Bir devrin sonu

0
18
Berat Albayrak Trump

Berat Albayrak’ın istifasının Saray için çok büyük bir krizin ilk adımı olduğu açık. 2000’li yılların sonunda Katar ile kurduğu ilişkiler onu finansal güce, Erdoğan’ın damadı olması ise siyasi güce yakınlaştırdı.

DAHA KÖTÜ BAKAN GÖRÜLMEDİ

28 aylık Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde dolar kurunu 4,60 TL’den alıp 8,50 TL’ye taşıyan, kamu net borcunu 296,1 milyar TL’den, 924,3 milyar TL’ye yükselten Albayrak, ülke tarihinde eşine az rastlanır seviyede bir başarısızlıkla kayıtlara geçti. Öte yandan istifanın -veya görevden almanın- zamanlamasının ABD Başkanlık seçimlerinin hemen üstüne denk gelmesi, gerekçenin yalnızca ekonomik olmadığını da gösteriyor. Çünkü Albayrak’ın Erdoğan’ın damadı olmasının dışında bir özelliği daha var ki, o da Trump’ın damadının “dostu” olması…

TRUMP’IN DAMADIYLA ‘GAYRİRESMİ’ TEMASLAR

Saray medyası, Albayrak’ın istifasını saatlerce duyurmayıp, kendilerince zaman kazanmaya çalışırken, uluslararası basın haberin üzerine analizler yapmaya dahi başladı. New York Times’ta yayımlanan makalede, istifanın arkasında Türkiye ekonomisinin kötü gidişinden çok Berat Albayrak’ın Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump’ın eşi Jared Kushner ile olan dostluğunun bulunduğunu yazdı. Makaleye göre Kushner ile kurduğu yakın temas sayesinde, Albayrak Beyaz Saray ile ilişkisini derinleştirebildi. Trump’ın sonu da böylece Albayrak’ın sonuna neden oldu. Sadece bu değil, bunun dışında Albayrak’ın Jared Kushner’le birlikte Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’la da aralarında gayri resmi bir dostluk ilişkisi de bulunuyor hatta NewYork Times’a göre bu ilişkinin iş ortaklığına gittiği de söyleniyordu.

Bu ilişki ağlarının tümü Trump’ın ABD Başkanlık koltuğunu kaybetmesiyle boşa düşmüş oldu. Böylece yeni dönemde Albayrak ile yola devam etmek, yarattığı ekonomik enkaz da düşünüldüğünde son derece maliyetli bir hal aldı. Bu maliyetin ne büyüklükte olduğu piyasaların açılmasıyla daha net anlaşıldı ve güne 8,52 TL’den başlayan dolar kuru, gün içinde yüzde 5 değer kaybederek 8,10 TL’ye kadar geriledi.

SARAY İÇİN BÜYÜK KRİZ

Peki, Albayrak’ın istifası -ya da görevden alınmasıyla- Saray çevresi önemli bir yükten mi kurtulmuş oldu? İstifanın duyulması her ne kadar piyasalarda olumlu bir etki yaratmış olsa da Albayrak’ın geçmişi ve Saray içindeki konumu düşünüldüğünde istifanın Saray’ın canından can götürdüğü de anlaşılıyor. Ancak buna rağmen ortaya çıkan istifanın sessiz kalınarak zımnen onaylanması da Saray’ın ne kadar zor durumda olduğunu gözler önüne seriyor.
Her şeyden önce Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak, 80’li yılların siyasal İslamcı kesimleri için önemli bir isim. O kadar ki, o yıllarda İslamcı Gençliğin El Kitabı olarak basılan ve İslamcı gençlere dağıtılan kitap, Sadık Albayrak’ın önsözüyle başlıyor. Nitekim Erdoğan’ın damadı olmasının arka planında Albayrak ailesinin İslamcılarla kurduğu köklü geçmiş yatıyor.

