Çatışma ısrarının kazananı olmaz

0
29
Kuzey Irak

Şimal Irak’ta peşmerge ve PKK içinde çatışmalar sürerken bölge kaynayan kazana döndü. Suriye’de bitmeyen hesaplaşmanın buraya da sıçradığını hatırlatan uzamanlar, “Bu çatışmaların kazananı olmaz” diyor.

Irak Kürdistan Yöresel Yönetimi’ne ilişik Şimal Irak’a çekilen PKK ile Barzani yönetimindeki peşmergeler arasındaki çatışmalar sürerken bölgedeki birçok erkek oyuncu devreye giriyor. Irak parlamentosu, PKK’nin Şimal Irak’a yayılmasından Türkiye’yi suçlarken peşmerge ile girilen çatışmalar, “Kürtlerin kaybedeceği bir gerilime” işaret ediyor. PKK üst seviye yöneticilerinden Murat Karayılan peşmerge ile çatışmak istemediklerini söylese de kriz çözülebilmiş değil. TSK ile çatışmasını Türkiye sınırları dışına taşıyan PKK, Şimal Irak’ta daha çok konuşlanırken bundan rahatsız olan IKBY, PKK’yi bölgeden çıkarmak için askeri müdahalede bulunmuş oldu. Konuşlanmayı fırsat bilen TSK de bölgede kendi geçici askeri üslerini kurdu. Irak parlamentosunda, PKK’nin çekilmesinden Türkiye de suçlanırken, şu anda iki taraf da PKK ile çatışma halinde. Irak Yöresel yönetimi, Türkiye’nin kendi savaşını topraklarına getirmesinden şikayetçi olurken PKK hikayesinde ise pozitif yönde bir yorumda bulunulmuyor.

MESELE ÇIKAR ÇATIŞMASI

Bölgedeki çatışmalı atmosferi değerlendiren Ortadoğu Politikaları Uzmanı Emekli Profesör Abbas Vali, “Aslolan sorun menfaat çatışması olarak görülüyor. Yalnız Kürtlerin iç meselesi değil hem de yabancı aktörlerin de menfaat çatışması. Amerika kendi çıkarı için Kürt bölgesinde istikrar ve intizam istiyor, Irak Kürdistan’ını mahalli bir bağlaşık olarak görüyor. Öte taraftan Irak’ta ve bölgede devam eden istikrasız vaziyet, Şia güçlerinin kendilerine karşı negatif tavrı var. Amerika bundan dolayı bölgede kuvvetli bir bağlaşık istiyor. Türkiye’nin derdi ise değişik. PKK’yı bölgeden atmak istiyor. Bunu zorlamak da istikrar arayan Barzani iktidarını çelişkiye sürüklüyor. Seçim oluşturmaya zorluyor. Türkiye’nin bölgede stratejik çıkarları olduğundan müdahale etmiş olduğu aşikâr” ifadelerini kullandı.

KÜRT GÜCÜ KURULABİLİR

Ankara-Erbil ilişkilerini de yorumlayan Vali, laflarını şu şekilde sürdürdü: “IKBY kurulduğunda Ankara ile ilişkileri gerilimliydi zira PKK’nın bölgedeki etkisinden çekiniyorlardı. Ama 10 senenin arkasından ciddi halde yakınlaştılar. Ciddi ekonomik ilişkileri var. Ama bu devamlı ilişkilerin tek yönlü ilerlediği anlamına gelmiyor. Türkiye bölgede stratejilerini IKBY’ye zorluyor. Amerika YPG ile çalışmaya geçinmek istiyor. Son tartışmalar, NATO’da Erdoğan’la Biden içinde çözümsüz kaldı. Amerika Suriye’de YPG ile çalışmaya devam edeceğini ifade etti. PKK ve PYD’nin birbirleriyle bağlantılı olmadığında ısrar etti. Amerika, Mazlum Kobani başta olmak suretiyle PYD yöneticilerini Rojava’da birleşik bir güç yapmaya ikna etmeye çalışıyor. Amerika’nin uzun süreçte bu şekilde bir birleşik Kürt gücü kurması Suriye’de şaşırtıcı olmaz ama şu an için kararlı bir şey söylemek olası değil.”

HERKES BİRBİRİNİ SUÇLADI

“PKK’nin Kürdistan sınırlarındaki varlığı, Kürdistan yönetimi için bir mesele teşkil ediyor” diyen Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Tedris Üyesi Vahap Coşkun ise, “PKK orada kendi düzenini yapmaya çalışıyor. Kendi düzenini oluşturması, başlı başına mühim bir sorun deposudur. Gerilimin ne kadar ilerleyeceği iki tarafın da ne yapacağına bağlı. İlk başta her iki taraf da birbirlerini suçladı. Ondan sonra Murat Karayılan, sınırlara saygılı olduklarını söylemiş oldu. Bu çatışmaların ne halde seyredeceği, Türkiye ile PKK arasındaki çatışmaların seyrine ve aynı zamanda PKK ve Kürdistan Yöresel Yönetimi’nin iyi mi tepki göstereceğine bağlı. PKK geri adım atmaz, sert bir söylem içine girerse kan basıncı artar ve en büyük kaybı Kürtler yaşar” ifadelerini kullandı.

AKTÖRLER DEVREDE

Çatışma sürecinde bir tek IKBY, PKK ve Türkiye’nin yer almadığına dikkat çeken Gazeteci Yazar Faysal Dağlı Dağlı da şu değerlendirmede bulunmuş oldu: “Arka planda İran, Irak, Amerika ve Almanya şeklinde NATO ülkeleri de var. İran, Irak ve Türkiye içinde IKBY’nin istikrarsızlaştırılması, Kürt güçleri içinde iç harp çıkarılarak zayıflatılmaları ve internasyonal planda itibarsızlaştırılmaları hikayesinde bir yaklaşım donanması olduğu biliniyor. Bu yüzden Irak, anayasal olarak koruması ihtiyaç duyulan sınırlarını Türk askeri harekatına karşı aleni biçimde tutuyor.

Amerika ve NATO’nun ‘terör örgütleri sıralamasında’ tuttuğu PKK’ye karşı Türk müttefiklerine yardımcı verdiği, bu amaçla IKBY’yi de PKK’ye karşı tavır almaya teşvik etmiş olduğu biliniyor. Sadece TSK operasyonlarının uzun sürmesi, Türk devletinin niyetleri ve işgal siyaseti Batı dünyasında kuşkulara da yol açıyor. Keza bu askeri harekatlar, Irak’ın istikrarını tehdit etmesi bir yana, İran’ın da bölgede tesir alanını genişletmesine niçin oluyor. Bu anlamda Amerika’nin de çözümsüz kalmış olduğu, sadece problemi kontrolden çıkmayacak halde Türkiye lehinde izlediği anlaşılıyor.”