AKP’li Nurettin Canikli, kendisine yönelik suçlamalara 116 tweetle cevap verdi

0
28
Nurettin CANİKLİ

Eski TMSF yöneticisi olan Gelecek Partili Abdullah Güzelgüder’in Boydak Tüm ortaklık üstünden kendisine yönelik suçlamalarına 116 tweetle cevap veren AKP’li Nurettin Canikli, Slovakya’da yolsuzluk yapıldığı ve ‘belinde silahla’ gezen bir CEO’nun kendisine yakın olduğu iddiasını reddetti. Canikli, Sezgin Baran Korkmaz’ın “Sizde kelepir firma var mı?” sorusunu sordurulmuş olduğu dönemde ise TMSF’den görevli olan bakanın Ali Babacan bulunduğunu belirtti.

Mevzuyla alakalı olarak 116 tweet atan Canikli, Güzelgüder’in Boydak Tüm ortaklık hikayesinde kendisine yönelik icra ettiği suçlamaları reddetti.

Fethullahçı yapıya yakın olduğu nedeni öne sürülerek TMSF’ye devredilen Boydak Tüm ortaklık’in satılmasının kendisi ve Binali Yıldırım tarafınca önlendiğini korumak için çaba sarfeden Canikli, firmanın kayyum yönetimleriyle ‘kâr ettiğini’ ve ‘iyi işletildiğini’ söylemiş oldu.

Canikli, Güzelgüder’in, “Bizler TMSF’de bu kayyımlarla alakalı, onların kendi yakın çevrelerine işler bildiri ettiklerini gördük ve bu tarz şeyleri raporlaştırdık. O çağın Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye aktardık” açıklamasının doğruyu yansıtmadığını iddia ederek, kendisine bu şekilde bir raporun ulaşmadığını, ‘devletin kayıtlarında da bunun yer almadığını’ dile getirdi.

Güzelgüder’in, “Sezgin Baran Korkmaz, ‘Sizde kelepir firma var mı?’ diye sordu” laflarına ise Canikli, o devre TMSF’den görevli bakanın kendisi değil Ali Babacan bulunduğunu belirterek tahsisat verdi.

Şirkete kayyum olarak atanan, Güzelgüder’in iddiasına gore belinde silahla gezen CEO’nun ‘kendisine yakın olmadığını’ korumak için çaba sarfeden Canikli, bu bireyin atandığı dönemde yetkinin kendi bakanlığında değil TMSF’de bulunduğunu beyan etti.

Nurettin Canikli, Güzelgüder’in “Boydak şirketinin yolsuzluk yapılması amacıyla Slovakya’da firma açmış olduğu” iddiasına da cevap vererek, firmanın Almanya’nın, Almanya’da bulunan Boydak’a ilişik firması Türkiye’deki kayyuma devretmemesi sebebiyle bu şekilde bir yolun tercih edildiğini ve amacın yolsuzluk değil ticari etkinlik bulunduğunu öne sürdü. Mevzuyla alakalı olarak Canikli, “Almanya haricinde başka bir Avrupa ülkesi de (örn Fransa) işletme maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle tercih edilmiyor. Hazırlanan fizibilite tutanağı Slovakya’nın bu iş için müsait bir lokasyon bulunduğunu gösteriyor. Fizibilite tutanağının kısa bir özeti bu açıklamalara ek yapılmıştır. Proje Idare tarafınca onaylandıktan sonrasında, Slovakya’da aylık kirası 82.950 Euro, 21.000 metrekarelik kapalı alanı olan bir lojistik üssü kiralanıyor. 10 senelik kontrat yapılıyor” ifadelerini kullandı.

AKP’li Nurettin Canikli’nin 116 parçalık tweet zinciri şöyleki:

“AÇIKLAMA YAPMAK DURUMDA KALDIĞIM İÇİN ÜZGÜNÜM”

1) Evvela bu şekilde bir mevzuda izahat yapmak niteliğinde kaldığım için mutsuz olduğumu anlatım etmek isterim.

2) TMSF bünyesindeki Boydak Tüm ortaklık’de idare heyeti başkanlığı yapmış olan bir bireyin şahsımla alakalı çılgın saçması, çelişkili ve gerçek dışı üstüne kurulu iddialarını ciddiye almayarak başlarda yanıt verme gereği duymadım.

3) Sadece, mevzubahis açıklamaları dinleyen yahut okuyanların informasyon kirliliğinden meydana gelen kafa karışıklığını gidermek ve bu mesnetsiz iddialara ilişik kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için aşağıdaki detayları sizlerle paylaşmak isterim.

4) Bahsedilen birey vakaları ve tarihi bilerek karışmasını sağlayarak şahsımla alakalı negatif bir idrak meydana getirmeye iş yapmaktadır. İlk negatif algıyı, Sezgin Baran Korkmaz adı üstünden aidiyet kurarak meydana getirmeye iş yapmaktadır.

5) Sanki Sezgin Baran Korkmaz’la icra ettiği görüşmeyi yukardan birisinin talebi üstüne yaptığını, bu görüşmeyi de benim TMSF’den görevli Bakan olarak vazife yaptığım dönemde yapmış benzer biçimde bir imada bulunmaktadır. Bu açıklamayı okuyan yahut dinleyen birisi bu biçimde anlamaktadır.

6) Bu şekilde bir algıyı kurmak için ilkin bizim Bakanlık dönemimizle alakalı TMSF’deki iddialarını dile getiriyor, sonrasında Sezgin Baran Korkmaz’la icra ettiği görüşmeyi konu alıyor. Sanki bu vakalar aynı süre diliminde olmuş intibasını oluşturuyor.