Bu köklü geçmişe bina edilen bir kariyer de Berat Albayrak’ı takip ediyor. Zira İslamcı sermayenin güçlendiği 90’lı yıllarda ve küreselleştiği 2000’li yıllarda Berat Albayrak da bu sermaye çevresi içinde yönetici oluyor. Çalık Holding de başladığı kariyerinde holdingin CEO’luğuna kadar yükseliyor. Nitekim bu yıllarda Çalık’lar TMSF’nin el koyduğu ATV-Sabah grubunu bünyesine katıyor. Böylece Berat Albayrak’ın medya patronlarıyla ilişkisi de henüz 2000’li yılların ikinci yarısında atılmış oluyor. ATV-Sabah grubunu 2014’te Kalyon İnşaat almışsa da bu satın almanın grubun çizgisine belirgin bir değişiklik yaratmaması Berat Albayrak’ın bu grup üzerinde devam eden etkisinin en büyük kanıtı.

SERMAYE İLİŞKİLERİ KÖRFEZ’E DE UZANDI

Sadece Çalık Holding değil, aynı zamanda Katar’daki iş çevreleriyle de derin ilişkileri olan Albayrak hem Enerji Bakanlığı, hem de Maliye Bakanlığı döneminde Katar sermayesinin Türkiye ile de yakınlaşmasın sağlıyor. O kadar ki, Çalık Grubu;

ATV-Sabah’ı satın alırken Katarlılar bu gruba yüzde 25 oranında ortak oluyor ve ortaklık bugün dahi devam ediyor.

İslamcı sermaye ve Körfez sermayesiyle bağlantılarını hem aile geçmişi hem de Çalık Grubu CEO’luğunda elde eden Albayrak, Erdoğan’ın damadı olmasıyla Türkiye’deki diğer sermaye çevreleriyle de ilişkisini derinleştiriyor. Enerji Bakanlığı döneminde Elektrik Üretim A.Ş.’nin santralları özelleştirilmeye devam ediliyor, bir yandan da elektrik üretimine verilen devlet teşvikleri artırılıyor, yetmiyor sürekli yaz saati uygulamasıyla hanelerin elektrik tüketimi artırılıyor. Bu bağlamda Sabancı’nın patronuGüler Sabancı’nın 2018’in Ekim ayında, “Bakan Bey’i enerji bakanlığı döneminden beri biliriz” demesi boşuna değil. Onun bakanlığı döneminde ülkenin enerji altyapısından dağıtım ve üretim sektörüne kadar tüm enerji alanları piyasaya satıldı.

Gerek İslamcı sermayenin küreselleşmesi, gerekse körfez sermayesiyle derin ilişkileri sağlayan Albayrak, Trump’ın başkan olmasıyla ABD’ye de uzanıyor. Trump’ın damadı Kushner ile kurduğu gayri resmi ilişkiler ATV-Sabah Grubu’nun ABD seçimlerinde açık açık Trump lehine tavır koymasına yol açıyor. Konu birkaç kez NewYork Times’ta da yazılsa da Albayrak konuya ilişkin bir açıklama yapmaktan hep kaçındı. Ancak elinin altında tuttuğu gazeteciler eliyle de Türkiye’ye Trump propagandası yapmaktan geri durmadı.

SARAY’IN VELİAHT PRENSİYDİ

Çalık Holding CEO’luğunda da, 5 yıllık bakanlık döneminde de, gerek İslamcı sermaye, gerek Körfez ve ABD sermayesiyle gerekse Türkiye’de son yıllarda Saray’a yakınlaşan geleneksel sermaye gruplarıyla kurduğu ilişkide Albayrak hep Erdoğan’ın gücüne yaslandı. O, Erdoğan’ın damadı olması dolayısıyla sarsılmaz koltuğunu güçlendirdi. O kadar ki, Binali Yıldırım başbakanken dahi, gölge bir kabineyi Albayrak’ın yönettiği dillendirildi. Kabinedeki diğer güçlü bakanlarla hep çekişmelere konu oldu, Süleyman Soylu’yla aralarındaki gerilim saklanamaz boyutlara ulaştı.

Bu haliyle Albayrak, Saray iktidarında hem sermaye çevreleriyle kurduğu ilişki hem de siyaseten kontrol ettiği güç düşünüldüğünde önemli bir boşluk dolduruyordu. İstifasının arkasındaki sır perdesi aralanmış olmasa da söz konusu gelişmelerin Saray iktidarına büyük darbe vurduğu açık.