Avrupa’daki saldırılar üzerine: ‘ABD ve Fransa’nın Suriye’de yarattığı istikrarsız ortam PKK ve IŞİD’e oyun sahası oldu’

0
26
Suriye

Avrupa’nın çeşitli kentleri bir haftaya aşkın bir süredir birbirini takip eden terör saldırılarının hedefi oluyor. Saldırı silsilesinin ilk durağı Fransa’nın Nice kentiydi. Saldırının ardından Fransız yönetiminin ilk tepkisi “İslamcı ideolojiye karşı savaş halindeyiz” oldu.

Ancak saldırılar bir diğer Fransız şehri Lyon ve ardından Avusturya’nın başkenti Viyana ile devam etti. Söz konusu saldırıları, yaşananların arka planını ve olası sonuçlarını, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı, Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, SiyasiPortal’e değerlendirdi.

‘Avrupa’daki saldırılar, Müslüman ve Hristiyanları din temelli bir tartışmanın içine çekiyor’

Atabay Son günlerde arka arkaya Fransa’da ve son olarak Avusturya’da meydana gelen silahlı terör saldırıları Hristiyan alemi ile Müslüman alemini din temelli bir tartışmanın içine çekmektedir. Bu tartışmaya liderler seviyesinde dahil olunması da, bu tip örgütlere propaganda anlamında ayrı bir fırsat sunmaktadır.​ Avrupa’daki eylemlerin arkasında her defasında; genellikle ve doğrudan radikal İslami gruplar aranmakta, bir şekilde Hristiyan ve Müslüman dünyası arasında karşılıklı suçlamalarla bir gerilim yaratılmakta, toplumlar arasında teolojik bir mücadele alanı açılmaktadır değerlendirmesinde bulundu.

‘IŞİD gibi radikal örgütler, Müslümanlar üzerinde baskı oluşturuyor’

IŞİD gibi radikal örgütlerin eylemlerinin Avrupa’daki Müslümanlar üzerinde büyük bir baskı oluşturmak suretiyle öncelikli zararı onlara verdiklerine işaret eden Atabay şöyle devam etti:

Terör örgütü IŞİD gibi radikal İslami grupların eylemleri tüm İslam alemine mal edilmekte ve özellikle Avrupa’da toplumun, Müslüman dünyasına bakışlarında İslamofobik bir yaklaşım yaratmaktadır. Diğer bir ifadeyle bu yaklaşım sonucunda, İslam terörizmle eşitlenerek bütün Müslümanlar şüpheli duruma düşürülmek için kullanılmaktadır. ​IŞİD ve benzeri radikal örgütler, Avrupa’daki ülkelerde yaptıkları eylemleriyle, orada yaşayan Müslümanların üzerinde de bir baskı unsuru oluşturulmasını sağlamakta ve böylece Avrupa’nın terk edilerek Müslümanların kendi ülkelerine dönmesi gerektiği düşüncesini hâkim kılmaya çalışmaktadırlar. Bu durumu şüphesiz Avrupalı aşırı sağcı bazı radikal kesimlerinde arzuladığını unutmayalım.

‘Avrupa’da Müslümanları seyrekleştirmeyi hedefleyen bu saldırılar aşırı sağa hizmet ediyor’

IŞİD’i besleyen üst akıl kaynaklarının, IŞİD ve benzeri örgütler üzerinden Avrupa’da Müslümanların seyrekleştirilmesini hedefledikleri göz ardı edilmemeli. İşte bu durum, Avrupa’daki radikal sağcı kesimlerle IŞİD’i aynı noktaya hizmet eder hale getirmektedir. Böylece bu gruplar arasında karşılıklı çatışma alanları kendini göstermektedir.”

‘ABD ve Fransa’nın Suriye’de yarattığı istikrarsız ortam, PKK ve IŞİD’e oyun sahası oldu’

ABD ve Fransa başta olmak üzere çeşitli Batı ülkelerinin Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıran ortam hazırlayan politikalarının, radikal örgütlerin doğmasının ve güçlenmesinin önüne açtığına değinen Atabay “IŞİD’in temelde beslendiği başta Irak-Suriye gibi Ortadoğu coğrafyasında ve Afrika’daki varlığı, Batılı ülkelerin bu bölgelerde yarattığı istikrarsızlığın bir neticesi olurken, aynı zamanda bunu fırsat bilen radikal unsurların kullanışlı aparat haline gelmelerini sağlamaktadır. Özellikle Suriye’nin kuzey ve doğusunda, ABD ve Fransa’nın yarattığı istikrarsız ortam, PKK ve IŞİD benzeri örgütlerin oyun sahası haline gelmiştir. Burada cezaevlerinde yatan on binden fazla IŞİD militanının bir kısmı ABD desteğiyle geçtiğimiz aylarda YPG/PKK’lılarca cezaevlerinden bazı militanları salıverilmiştir, bu durum hem Türkiye hem de Avrupa için geleceğe dair önemli bir tehdittir” dedi.

‘Avrupa’ya önemli görev düşüyor, Müslüman dünyası da radikal örgütlere prim vermemeli’

Atabay Öte yandan Suriye cezaevlerinde yatan IŞİD’linin yaklaşık yüzde 20’sinin Avrupa kaynaklı teröristlerden oluştuğunu da unutmayalım. Avrupa’ya, kendi iç dinamiklerinde alacağı tedbirlerle eylemlerin önlenmesinde önemli görevler düşmektedir. Müslüman dünyasının da, IŞİD benzeri radikal gruplara hiçbir şekilde prim vermemesi, devlet düzeyinde etkin tedbirlerle ortak mücadele edilmesi noktasında uluslararası işbirliğine her zaman açık olması da mücadeleyi kolaylaştıracaktır diye ekledi.