Balgat Katliamı sanığının sırrı cenaze sonrasında ortaya çıktı

0
18
Ethem Kıskıs

Ankara’nın Balgat ilçesinde 1978 yılında Ülkücüler tarafından gerçekleştirilen katliamın sanıklarından Ethem Kıskıs’ın Almanya’da yıllarca ‘Hıdır’ adıyla bilindiği ve bir seyahat acentesi işlettiği ortaya çıktı.

Dietzenbach kasabası mezarlığının Müslümanlara ayrılan bölümündeki cenazeye katılan arkadaşları tarafından açıklanan gerçek, daha sonra sosyal medyada yayınlanan çeşitli paylaşımlarla da doğrulandı. Frankfurt merkezinde Türkiye kökenli esnafların yoğun olarak yer aldığı Münchner Strasse ve çevresinde 25 yıldır seyahat acentesi işlettiği öğrenilen Ethem Kıskıs’ın 15 Kasım’da kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiği öğrenildi.

Cenazeye katılanlar arasında Ethem Kıskıs’la ilgili gerçeği bilmeyen ve onu son ana kadar ‘Hıdır’ adıyla tanıyan Frankfurtlulardan bir bölümü halen şaşkınlık içinde. Alevi kültüründe kullanılan Hıdır ismi nedeniyle çok daha farklı bir kişilik olarak düşündüklerini, çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği, yaralanıp, sakat kaldığı bir katliamın sanıklarından biri olmasına inanmakta zorlandıklarını belirtenler de bulunuyor.

1978’de Ankara Balgat Mahallesi’de 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 14 kişinin yaralandığı katliamla ilgili dava dosyasında adı geçen eski MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin başta olmak üzere çok sayıda kişi tarafından yapılan sosyal medya paylaşımlarında Kıskıs’ın 41 yıldır Türkiye’ye gidemediğine işaret ediliyor. Kıskıs’ın cenazesinde Avrupa’daki MHP eski dönem örgütlenmesinin önde gelen isimlerinden, Papa suikastı nedeniyle bir süre İtalya’da tutuklu kalan Musa Serdar Çelebi’nin de yer aldığı öğrenildi.

Ethem Kıskıs’ın kısa bir süre önce kendi adıyla pasaport alabildiği ve uzun yıllar sonra Türkiye’ye gitmeye hazırlandığı, bu arada hakkındaki eski dava dosyalarıyla ilgilenecek hukukçularla temas halinde olduğu ileri sürülüyor.

GIYABİ CENAZE NAMAZLARI

Kastamonu, Taşköprü ve Konya’da, Ankara’da Tacettin Dergahı’nda ve 1970’li yıllarda öğrenci olarak kayıtlığı olduğu Hacettepe Üniversitesi’nde adına gıyabi cenaze namazları kılındığı öğrenilen Ethem Kıskıs’la ilgili en ayrıntılı yazı 12 Eylül öncesinde Türkiye’de Ülkü Ocakları’nın, Almanya’ya gönderildikten sonra da Avrupa’daki MHP örgütlenmesi Avrupa Türk Federasyonu’nun eski genel başkanlarından Ali Batman tarafından yazıldı. Kendisinin de Frankfurt’ta seyahat acentası işlettiği anlaşılan Batman, yazısında Kıskıs’ın Avrupa’daki ülkücü hareketin örgütlenmesinin merkezindeki 10-15 kişi arasında yer aldığını açıklıyor.

Hakkındaki paylaşımlara göre Kıskıs, Türkiye’de aranır duruma düştükten sonra 1979’da yılında yurt dışına çıkmış, bir süre Almanya ve Fransa arasında gidip, geldikten sonra Almanya’ya yerleşmiş. Avrupa’daki MHP çizgisindeki dernek ve federasyonların örgütlenmesini yöneten ekipte yer almış, çıkarılan gazete ve dergilerin yazı işleri merkezinde aktif olarak çalışmış, imzasız birçok yazıyı kaleme almış. Frankfurt merkezinde Türkiye kökenli birçok esnafın yer aldığı Münchner Caddesi yakınlarındaki City Pazar adıyla bilinen alışveriş merkezinde bir süre bir “Burak Video” adı altında bir video mağazası işleten Kıskıs, daha sonra da aynı ad altında işlettiği bir seyahat acentesi açmış, City Pazar’ın başta uyuşturucu kaçaklığı olmak üzere birçok gayrimeşru faaliyetlerin yoğunlaştığı yer olduğu gerekçesiyle kapatılmasının ardından da işyerini cadde üzerine taşımış. Halen çok sayıda eski ülkücünün esnaf olarak çeşitli işlerini çalıştırdığı bölgede 25 yıldır seyahat acentesi işleten Kıskıs, burada evlenmiş.

