı mı uyguluyor?

Eskimiş conta benzer biçimde işlevini yerine getirememektedir. Suyu kaçırmakta, faturayı şişirmektedir. Bu tarz şeyleri değişiklik yapma tarihi gelmiştir. Ulus bu hükümete tasdiknamesini vermek için gün saymaktadır. Hakla, hukukla, adaletle, reel demokrasiyle yönetmeye, her insanın can ve mal güvenliğini sağlamaya, Milletimizi üreterek zenginleştirmeye, Hakça paylaşmaya, kimseyi bir tek bırakmamaya, dışlamamaya kararlıyız. Hepimiz, ekonomimizi büyütürken, ülkemizi, dağımızı, taşımızı, nehirlerimizi, ormanlarımızı koruyacağız. Milletimizi, devletimizi borca batırmayacağız, yurttaşlarımızı yüksek faize, enflasyona, hasılı yaşam pahalılığına ezdirmeyeceğiz.

SEÇİM BARAJININ KALDIRILMASINDAN YANAYIZ

(Yeni Anayasa ve seçim barajı sorusu) Bizim seçim kanunu ile alakalı çalışmamız sistem emek vermesi içindedir. Bizim bir mühim amacımız de darbeler döneminden kalan ve reel bir demokrasinin olmasının önünde mani olan hususların yasalardan ayıklanmasıdır. Hepimiz her alanda darbe hukukundan arınmış, kimsenin dışlanmadığı bir Türkiye arıyoruz. Siyasette, ekonomide ve hayatın öteki alanlarında kapsayıcılığa ehemmiyet veriyoruz. Hepimiz her partinin Meclis’te temsil edilmesinden tarafız. Bir parti yüzde 1 oy bile alsa en azından genel başkanı Meclis’te o partinin görüşleri anlatım edebilmelidir diyoruz. Bu nedenle seçim barajlarının kaldırılmasından yanayız.

(Çanakkale’de açılışı meydana getirilen tesisle alakalı sual) Orası senelerdir lokanta ve plaj olarak kullanılan bir yer. El değiştirdiği için bir açılış yapılma. Oraya giden arkadaşlarımızın da ruhsat kontrolü meydana getirecek halleri yok. Var ise bir usulsüzlük, eksiklik derhal giderilmesi lazımdır.

GÜVENMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL

(MKE yasa teklifi sorusu) AK Partili ve MHP’li milletvekilleri ne yazarlarsa yazsınlar, kanuna ne koyarlarsa koysunlar. Artık ikimiz de Türkiye’deki bütün insanoğlu da biliyor. Cumhur İttifakı’nın milletvekilleri Saray ne derse onu yapar. Sarayın vesayeti altındaki bu milletvekillerinin kendi hür iradeleri yoktur. Dolayısıyla bunların yazmış olduğu önergelere de güvenmemiz olası değil. Özelleştirme olmayacaksa MKEK niçin anonim şirkete çevrilmek isteniyor? Zonguldak’ta kömür işletmesini anonim şirkete dönüştürdüler. Sonrasında bir güzel böldüler ufak ufak… Zonguldak’taki kömür işletmelerini kimliksizleştirdiler, yok ettiler. Bunların bugüne dek bitirdikleri yapacaklarının teminatıdır. Bir tek hepimiz değil bu kurumda çalışanlar da buna karşı çıkıyor. Müdafaa Sanayii’nde yerlilik ve millilikten yanayız. Ayrıca Erdoğan’a tanrısal aşkla bağlı bulunduğunu söyleyen birileri çıkıyor Katar’la iki devlet bir ulus olduğumuzu iddia ediyor. Ülkemizin kıymetli varlıkları Katarlaştırılıyor.”