7) Açıklamasında, Sezgin Baran Korkmaz’la 2014-2015 yıllarında görüştüğü bilgisini araya sıkıştırıyor; sadece, bu informasyon dikkatten kaçıyor.

Peki olayın aslı-esası nelerdir?

8) 1- Bu birey kendi ifadesine gore; Sezgin Baran Korkmaz’la 2014-2015 yıllarında, ‘Ankara’dan hatırı sayılır bir Mebus’nin girişimiyle’ görüştüğünü söylüyor. 2014-2015 yıllarında TMSF’den görevli Bakan şahsım değildir. Bu zamanda TMSF’den görevli Bakan Ali Babacan’dır.

9) Kısaca Sezgin Baran Korkmaz’la icra ettiği müzakere, Ali Babacan’ın TMSF’den görevli Bakan olduğu dönemde yapılmıştır.

Tam bu aşamada birtakım soruların sorulması icap eder:

10) Bu bireyin Sezgin Baran Korkmaz’la icra ettiği görüşmeden yahut görüşmelerden çağın görevli Bakanı Ali Babacan’ın bilgisi ve onayı var mıdır?

Bu birey Sezgin Baran Korkmaz’la kaç kez görüşmüştür?

11) Açıklamalarından bir kere görüştüğü benzer biçimde bir netice çıkmakta, öteki yandan 2014-2015 yıllarında görüştüğünü anlatmaktadır. Bu da birden fazla kez görüştüğü anlamına gelmektedir.

Görüşmeyi hatırı sayılır bir Milletvekilinin girişimiyle yaptığını söylüyor. Bu Mebus kimdir?

12) Gerçi sonraki cümlesinde, kendini tekzip edercesine ‘Mebus beni aramadı sadece SBK TMSF’ye geldi’ diyor. Bu ne idrak etme geliyor? Mebus SBK ile alakalı olarak girişimde bulunmuş oldu mu bulunmadı mı?

“MUHAFAZAKÂR CAMİAYI TÖHMET ALTINA SOKUYOR”

13) Bir de ‘bizim tutucu toplumun, TMSF’de ucuz firma var mı, demesine alışkınım’ diyor. Bu ifadeyle bütün muhafazakâr camiayı töhmet dibine sokmaktadır. Kendi ifadesiyle, ucuz firma arkasında koşan muhafazakârlar kimlerdir, bu tarz şeyleri açıklaması icap eder.

14) Bu biçimde muhafazakâr toplum töhmetten kurtulur. 2- Bu birey, ‘İmran Okumuş ve 7 adet arkadaşları aşağı yukarı 100 şirkete kayyum olarak atandı. Bunlara 5’er bin liradan kimisine asgari ücretten aylık 3-3.5 milyon lira maaş bütçesi oluşturuldu. Bu bizi üzüntüye sevk etti.

15) Ikimiz de TMSF olarak tavrımızı gösterdik. Sonrasında bürokrasi kurumu bir karar alarak TMSF’yi doğrulayan bir siyaset olarak bu işin mimarı yapmış oldu. Sonradan kayyımlar tasfiye edildi.

16) Bizler TMSF’de bu kayyımlarla alakalı, onların kendi yakın çevrelerine işler bildiri ettiklerini gördük ve bu tarz şeyleri raporlaştırdık. O çağın Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye aktardık.’ diyor.

17) Bir tv programında da ‘hepimiz kayyumların usulsüzlüklerini rapor olarak Nurettin Canikli’ye yolladık, sadece, Bakan hiç bir şey yapmadı’ gibi izahat yapıyor.

18) Bu birey anlatma güçlüğü çekmiş olduğu ve vakaları net bir halde izah etmekte zorlandığı için bu mevzuyu detaylı bir halde söylemeye çalışalım.

19) CMK’ya gore herhangi bir firma hakkındaki; terörün finansmanı, kara para aklama ve CMK madde 133’te sayılan öteki suçlarla alakalı tahkikat başlayınca, davaya bakan mahkeme, firma yöneticilerini görevden uzaklaştırmakta ve firması tedvir etmek suretiyle kayyım ataması yapmaktadır.

20) Mahkemeler genel anlamda avukatlar ve mali müşavirleri kayyum olarak görevlendirmektedir. Kayyımlar firması, ceza soruşturması sonuçlanana ve kesinleşene kadar yönetmektedirler.

21)Ceza yargılaması sonucunda; şayet, firma mahkeme tarafınca kara para aklanması yahut terörün finansmanı hikayesinde suçlu bulunursa, mahkeme tarafınca firma hakkındaki müsadere sonucu veriliyor ve firma bütün malvarlığı ile beraber Devlet’e geçiyor, kayyımların rolü de son buluyor.

22) Ceza yargılaması nihayetinde şayet, firma mahkeme tarafınca suçsuz bulunursa bu durumda firma, sahiplerine iade ediliyor ve kayyımların rolü son buluyor.

23) 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonrasında FETÖ terör örgütü ile irtibatı tespit edilen oldukca sayıda firma hakkındaki mahkemeler tarafınca, kara para aklamak ve teröre finansman sağlamak suçlamasıyla tahkikat ve takibat başlatıldı.

24) Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde, tahkikat ve takibat başlatılan şirketlere davaya bakan mahkemeler tarafınca kayyımlar atanmaya başladı.