Arkadaşlarının ardından “vatana hasret gitti” diyerek toprağa verdiği Ethem Kıskıs’la ilgili 17 Ekim 1978 tarihli gazete haberlerinde şöyle deniyor:

“Balgat Katliamı sanıklarından Kıskıs’ın Milliyetçi Cephe döneminde Devlet Bakanlığı’nda çalıştığı anlaşıldı.”

“Balgat olayı sanığı ülkücünün MHP’li eski Bakan Somuncuoğlu’nun özel kaleminde çalıştığı saptandı. Ankara Balgat’ta 4 kişinin öldüğü olayları düzenlemekten aranan Ethem Kıskıs’ın 2’nci Milliyetçi Cephe döneminde bir süre Devlet İstatistik Enstitüsü’nde çalıştığı, daha sonra MHP’li Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu’nun özel kalemine alınıp, orada çalıştırıldığı ortaya çıktı.”

BALGAT KATLİAMI

Ankara’da devrimci hareketin etkin olduğu bölgelerden Balgat’ta 1978 yılında yaşanan katliam, Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren iç savaş sürecinin en önemli olaylarından biriydi. 10 Ağustos 1978 gecesi TÜŞKO (Türkiye Ülkücü Şeriatçı Komando Ordusu) adı altında faaliyet gösteren bir grup ülkücü Balgat’taki 4 kahvehaneyi ateşli silahlarla taramış, olayda 5 kişi yaşamını yitirmiş, 14 kişi yaralanmıştı.

Katliamın sanıklarından biri olan Musa Pehlivanoğlu’nun 12 Eylül döneminde idam edildiği olay, yakalanan sanıkların cezaevinde görevli askerlerin yardımıyla kaçırılması, 15 yıl sonra yakalanan diğer sanık İsa Armağan’ın daha sonra aftan yararlanarak serbest bırakılması, davayla ilgili dosyalarda hem o dönemlerdeki, hem de günümüzdeki MHP’nin, MHP’den ayrılanların kurduğu diğer parti ve örgütlerin, illegal örgütlenmelerin önde gelen liderlerinin bir bölümünün isimleri geçmesi nedeniyle halen hafızalarda.

Ancak Balgat katliamı sonrasındaki soruşturmalarda saldırıyı gerçekleştiren TÜŞKO adlı örgüt sanıkları olarak İsa Armağan, Mustafa Pehlivanoğlu, İsmail Köksal, Ethem Kıskıs, Haydar Şahin ve Fehmi Kandemir’in isimleri belirlendi. Bunlardan Haydar Şahin olaydan bir süre sonra Aksaray’da 14 kurşunla öldürülmüş olarak bulundu. Hem bu olayla ilgili davanın, hem de MHP davasının itirafçıları ifadelerinde Şahin’in olayla ilgili itirafta bulunmaması için örgüt içi infaz sonucu öldürüldüğünü açıkladılar.

Saldırının ardından Armağan ile diğer katliamcılar Mustafa Pehlivanoğlu, Naim Yanık ve Mehmet Varmı yakalanarak yargılandı.

Armağan, Türkiye Şeriatçı Komando Ordusu (TÜŞKO) örgütünün liderliğini yapmak ve devlet düzenini şeriatçı bir düzen için değiştirmeye çalışmak suçlarından Mustafa Pehlivanoğlu ile birlikte TCK’nin 149/2. maddesine göre idam cezasına çarptırıldı. Armağan daha sonra ortaya çıkan gasp suçları nedeniyle de 18 yıl hapis cezası aldı. Kararın 1980’de onanmasından 10 gün sonra Armağan ve Pehlivanoğlu Mamak Askeri Cezaevi’nden kaçırıldı.

12 Eylül’den sonra yakalanan Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980’de idam edildi.

Armağan’ın ise İran’a kaçtığı anlaşıldı. Kaçak giriş yaptığı İran’da pasaportunun üzerindeki vizenin Şah dönemine ait olması nedeniyle bir süre tutuklu kalan Armağan, Türkiye’ye iade edildikten sonra verdiği ifadede, İran’da serbest kaldıktan sonra sahte pasaportla birkaç kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığını açıkladı. Armağan, İran’da serbest bırakıldıktan sonra Devrim Muhafızları safında yüzbaşı rütbesiyle bulundu. Daha sonra da Afganistan’da da bir mülteci eğitim kampının komutanlığını yaptı. Armağan, 27 Ağustos 1992’de Almanya’nın Bochum kentinde yakalanarak tutuklandı. 30 Mayıs 1995 tarihinde Türkiye’ye iade edildi.