25) FETÖ şirketlerinin büyük kısmı muamele hacimleri ve istihdam kapasiteleri yüksek olan, binlerce işçinin çalmış olduğu ve yoğun üretimin yapıldığı firmalar olduğundan, mahkemeler tarafınca atanan kayyımlar tarafınca rasyonel ve ticari teamüllere müsait olarak yönetilmeleri ++

26)+hikayesinde sorunlar çıkmaya başladı. Mahkemelerin odaklandığı nokta organik olarak, ceza davasının neticelenmesi üzerinedir. Geçmişte bu kadar oldukca sayıda, büyük boyutlu ve uzun soluklu kayyım ataması hususu gündeme gelmemişti.

27) Bu biçimde kayyım atanan birtakım şirketlerde zafiyet ve mali yapılarında deforme ortaya çıkmaya başladı. Acilen önlem katılması, rasyonel işleyecek bir mekanizmanın kurulması ve şirketlerin batmaktan kurtarılması gerekiyordu.

28) Hükümetimizin bulmuş olduğu çözüm, bu şirketlere kayyım olarak, firma yönetimi hikayesinde tecrübesi ve informasyon birikimi olan TMSF’nin kayyım olarak atanması oldu.

29) Bununla alakalı yasal düzenlemeler (OHAL KHK’sı ile) tamamlandı, mahkemeler tarafınca görevlendirilen kayyımların görevleri sonlandırıldı. Bütün şirketlerin yöneticileri, kayyım olarak görevlendirilen TMSF tarafınca atanmaya başlandı.

30) Bu düzenlemeden sonrasında firmalar toparlanmaya başladı.

Bugün itibariyle, KHK ile TMSF’nin kayyım olarak görevlendirilmesinin ne kadar isabetli bir karar bulunduğunu görüyoruz.

“KAYYUM ATANAN ŞİRKETLERİN MALİ YAPISINDA KÖTÜLEŞME YAŞANMADI”

31) Bugüne dek TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerden hiç bir tanesinin mali yapısında bir kötüleşme yaşanmadı. Tam aksine ciroları ve kârlılıklarında büyük artışlar yaşandı.

32) TMSF’nin kayyım olarak görevlendirilmesinden sonrasında, kayyımların alacakları ücretlerle alakalı düzenlemeler yapılmış oldu. Birden fazla idare heyeti üyeliği olsa dahi bir birey yalnız bir yerden ücret alabilir hale getirildi.

33) Bir kişiye birden fazla idare heyeti üyeliği verilmesi mecburiyeti ortaya çıkabiliyordu. Sözgelişi, Boydak Grubu’nun kayyım atanan 8 adet firması varsa, her şirketine değişik adların idare heyeti üyesi atanması, şirketlerin yönetilmesini darboğaza sokabilirdi.

34) 5 benlik idare heyeti, Boydak Grubu’nun 8 şirketinde de vazife aldı. Daha kısaca almak mecburiyetinde kaldı. Sadece yalnız bir idare heyeti üyeliğinden maaş aldılar.

35) Öteki yandan, alınan maaşlara da üst sınır getirildi. 10.000 TL ile sınırlandırıldı. Büyük kısmına 7.000 TL YK ödemesi yapılmış oldu.

Şimdi, bu şahsın iddialarına dönelim.

36) TMSF’nin kayyım atanmasından ilkin; mahkemeler tarafınca (Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetki alanıyla alakalı olarak) İmran Okumuş ve 7 bireyin mahkemeler tarafınca kayyım olarak görevlendirildiği, bu kayyımların 100’den fazla şirketten maaş aldığını iddia ediyor.

37) Ek olarak bu kayyımların yakınlarına usulsüz olarak işler verdiğini ve çıkar sağladıklarını ileri sürüyor.

38) Yine etmekte yarar var, bahsetmiş olduğu kişilerin TMSF ile hiç bir ilişkileri olmayıp, mahkemeler tarafınca atanan ve TMSF’nin kayyım olarak belirlenmesinden sonrasında görevleri biten kayyımlardır.

39) Bu kayyımların yaptığını iddia ettikleri usulsüzlükleri raporlayıp, Bakanlığımıza (şahsımıza) gönderilmiş olduğu iddia edilmektedir. Bu iddia doğru değildir. Devletin kayıtlarında bu şekilde bir informasyon ve rapor bulunmamaktadır.

Bakanlığımız döneminde bizlere bu şekilde bir rapor gönderilmemiştir.

40) Ek olarak, bu birey, mahkemeler tarafınca atanan kayyımların usulsüzlük yaptıklarına dair delile ulaşmış ise, yapması ihtiyaç duyulan, alakalı Cumhuriyet Savcılığına ihbarında bulunmaktır. Bu şekilde bir raporun Bakanlığımıza gönderilmesinin bir anlamı bulunmamaktadır.

41) Suçlanan kayyımlar, mahkemelerin atadığı kayyımlar olduğundan Bakanlığımızın bunlar üstünde tahkikat açma, soruşturulmasına izin verme benzer biçimde herhangi hukuki bir yetkisi bulunmamaktadır.

42) TCK’nın 279’uncu maddesine gore, amme adına tahkikat ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı dikkatsizlik eden yahut bu hususta rötar yayınlayan amme görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis ++

43)++cezası ile cezalandırılır.

“SUÇU YETKİLİ MAKAMLARA BİLDİRMEMİŞTİR”

Bu bireyin iddialarıyla alakalı olarak yetkili makam, Bakanlığımız değil alakalı Cumhuriyet Savcılıklarıdır. Açıklamalarından anlaşılıyor ki, bu birey, göreviyle alakalı olarak işlendiğini öğrendiği bir suçu yetkili makamlara bildirmemiştir.

44) TCK’nun 279’uncu maddesinde belirtilen suçu işlemiştir.

Buradan bununla birlikte ihbarında bulunuyoruz. Kendisi de bu suçu işlediğini itiraf etmektedir.

45) Öteki yandan, 8 kayyımın 99 ayrı şirketten maaş almış olduğu iddiasıyla alakalı muhatap, tarafımız değil, bu kayyımları görevlendiren Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemelerdir. Bu yüzden bu mevzuda herhangi bir izahat yapma imkânımız bulunmamaktadır.

46) 3- Bu birey, ‘ben TMSF’nin görevlendirmesiyle BOYDAK’A Idare Kurulu Başkanı olarak atandığımda, şirkete tecrübeli bir CEO gönderilmesini beklerken, Nurettin Canikli 30 yaşında, tecrübesiz, belinde silahlı birini gönderdi.’ İddiasında bulunmakta ve ++

47)++BOYDAK Grubuna CEO atamasını Bakan olarak şahsımın imzaladığını ima etmektedir.

BOYDAK’A CEO ataması yapıldığı tarihte, şirketlerle alakalı hiç bir atamada Bakanlığımızın herhangi bir yetkisi bulunmamaktaydı.

48) Bakanlığa yetki dönemi KHK ile daha sonraki bir tarihte yapılmıştır. BOYDAK CEO’sunun ataması şahsım tarafınca değil TMSF Kurulu tarafınca yapılmıştır. Bu atamayla alakalı belgeler TMSF’nin kayıtlarında bulunmaktadır.

49) 4- Bu birey, ‘Boydak CEO’su daha bir adet koltuk kanepe satmadan derhal bir sponsorluk anlaşması ile geldi önüme. Ben de benden önceki kayyımlara sormuş oldum. ‘Bu basketbol ekibi size sponsorluk için geldi mi?’ dedim. ‘300 bin lira istedi’ dediler.

50) CEO’nun istediği kontrat 2 milyon 800 bin liraydı. ‘Ben bunu imzalamam’ dedim. CEO ile ilk krizimizi orada yaşadık.’ Gibi iddiada bulunmaktadır.

Bu mevzu direkt Bakanlığımızı ilgilendirmiyor benzer biçimde gözükse de, yaşanmış olan anlaşmazlık Bakanlığımıza intikal etmiş olduğu için bilgimiz ++

51) ++dahilinde olan bir mevzudur.

“ABDULLAK GÜL ÜNİVERSİTESİ’NE SPONSOR OLUNDU”

Kayyım atanmadan ilkin Firma, Boydak Ailesinin yönetiminde iken, Abdullah Gül Üniversitesi Basketbol takımına ana sponsor olmuşlar ve ekibi finanse etmişlerdir.

52) TMSF’ye devredildikten sonrasında, kayyım yönetimi, sponsorluk anlaşmasının uzatılmasına mesafeli yaklaşmış, uzatmak istememişlerdir.

53) O dönemde Sayın Abdullah Gül şahsımı telefonla arayarak, Abdullah Gül Üniversitesi Basketbol Takımının sponsorluk anlaşmasının uzatılması ricasında bulunmuştur.

54) Ben de kayyım yönetimine objektif davranmaları, basiretli tüccar benzer biçimde ve ticari teamüllere müsait hareket etmeleri hikayesinde tavsiyede bulundum. İddialarda kastedilen sponsorluk anlaşması, Abdullah Gül Üniversitesi Basketbol Takımının sponsorluk sözleşmesidir.

55) Kayseri ilimizin en büyük tutumsal işletmesi olan Boydak Firması, ticari teamüllere müsait olarak bu beklentinin gereğini yapmıştır. Bu bireyin açıklamalarından, sanki AK Partiye yakın bir kuruluşa yüksek fiyatla sponsor olunduğu gibi bir idrak oluşmaktadır.

56) Bu şekilde bir algının oluşması için de sponsorluk anlaşmasının Abdullah Gül Üniversitesi Basketbol takımına ilişik bulunduğunu ve Kayseri ile alakalı bir toplumsal proje olduğu için asla bahsetmiyor.

57) 5- Bu birey niçin Boydak Holdingin Idare Kurulu Başkanlığı görevinden alındı? Geldiğimiz aşamada cevaplandırılması ihtiyaç duyulan sual budur. Esasında Devlet Yönetimiyle alakalı gizli saklı kalması ihtiyaç duyulan bilgiler vardır.

58) Sadece, bu bireyin kendisi icra ettiği açıklamalarda, görevden alınmasıyla alakalı dönemi bilvasıta olarak itiraf etmiştir. Bu yüzden bu bilgiler kamuya mal olmuştur. Sınırı olan bir ayrıntılar ile bu bilgilerin paylaşılması ve kamuoyunun aydınlatılmasında gereklilik bulunmaktadır.

59) Bu probleminin cevabına geçmeden ilkin kayyım atanan şirketlerle alakalı bir açıklamanın yapılması gerekiyor.

Yukarıda da belirtildiği suretiyle kayyımlar şirketleri, hüküm tarafınca meydana getirilen ceza tahkikat ve kovuşturmaları tamamlanana kadar en iyi biçimde yöneteceklerdir.

60) Şirketlerin mülkiyeti hemen hemen Devlete geçmediği için bu şirketlerin satılması olası değildir. Bu sebeple yargılama sonucunda, firmanın faaliyetlerinde kabahat unsuruna rastlanmamış ise firmalar sahiplerine geri verilecektir.

61) Genel kaide bu olmakla beraber; zarar eden, mali yapısı bozulmuş ve ayağa kalkma imkanı bulunmayan şirketlerin kayyımlar tarafınca yönetilmelerinin bir anlamı bulunmamaktadır. Bu sebeple bu tür firmalar eksi katma kıymet üretmekte ve gün geçtikçe kıymet kaybetmektedirler.