Özal affı olarak bilinen Terörle Mücadele Yasası gereğince 8 Nisan 1991 tarihine kadar işlenen suçlara verilen idam cezalarının uygulanmaması hükmünden hareketle Armağan’ın idam cezası 10 yıla, gasp suçlarından aldığı 18 yıllık hapis cezası da 3 yıl 9 aya indirildi. Tutukluluğunun kalanını geçirmek üzere Bandırma Cezaevi’ne konuldu. Cezaevinde Büyük Birlik Partisi lideri Muhsin Yazıcıoğlu tarafından ziyaret edilen Armağan, Şartlı Salıverme Yasası’ndan yararlanmasaydı cezaevinden en erken 2004 yılında çıkacaktı.

İdam edilmeden sekiz saat önce itiraflarda bulunduğu öğrenilen Mustafa Pehlivanoğlu’nun, burada pişman olduğunu açıkladığı ve ‘kendisini yönlendiren Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu ve İsa Armağan’ın cezalandırılmasını’ istediği ortaya çıktı.

Bütün emirleri Abdullah Çatlı’dan aldıklarını söyleyen Pehlivanoğlu’nun ifadesinin Balgat Katliamı’yla ilgili bölümü şöyle: “İsa Armağan, genellikle yapılacak işlemler hakkında bir şey söylerdi. Bütün emirleri Abdullah Çatlı’dan alırdı. Benim de karıştığım Balgat olayı Abdullah Çatlı’nın emriyle gerçekleştirildi. Bu olaydan yakalanıp cezaevine düştükten 2- 3 ay sonra bizimle Balgat olayına karışan Haydar Şahin’in Çatlı’nın emriyle ve çok şeyler bildiği gerekçesiyle öldürüldüğünü İsa’dan duydum. Ankara Merkez Cezaevi’ne girdikten 10-15 gün sonra Muhsin Yazıcıoğlu ile Çatlı görüşe geldi. Bizi cezaevinden kaçıracaklarına söz verdiler. Sonra vazgeçtiler. Hatta Balgat olayında kullanılan 12’li Baretta marka tabancıyı Abdullah Çatlı’dan almıştım. İsa silahları Niğde’den getirerek Abdullah’a veriyordu. Abdullah örgüte dağıtıyordu.

Balgat olayı olduktan sonra benimle İsmail Köksal’ı kaçıran otomobil MHP’li bir milletvekiline aitti. Bunu arabayı kullanan Şefkat Çetin söyledi. Şunu açıklayayım, bu araba MHP milletvekillerinden bir tanesine aitmiş. Fakat ismini bize söylemedi.

Yapılan eylemlerden partinin haberi vardı. Beni yönlendiren ve bu duruma düşüren kişilerin de yasal cezalarını çekmelerini istiyorum. Olaylarda kullanılan silahlar teşkilatta pis silah olarak adlandırılırdı, bu silahlar taşraya giderdi. Oradan bize Ankara’da kullanılmayan silah gelir, bu şekilde silahlar örgüt içerisinde devamlı dolaşırdı. Bu emir ve direktifi verenler, eylemleri yönlendirenler Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu, Şevket Çetin ve Esat Bütün’dür.”

‘Balgat katliamı’na yargılananların dışında çok sayıda isim de karıştı. MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş katliamın ardından üzüntülerini belirten bir açıklama yapmış, MHP sözcüsü Sadi Somuncuoğlu da açıklamasında katliamı solcuların üzerine yıkmaya çalışmıştı.

Balgat katliamı, MHP’li Ali Yurtaslan’ın itiraflarında da yer aldı. Yurtaslan sayfalar süren itirafında şimdi MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren Şefkat Çetin’i Balgat katliamını planlayan kişi olarak suçlamıştı. Ali Yurtaslan, “Balgat katliamını planlayan Ethem Kıskıs değil, Şefkat Çetin’dir” demişti. Yurtaslan katliamın amacını da “Müslüman halkı komünistlere karşı kışkırtmak” diye tanımlamıştı.