62) Bu yüzden bu şirketlerin; daha çok kıymet kaybetmeden bir an ilkin satılarak, elde edilmiş meblağın bir amme bankasında bloke edilerek nemalandırılması, mahkemenin firma hakkındaki müsadere sonucu vermesi halinde, satış bedelinin nemasıyla beraber Gömü’ye aktarılması, ++

63) ++sahiplerine iade edilmesi sonucu çıkması halinde ise satış ücretinin nemasıyla birlikte firmanın sahiplerine verilmesi en rasyonel yöntemdir.

64) Bir de özelliği olan ve oldukca hususi alaka ihtiyaç duyulan etkinlik alanlarında iş icra eden, kayyım mantığı ile yönetilmesi olası olmayan şirketlerin de satılarak, satış bedellerinin yukarıdaki biçimde işleme doğal olarak tutulması son aşama önemlidir.

65) Bunlara örneğin kayyım atanan hayvan çiftlikleri ile cephane üreten firmalar örneğin verilebilir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, devamlı ve yoğun alaka ve ihtisas isteyen ve takip edeni gerektiren işlerdendir.

“KAYYUMLARLA YÖNETİMLERİ SÜRDÜRÜLMESİ İMKÂNSIZDIR”

66) Kayyım kanalıyla yönetimlerinin sürdürülmesi nerede ise imkânsızdır. Sadece, bu işten anlayan reel sahipleri tarafınca yönetilmeleri halinde ayakta kalabilecek tutumsal kuruluşlardır. Benzer bir değerlendirme askeri cephane üreten firmalar için de geçerlidir.

67) Bunların haricinde kalan ve hasılat elde ederek kaynak üreten şirketlerin ise yargılama sonuna kadar kayyımlar tarafınca, ticari teamüllere müsait ve basiretli bir tüccar benzer biçimde yönetilmeleri bir zorunluluktur.

68) Bu konum OHAL KHK’ları ile de yasal bir düzenlemeye kavuşturulmuş ve hükme bağlanmıştır.

69) Bu yasal ve ticari gerekliliklere karşın, bu bireyin Boydak’a TMSF tarafınca idare heyeti başkanı olarak atanmasından kısa bir müddet sonra piyasadan Boydak firmalarının satılacağı gibi bilgiler gelmeye başladı.

70) Hatta Boydak firmalarının satışıyla alakalı olarak kapalı kapılar peşinde pazarlıklar icra ettiği, satış tutarları belirlediği, hatta komisyon rakamlarının bile konuşulduğuna ilişik bilgiler yoğunlaştı.

71) Bu şekilde bir durumun olması halinde sistemin tamamen çökeceği, FETÖ terör örgütünün ilerde internasyonal mahkemeler yöntemiyle şirketlerini geriye alabileceği, bunun da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Gömü’sinin altından kalkamayacağı mali yükün dibine sokabileceği ihtimaller++

72) ++ kendi aramızda konuşulmaya başlandı. Son aşama tehlikeli bir sürecin başlamasına müsaade edilemezdi. Boydak firmasını satmak için çok isteyen bu bireyin Boydak idare heyeti başkanı olarak kalması da olası değildi, bu gerekçeyle YK başkanlığı görevinden alındı.

73) Ek olarak, şirketlere YK üyeliği ve CEO tayin yetkisi; OHAL KHK’sı ile TMSF’den alınıp alakalı Bakan’a verildi ve bu biçimde şirketlerin satış tehlikesi bertaraf edildi.

74) Bu birey Boydak şirketlerini satmak için ciddi bir gayret gösterdiklerini, bu çabalarını Başbakan Binali Yıldırım ile Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin engellediğini tv konuşmalarında açıkça İTİRAF ediyor.

75) Bakın neler söylüyor: ‘Yöneteceğiniz yapılar milyar dolarlık yapılar. Bugün Boydak Grubu dediğiniz süre Türkiye’nin ilk şirketleri içinde. Siz oraya atadığınız kayyımla bir risk alıyorsunuz.

76) O firması oldukca fena yönetip kıymetini düşürüp, 1 milyar dolara aldığın firması 500 milyon dolara düşürmek benzer biçimde bir riskle de yüz yüze kalıyorsunuz. Bu yapıları tedvir etmek oradaki memurların yapabileceği işler değil.

77) Deneyim gerektiren, informasyon gerektiren, piyasa deneyimi gerektiren görevler. Oralara idare kurullarına tayin yaptığın süre mecburen oradaki daire başkanlarından, uzmanlardan vs. idare kurulları oluşturuyorsunuz.

78) Bu riski gördüğümüz için satış yönünde bir girişimde bulunduk fakat Nurettin Canikli ve Binali Yıldırım tarafınca oldukca kabul görmedi. O şirketleri tedvir etmek istediler.’ Evet, aynen bu şekilde diyor.

79) Bu bireyin Boydak Idare Kurulu Başkanı olduğu dönemde, Boydak şirketlerini satmak için ciddi gayret sarf etmiş olduğu anlaşılıyor. Bu birey bu şirketlerin satılmasının yasaya aykırı bulunduğunu bilmiyor mu? Normal olarak biliyor.

80) Sadece, yasaya aykırı olması durumunda Idare Kurullarının satış yetkiler bulunmaktaydı. Demek ki o zamanlar kapalı kapılar peşinde Boydak şirketlerinin satışıyla alakalı pazarlıklar yapıldığı ve ciddi komisyon rakamlarının konuşulduğuna ilişik bilgiler doğruymuş.

81) Açıkça, bu şirketlerin satışı yönünde bir girişimde bulunduklarını itiraf ediyor. Satış yönünde bir girişimde bulunmak, şirketleri satmak için pazarlık yapmayı da kapsar.

82) Boydak şirketlerinin bu birey ve beraber hareket etmiş olduğu kişiler tarafınca birilerine peşkeş çekilmesi izin verilmemiştir.

Öteki yandan, bu şirketlerin satışı için ortaya koyduğu gerekçelerin hiçbirisinin geçerli olmadığı bugün ortaya çıkmıştır.

“HİÇBİR ŞİRKETİN PİYASA DEĞERİ AZALMAMIŞTIR”

83) Şundan dolayı Boydak şirketleri başta olmak suretiyle kayyım atanan şirketlerin hepsi hasılatlarını, karlılıklarını ve piyasa değerlerini artırmışlardır. Asla birisinin piyasa kıymeti, ciddi ekonomik dalgalanmalara ve şoklara karşın azalmamıştır.

84) Bu parlak tablonun ortaya çıkması elbet tesadüfî değildir. YK üyelikleri ile CEO tayin yetkisinin, OHAL KHK’ları ile TMSF’den alakalı Bakana geçmesinden sonrasında temsil yeteneği olan, birbirini denetleyen ve idare kapasitesi kuvvetli, genel anlamda 5 ve 7 benlik YK oluşturulmuştur.

85) Idare heyeti başkanlıklarına, valiler, kaymakamlar yahut üst seviye amme görevlileri getirilmiştir. Idare heyeti başkan yardımcılıklarına yeniden kamudan, defterdar, vergi dairesi başkanı yahut vergi müfettişi göreve getirilmiştir.

86) Hususi sektörden ise bir mali müşavir, bir avukat ve bir de TMSF personelinden bir sorumlu idare heyeti üyesi yapılmıştır. Şirketlere CEO olarak da hususi sektörden, kabiliyetli ve idare yeteneği yüksek dinamik kişiler atanmıştır. Sözgelişi, Koza firmalar grubunun başına ++

87)++egemen kökenli Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Ergin Ergül, Boydak Idare Kurulunun başına Fon Kurulu üyesi Yılmaz Şener, sonrasında TMSF Başkanı olan Muhittin Gülal, Giresun’daki Akın Çorap şirketlerinin başına Giresun Valisi Hasan Karahan getirilmiştir.

88) Tüm bunların haricinde, üst seviye Vergi Müfettişlerinden bir kontrol kadrosu oluşturulmuş ve şirketlerin hem mali yapılarındaki gelişmelerin takip edeni ve aynı zamanda harcamaların denetimi sağlanmıştır.

89) Bu idare yapısı, hem şirketlerin piyasa kuralları çerçevesinde yönetilmesini elde etmiş ve aynı zamanda kuvvetli otokontrol mekanizması yardımıyla suiistimal ortamının oluşumu izin verilmemiştir.

SLOVAKYA İDDİALARI…

90) 6- Bu bireyin açıklamalarında en oldukca dile getirmiş olduğu hususlardan bir tanesi de Boydak Firmalar Grubu’nun Slovakya Projesi ile alakalı iddialarıdır.

91) Son zamanların CEO’su tarafınca Slovakya projesinde yolsuzluk yapılacağını ve bunu kendisinin engellediğini, ek olarak bu projede Boydak Firması’nin zarara uğratıldığını iddia etmektedir.

92) Bu mevzu daha ilkin de gündeme gelmiş ve Bakanlığımıza intikal ettirilmişti. Bu mevzuyla alakalı olarak Bakanlığımız tarafınca kapsamlı araştırma yaptırıldığı için mevzunun ayrıntılarına vakıf durumdayız. Bu meseleyi detaylı bir halde söyleyelim.

93) Boydak Tüm ortaklık’in Avrupa’ya olan ihracatı, Almanya’da kurulu ve sermayesinin hepsi Boydak Holdinge ilişik bir firma tarafınca yürütülmekteydi. Firmanın temsil yetkisine sahip Genel müdürü, Boydakların akrabası, teyze evlatları olan bir kişiydi.

94) Boydak Firması’nin TMSF’ye dönemi, sermayesinin hepsi Türkiye’deki Boydak Firması’ne ilişik olan Almanya’daki bu firması de kapsamaktaydı. TMSF’nin oluşturduğu idare, görevinin ve sorumluluğunun gereği olarak Almanya’daki bu firması de devralmak istedi.

95) Daha kısaca, Almanya’daki Firmanın kayyım heyetine devredilmesini istek ediyorlar. Ama Almanya’daki Genel Müdür; kayyım heyetini tanımadığını, Boydak şirketinin sahibi olarak Boydak’ları kabul ettiğini, ++

96) ++kayyım heyetinin yasadışı bulunduğunu söyleyerek Almanya’daki firması kayyım heyetine teslim etmiyor, hatta kayyım heyetinin gönderilmiş olduğu personelin Şirkete girmesine dahi izin vermiyor.

97) İdari ve hukuki yollar kullanılarak Firma devralınmaya çalışılıyor, sadece Alman makamları destek olmuyorlar, Almanya’daki Genel Müdürden yana tavır koyuyorlar ve sermayesinin hepsi Türkiye’deki Boydak Firması’ne ilişik olan Almanya’da kurulu firmanın Kayyım heyeti ++

98)++tarafınca devralınmasını hukuka aykırı bir halde engelliyorlar. Netice itibariyle kayyım heyeti Almanya’daki firması devralamıyor. Ayrıca Boydak’ın Avrupa’ya ihracatı tamamen kesiliyor.

99) Bu sebeple bütün Avrupa’nın büyük kısmına mal dağıtımı Almanya’daki bu lojistik merkezinden gerçekleştirilmektedir. Ek olarak Almanya’da, mülkiyeti şirkete ilişik 13.750 m2’lik dağıtım tesisi de mevcuttur.

100) Ayrıca kayyım heyeti firması alabilmek için Alman yargısı nezdinde dava açıyor.

Alman makamlarının taraflı tutumu sebebiyle oluşturulan davadan oldukca fazla pozitif bir beklentileri de bulunmamaktadır. Nitekim sonrasında Boydak Firması Almanya’daki davayı kaybediyor.

101) Kayyım Heyeti, (Boydak Firması’nin Idare Kurulu), Avrupa’ya ihracatı yeniden başlatmak suretiyle yeni bir organizasyon ve satış ağının oluşturulmasına karar veriyor. Bahsedilen CEO, yönetime bir proje sunuyor.

102) Projeye gore, lojistik merkezinin Almanya’dan Slovakya’ya taşınması öneriliyor. Bu sebeple Almanya’da Boydak ürünlerinin satış yetkisi, Boydakların teyze oğlu tarafınca yönetilen ve kayyım heyetinin devralamadığı şirkete verilmiştir.

“ALMANYA’DA İZİN VERMEYECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORLAR”

103) Yeni kurulacak şirkete Almanya’da Boydak ürünlerinin satışına ve faaliyetine izin vermeyeceklerini düşünüyorlar. Ek olarak oluşturulan davanın da kazanılma ihtimalini görmüyorlar.

104) Almanya haricinde başka bir Avrupa ülkesi de(örn Fransa) işletme maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle tercih edilmiyor. Hazırlanan fizibilite tutanağı Slovakya’nın bu iş için müsait bir lokasyon bulunduğunu gösteriyor. Fizibilite tutanağının kısa bir özeti bu açıklamalara ek yapılmıştır.

105) Proje Idare tarafınca onaylandıktan sonrasında, Slovakya’da aylık kirası 82.950 Euro, 21.000 (yirmibirbin) metrekarelik kapalı alanı olan bir lojistik üssü kiralanıyor. 10 senelik kontrat yapılıyor.

106) Kısaca Avrupa’nın lojistik üssü olarak kullanılmak suretiyle aylık kirası 82.950 Euro olan 21.000 metrekare kapalı alanına haiz gayrimenkul 10 yıllığına kiralanıyor. Yolsuzluk yapılacak denilerek, gürültü koparılan proje bundan ibaret.

107) Almanya’daki lojistik üssü bırakılıp Slovakya’da büyük bir üs oluşturuluyor ve Firma zarara uğratılıyor, gibi iddiada bulunuyor. Almanya’daki şirkete kayyım heyeti tutum edemiyor ve gelecekte de tutum etme imkânı bulunmamaktadır.

108) Tam da bundan dolayı, Slovakya’da lojistik üssü kiralanıyor. Akla, mantığa sığmayan bir tehlikeli sonuç.

Boydak şirketinin 10 sene süresince mecburiyet dibine sokulduğu iddia edilmektedir.

109) Bu şekilde bir yatırım için kiralama süresinin kısa olması Boydak açısından elbet rasyonel olmaz, Boydak önünü göremez, lojistik merkezine yatırım yapması imkansız. Bu şekilde bir iş için uzun vadeli kiralama gereklidir.

110) İşin ilgi çekici tarafı, bu bireyin iddiasında somut olarak nerede yolsuzluk yapıldığı belirtilmemektedir. Kira ücretinin yüksek olduğu iddia edilmiyor, CEO yahut başkasının haksız hasılat sağladığına ilişik somut bir suçlamada bulunmuyor.

111) Buna karşın genel ifadelerle ufak bir yolsuzluk yapıldığı, büyük yolsuzluğun zorla izin verilmediği, yarım ağızla anlatım ediliyor. Peki, yolsuzluk nerede? Asla kimse somut bir yolsuzluğu ortaya koyamıyor. Sadece yolsuzluk var diye ortalık ayağa kaldırılıyor.

112) Ortaya çıkan bu kuru gürültü sebebiyle ne yazık ki sonrasında proje Boydak Yönetimi tarafınca iptal edilmiştir. Sözleşmenin iptaline kadar geçen müddette 8 aylık kira ödemesi yapılma, lojistik merkezi için meydana getirilen harcamalar boşa gitmiş, sözleşmenin süresinden ++

113)++ilkin Boydak tarafınca tek taraflı iptal edilmesi sebebiyle cezai şartlar çerçevesinde ödemeler yapılma ve proje tamamen ortadan kaldırılmıştır. Slovakya projesinin iptal edilmesi Boydak Firması’nin Avrupa’da faaliyette bulunmasının ve büyümesinin önünü kapatmıştır.

114) Bugün itibariyle Boydak ürünleri Avrupa’ya ihraç edilmiyor. Hem Boydak ve aynı zamanda Türkiye ekonomisi açısından minimum 100 milyon dolar ücretinde bir ihracat kaybı laf mevzusudur.

115) Almanya’daki dava da kaybedilmiş ve kayyım heyetinin Almanya’daki firması devralma ve tutum etme imkânı kalmamıştır. Boydak Avrupa’da kan yitirmiş, Avrupa’ya mal ihraç edemez hale gelmiştir. Bu sonucun sorumluları olması icap eder.

116) Sorumlulardan bir tanesi, televizyonlarda gerçek dışı ve iftiralarıyla Boydak yönetiminin başlatmış olduğu son aşama mühim Slovakya projesinin iptaline yol açan bu kişidir.

CANİKLİ HAKKINDA NE İDDİA EDİLMİŞTİ?

Halk TV’de piyasaya sürülen Can Coşkun ile Haber Masası’na programına katılan eski TMSF yöneticisi Gelecek Partili Abdullah Güzeldülger, TMSF’de Tahsilat Daire Başkanı olduğu dönemde SBK Tüm ortaklık’in patronu Sezgin Baran Korkmaz’ın gelmiş olarak, “Siz de kelepir firma var mı?” diye kendisine sorduğunu açıklamıştı.

“2014-2015 daha Sezgin Baran Korkmaz’ın tanınmadığı, kamuoyunca oldukca bilinmediği fakat Amerika’deki Kingston kardeşlerle ilişkisini nakde tamil etmiş olduğu ve Türkiye’yi ana para aktardığı devre olsa gerek..” diyen Güzelgüder, şunları söylemişti:

“Parasal kaynağının gücü ile Ankara’daki irtibatları, ilişki ağları genişledi. Bakanlar, milletvekilleri, cumhurbaşkanlığı ofisinde çalışanlar… Kimisini maaşa bağlamış, kimisini Paramount Oteli’ne götürüp dinlence yaptırmış. Bu şekilde bir Sezgin Baran Korkmaz geldi geçti.

Ben onun bu şekilde bir probleme yol açacağını biliyordum. Beş dakikada sahtekar bulunduğunu anladım fakat cumhurbaşkanlığı ile o denli yakın bir ilişkiye girdi ki… Devletin sistemi, süzgeci anlayamadıysa yazıklar olsun şu demek oluyor ki.”

Nurettin Canikli tarafınca gönderildiğini dediği belinde tabanca olan 30 yaşındaki CEO iddiasına ilişik de konuşan Güzeldülger şöyleki devam etmişti:

“İmran Okumuş ve 7 adet arkadaşları aşağı yukarı 100 şirkete kayyum olarak atandı. Bunlara 5’er bin liradan kimisine asgari ücretten aylık 3-3.5 milyon lira maaş bütçesi oluşturuldu. Bu bizi üzüntüye sevk etti. Ikimiz de TMSF olarak tavrımızı gösterdik. Sonrasında bürokrasi kurumu bir karar alarak TMSF’yi doğrulayan bir siyaset olarak bu işin mimarı yapmış oldu. Sonradan kayyumlar tasfiye edildi. Bizler TMSF’de bu kayyumlarla alakalı, onların kendi yangın çevrelerine işler bildiri ettiklerini gördük ve bu tarz şeyleri raporlaştırdık. O çağın Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye aktardık.”

“HİÇBİR TECRÜBESİ OLMAYAN BİRİNİ CEO OLARAK GÖNDERDİLER”

“Sonrasında ben Boydak Gruba CEO olarak atandım. Ulusoy Lojistik’ten hiç bir tecrübesi olmayan birini CEO olarak gönderdiler. Finans eğitimi, iş eğitimi yok. Daha ikinci gün bir sponsorluk dosyası ile geldi bana. Bizlerden ilkin mahkemenin kayyum olarak atadığı kayyumlara sormuş oldum. Onlar da geldi fakat 300 bin lira istedi dediler. Bana 2 milyon 800 bin lira dedi.”

“FETÖ ŞİRKETLERİNE GANİMET GÖZÜYLE BAKILDI”

“Bunun ardından bir yolculuk programı düzenledi kendisine. Bir satmaca ile geldi. 40 bin dolarlık bir satmaca. Boydak’ın hususi uçağı, THY’den uçma imkanı var mı? Var, niçin bu satmaca diye sormuş oldum. Ben bunu gündem edince baktı iş başka noktaya gidecek faturayı derhal geri çekti. Böylelikle şüphelerimi doğrulayan sinyaller verdi.

Nurettin Canikli tarafınca gelen talimatlar doğrultusunda imza sirkülerindeki ‘ve’, ‘yahut’ olarak değiştirildi. Idare Kurulu Başkanı ‘yahut’ öteki üyeler oldu. Böylelikle idare heyeti başkanı mühim işlerden bypass edilmiş oldu.

FETÖ şirketleri dediğimiz süre bu şekilde bir ganimet gözüyle bakılmaya başlandı. Bu ganimetse 80 milyonundur. Senin, benim ganimet gözüyle bakması abestir.”

SLOVAKYA’DA YOLSUZLUK İDDİASI

Güzelgüder, Karar TV’deki açıklamalarında ise Canikli tarafınca gönderildiğini dediği CEO İmran Okumuş’a dair yolsuzluk iddiasında bulunmuştu. Güzeldülger, şunları dile getirmişti:

“Bunu ben takip ettim. BOYDAK grubunun Almanya’da mülk kaynağı vardı. Bu mülk depoyu bırakıp Slovakya’da yeni bir depo kiralama buluş etti. Bunu idare kuruluna bir proje olarak söyledi. Idare Kurulu Başkanı’nı uyardım. ‘Bakın, bu proje zorlu’ dedim. Projeyle alakalı detaylara girdiğimizde de firmanın verilerini indirdik. CEO’nun Slovakya’da kendisinin lojistik müdürüyken kurduğu bir firması bulunduğunu bulduk. O firmanın kanuni temsilcisine yeni bir firma kurdurduğunu tespit ettik. Bu şirketle de BOYDAK içinde imza atmak istediğini anladık. Senelik 1 buçuk milyon euro artı ucu aleni harcamalarla 10 senelik geri dönülemez bir kontrat imzalatmaya kalktı. Firmanın adı de TEFELA’ydı. Evlatlarının isimlerinin baş harflerini koyuyor. Tunç, Efe, Laçine.”